Kadın futbolu kapitalist iştahı kabartıyor!

FIFA Dünya Kadın Futbol Kupası Fransa’da 7 Haziran tarihinde Fransa ve Güney Kore arasında oynanan maçla start aldı. Fransa’nın Paris, Lyon, Gronoble, Nice, Montpellier, Rennes, La Havre, Valenciennes, Reims şehirlerindeki toplam 9 statta oynanacak olan  turnuvada 24 milli takım yarışıyor. Bir ay sürecek turnuva 7 Temmuz’da Lyon şehrindeki 59 bin kapasiteli Parc Olympique Lyonnais Stadı’nda oynanacak final karşılaşmasıyla son bulacak.

Kadın futbol turnuvalarında erkelere kıyasla herhangi bir kural farkı bulunmazken erkeklerin oynadığı futbol kadar ilgi görmüyor. Geçtiğimiz yıl Rusya’da oynanan Futbol Kupası’nı hatırlayın. Aylar öncesinden hazırlıkları konuşulan, Rusya’da özellikle oyunların oynandığı şehirlerde otellerin bir yıl önceden dolduğu, ülke liderlerinin tribünleri süslediği, tüm ülkelerde canlı olarak televizyon kanallarında gösterilen maçlara tanıklık etmiştik. Milyonların evlerde ve sokaklarda kilitlendiği maç sonralarında sokaklar şenlik alanlarına dönüşüyor, aynı anda dünya devi markaların amblemleri beynimize televizyon ekranından, sokak bilbordlarından, kurulan stantlardan hücum ediyordu. Oysa kadın futboluna ilgi böyle değil. Örneğin ilk gün oynanan Fransa – Güney Kore arasındaki maç sonrası Fransa’nın 4 gollük galibiyeti sokaklara yansımadı. Kornalar çalmadı. Sabaha kadar devletin desteklediği gösteriler düzenlenmedi ya da trafik bundan dolayı kilitlenmedi. Kadınlar adına burada sevineceğim bir şey var elbet, erkek futbolu gibi şiddet üretmiyor! Bu artı paydanın karşısında kadın futboluna karşı ilgisizliğin direkt cins ayrımıyla ilintili olduğu açık.

Kadınlar erkeklere oranla futbolu daha yavaş oynuyor ama  tıpkı erkekler gibi teknik olarak yüksek seviyede futbol oynuyorlar. Uluslararası turnuvalarda ve lig maçlarında kadın futbolcuların güzel serbest vuruş gollerine ve estetik çalımları sahaları doldururken, tribünleri dolduran seyirciler erkek futbolunda olduğu gibi hop oturup kalkmıyor. Erkeklere kıyasla daha az faul yapılan kadın futboluna  ilgi erkek futboluna göre sadece seyirci açısından değil dünya devi markalar tarafından da benzer bir ilgisizlikle karşı karşıya. Maddi anlamda markalar sponsor olmaktan kaçıyor. Bu nedenle kadın futbolcuların aldığı ücretler erkeklere göre çok düşük. Bu sponsor desteği, maç yayını gelirleri ve stada gelen taraftar sayısının az olması vb şeklinde devam ediyor. Aradaki farkı anlamak için örneğin ABD’li kadın futbolcu Marta Vieria senelik 400 bin dolar ücret alırken, Ronaldo 30 milyon euro alıyor. Yıl boyunca sponsor ve reklam gelirleriyle Ronaldo bu rakamı ikiye katlarken aynı şey kadın futbolcular için geçerli değil.

Bu nedenle Fransa’da bir ay boyunca oynanan maçlara dünya kilitlenmiş gözükmüyor. Sokaklarda şiddete tanık olmayacağız. Çünkü kadın futbolu etrafında markaların rekabeti taraftar azlığı nedeniyle aynı şekilde yürüyor. Paranın ve kapitalist ilişkilerin çevrelediği futbol sektöründe kadınlar, ilgisizliğe karşın naifliğiyle futbolunu oynayıp kupasını alacak! Bu nedenle Fransa maçında tribünde zıplayan bir Macron’u göremiyoruz. Aynı durum oynanan maçlarda diğer dünya liderleri için de geçerli olacak!

Yazarın diğer yazıları