Kadınlar ve moda

“Biri kurbağa öper, biri yüzyıllarca uyur, biri yedi cüceyle yaşar, biri kuleye kapatılır. Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor.”

                                                             Turgut Uyar

Daha çok kadınlara hitap eden ve onları hedef kitle olarak gören moda sektörü, 19. yüzyılı ‘güzellik çağı’ olarak adlandırıyordu.

‘Güzellik Miti’ adlı kitabında, kadınların incecik olmasına odaklı bir kültürün aslında kadının dış görünümüyle değil, onun itaatkâr olmasıyla ilgilendiğini anlatan Naomi Wolf şöyle diyor: “Kadınlar politikleşip sosyal hayatta güçlendikçe yeni bir set çekildi. Biz domestik rollerimizden sıyrıldıkça, bu güzellik efsanesi daha da yaygınlaştı.”

Günümüzde her dört kadından birinin ‘güzelleşmek’ amacıyla diyette olduğunu düşünürsek…

“Diyet yapmak kadınların tarihindeki en güçlü politik yatıştırıcıdır; sessizce delirmiş nüfus kolayca kontrol edilebilir” diyor Wolf.

Kadın bedeni üzerindeki baskı ilk olarak korselerle başladı. Erkek egemen zihniyet, bununla kadını özünden uzaklaştırarak, onu cinsel bir objeye çevirmeyi hedefliyordu. Bedenin her noktasını kontrol eden, karnı içeriye itip göğüsleri öne doğru çıkarırken kadınları nefessiz bırakan ve her detayı ayrıntılarına kadar planlanmış bu korseler, iç organların yüksek derecede baskılanması sebebiyle kadınlarda organ deformasyonlarına, kaburgaların kırılmasına hatta düşük yapmaya sebep oluyordu.

Kadınların kaburgalarını kıracak kadar sıkılan ve onların nefesini kesen korseden kurtulması, kadının politik anlamda özgürleşmesiyle gerçekleşti.

Diyet ve zayıflama modası kadınların oy kullanma hakkı elde ettiği 1920’li yıllara dayanıyor. Zayıflık trendinin yükselmesi ise zayıf bir erkek çocuğunu andıran Twiggy ile başlıyor. Bu ise tam doğum kontrol haplarının icat edildiği ve kadınlarının üreme özgürlüklerini eline aldığı bir döneme denk geliyor. Bu dönemde, kendi hayatı ve çevresi üzerinde etkili olmaya başlayan kadınlar, erkek egemen zihniyet tarafından cezalandırılmaya çalışılıyor.

Kadınlara verilen değer gittikçe azalırken, onların kıyafetleri ya da nasıl göründüğü hiçbir zaman sadece kıyafet veya imajdan ibaret olmadı aslında. Kadınların büyük bir mücadele sonucu değiştirdiği sosyal rolleri sonrasında, kapitalizm “güzellik endişesini” bir silah gibi dayadı kadının kafasına. Naomie Wolf, bunu şöyle açıklıyor; “Kilolarından nefret eden kadın, aslında kadınlığından nefret etmektedir. Açlık, başarılı kadınları bile zayıf hissettir, zayıf düşürür.”

1968 yılında Amerika’da yapılan bir güzellik yarışmasını protesto eden feminist kadınlar, “özgürlük kutusu” diye adlandırdıkları bir çöp kutusuna, başta sutyen olmak üzere kadınlar için bir baskı aracı olarak kabul ettikleri topuklu ayakkabı, makyaj malzemeleri ve aslında kadınları kadın olmaktan uzaklaştıran ve birer rating malzemesi haline getiren içi boşaltılmış kadın dergilerini attı.

2018’in neredeyse bittiği şu günlerde bile moda sektörü kadının bedeninden elini çekmeyerek, onu sömürmeye devam ediyor.

Kapitalizim, feminizm ve benzeri hareketlerin görünürlük kazanmasıyla bunu hemen farketti. Ünlü moda şirketleri, feminizmi dahi kullanarak ürün satışlarında büyük bir patlama yaşadı. Önceleri kadın bedeni, günümüzde ise kadının güçlenmesi konseptiyle pazara çıkan kapitalist ve erkek egemen zihniyetin temsilcisi olan moda sektörü, asıl konuyu arka plana iterek, etkisini kırmaya, bunu başaramasa bile hafifletmeye çalışıyor.

Kadınları güçlendiriyor gibi gözüken reklamlar bile erkek egemen zihniyeti destekliyor. “Çirkin”, “yaşlı” ve “kilolu” bulunan kadınlar reklamlarda asla yer bulmuyor. Daha çok “genç, güzel, baştan çıkarıcı, mükemmel” kadın imajı görünür kılınıyor. Oysa, insanlara empoze edilen bu imajlar gerçek değil ve içi boşaltılarak üzerinde oynanmış birer “kadın temsili”nden başka bir şey ifade etmiyor.

Kadına şiddet, taciz-tecavüz, horgörü ve dışlama sürekli artarken, onlar bunu bile paraya çevirmenin yollarını arıyor.

Naomi Wolf’un yirmi yıl önce yazdıklarını yabana atmayalım: “Yemek varken aç kalmak doğaya aykırı bir yaşam biçimidir. Ve yamyamlıktan bile daha tuhaftır.”

Yazarın diğer yazıları