Kadın özgürlük devrimi

Tarihten günümüze uzanan kadın direnişleri ve bıraktıkları miras, her yüzyıla başka deneyimlerle damgasını vurdu. Her dönem dünyanın başka bir kıtasında farklı ırk ve halklardan kadınlar, sömürü, diktatörlük ve faşizmin yüzü, gerçeği olan eşitsizlik, adaletsizliğe karşı başkaldırdılar. Onlardan günümüze taşınan sözler, deneyimler geçmiş tarihe canlı birer tanık olmamıza vesile oldu. Tarihin bilinen ilk kadın ordularından olan Mino’lardan YPJ’ye uzanan bir tarih bu…

“No Passaran” (Geçit Yok) sloganının yaratıcısı olan Dolores’ten faşizme karşı direnişin sembol ismi olan Lucia Sanchez Saornil’e, Olympe de Gouges’den Simonê de Beauvair’e ve onlardan Arîn Mirkan’a kadar taşınan kadınların direniş mirası, Kuzey ve Doğu Suriye’de tüm kadınları ataerki gericiliğe karşı kadının özgürlük devrimini gerçekleştirmeye davet ediyor.

Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlar; “Kadın devrimi hala sonuçlanmamıştır. Çünkü kadınlar halen katlediliyor, şiddete maruz kalıyor ve zorla evlendiriliyor. Kadınların fikir ve özgür ahlaktan mahrum kalmaması ve örgütlenmesi için güç ve enerjimizi birleştirmeliyiz” çağrısı yapıyor.

Yoğun savaşın sürdüğü süreçlerde bile örgütlenmeyi ve mücadelenin her alanına aktif katılmayı esas alan Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlar, özgür ve demokratik bir Suriye’nin inşaa çalışmalarına bundan sonra da daha aktif katılma ve gelecekte söz sahibi olmak, belirleyici bir rol üstlenmek için örgütlenmelerine hız veriyorlar. Tüm Suriyeli kadınları kapsayan Suriye Kadın Meclisi oluşumundan sonra bu kez de Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi kuruluşunu ilan etti.

14 Haziran günü gerçekleşen kuruluş kongresi, oldukça renkli ve ilginin yoğun olduğu bir kongreydi. Ermenisi, Süryanisi, Kürdü, Arabı, Türkmeni ve Çerkezi geleneksel kültürel kıyafetleriyle kongre salonundaki yerini almıştı. Son 9 yıllık süreci yoğun savaş ve çatışmalar içerisinde geçiren bu kadınlar, cesaretin, azmin ve direnişin birer sembolüydüler aynı zamanda. Coğrafyaları için ne ölümü, ne işgali ne de yıkımı bir kader olarak kabul etmeyen bu kadınlar, bir tek özgürlüğe inanıyor. Başta coğrafyaları olmak üzere kendileri de bundan sonra ancak özgürlüğü kuşanacaklarını, başka hiçbir çözümü kabul etmeyecekleri iddiasını taşıyorlar. Demokratik bir Suriye’nin inşası için hazırlanacak anayasadan tutalım, diğer tüm sorunlara kadar kadınlar söz sahibi olmak ve karar mekanizmalarında aktif yer almayı amaçlıyorlar. Tabii bununla birlikte önemle dikkat çektikleri bir diğer husus ise başlatmış oldukları kadın devrimini sonuçlandırmak. Başta aile içinde olmak üzere hayatın her alanında kadınların eşit haklara sahip olmasını; hem toplumu hem de kadınları bu temelde bilinçlendirmeyi, örgütlemeyi hedefliyorlar.

Önümüzdeki günler, kadınların Kuzey ve Doğu Suriye’de başlattıkları bu yeni mücadele ve örgütlenme hamlesinin daha da yaygınlaşmasıyla geçecek gibi…   

Kadınların ortaklaşma, dayanışma ve birlik anlayışı kadınların yaşadığı eşitlik ve özgürlük sorunları ekseninde sağlanmakla birlikte ulus ve ülke sorunlarını da kapsayan bir ortaklaşma, dayanışma ve birliktir. Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi’nin kuruluş kongresinde buna bir kez daha tanıklık ettik. Türk devletinin işgal saldırıları altında olan Başur Kürdistan’dan 12 kişilik bir kadın heyetinin kongrede hazır bulunması dikkat çekici gelişmelerdendi. KDP dışındaki birçok siyasi partinin Kuzey ve Doğu Suriye’deki kazanımları savunduğu, devrim ve mücadele sürecine destek sunduğunu 9 yıllık mücadele süreci boyunca da gözlemledik. Kürtlerin ulusal birliğine gidecek yolun da kadınlar eliyle inşa edileceğine dair inancım bu tablo karşısında daha çok güçlendi. Bölen, parçalayan ve Kürt halkını birbirine karşı düşmanlaştıran anlayış ve yaklaşımlara karşı da öldürücü darbeyi kadınların vuracağına inanıyorum. Kürsüye çıkan herkesin vermiş olduğu mesajlar kadın birliği, ortaklaşması, dayanışması ve bu enerjinden doğacak özgürlük, eşitlik ve adaletti.

Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan kadınların hayat ve mücadele deneyimlerine tanıklık etmek ve onları dinlemek için kıtaları aşıp gelen kadınlar da vardı. Aralarında antropolog, sinemacı, gazeteci, araştırmacıların olduğu Amerika’dan gelmiş 11 kişilik kadın heyeti, hem büyük bir şaşkınlık hem de hayranlık ifade eden bakışlarla koca bir salonu hınca hınca dolduran, rengarenk kıyafetleriyle dikkatleri üzerine çeken kadın topluluğuna bakıyorlardı. Araştırılmaya, incelenmeye değer bir kaynak olarak görülse de Kuzey ve Doğu Suriye’deki mücadele deneyimleri, bir şekilde diğer kıtalardaki kadınlara da ulaşması gerekir. Çünkü bu çağın kadın özgürlüğüne giden yolun haritasını Kürt, Arap, Süryani, Ermeni, Çerkez ve Türkmen kadınlar bu coğrafyada hep birlikte oluşturuyor.

Yazarın diğer yazıları