Kadınlara ait bu köy feminist bir ütopya olarak kuruldu. Şimdi tehdit altında

  • Jinwar ve Rojava’daki doğrudan demokrasinin benimsediği feminist politikalar her açıdan radikal. Sadece Ortadoğu’daki kadınlar için değil, modern Amerika’ya iktidar sunan çift motorlar olan ataerkillik ve kapitalizmden bıkmış olan Batı’daki kadınlar için de örnekler. 
  • Rojava’nın kadınları, savaşla geçen yıllardan sonra yeni yeni yaralarını sarmaya başlamıştı. Bu aşamada Jinwar’ı ve temsil ettiği feminist ilkeleri yıkma ihtimali olan olan bu kez Cihatçı düşmanlar değil, ondan ziyade ABD’li müttefikleridir. 

JESSICA ROY*

Kuzeydoğu Suriye’nin Kürt bölgesinde sadece kadınlara ait ekolojik bir komün, Suriye devrimi ve İslam Devleti’nin yükselişi karşısında yerinden edilen kadınlar için bir mekan olarak yükseldi. Kooperatifin adı Jinwar – Kürtçede “Kadınların Ülkesi” demek – ve burada, çoğu DAİŞ’le mücadelede dul kalmış 30’dan fazla kadın çocuklarıyla yaşıyor. Jinwar’da merkezi iktidar şekli yok; bundan ziyade demokratik bir şekilde seçilmiş köy meclisi var ve her ay farklı bir meclis üyesi köy sözcülüğü yapıyor. Erkekler sadece belirli saatler arasında köyü ziyaret edebilir ve gece kalmaya izinleri yok. Farklı din ve etnisitelere mensup kadınlar kendilerinin yaptığı kerpiç evlerde birlikte yaşıyor, kendilerinin ürettiği gıdalar tüketiyor, birbirlerine İngilizce öğretiyor. Köyde bir fırın ve kadınların, farklı köylerdeki kadınlar için yaptığı el işlerini satabildikleri bir dükkan var.

Jinwar’ın kadınları birlikte, ataerkillik ve kapitalizmin baskılarından arındırılmış bir yaşamı inşa etmek için çalışıyor. 33 yaşındaki Emire Muhammed’in eşi YPG savaşçısı olarak 2017 yılında DAİŞ’le mücadelede yaşamını yitirdiğinde elinde ne bir gelir ne de ev kalmıştı. Sonunda Jinwar’a ulaştı. Geçen yıl The Independent gazetesine verdiği demeçte “Burada çocuklara eğitim, yaşam giderleri gibi birçok şey sunuyorlar. Güzel bir köydür ve en önemlisi çocuklarım burayı seviyor” diye konuşmuştu.

Geçici boşaltıldı

Şiddetçi cihatçıların iktidarından kurtulan Jinwar sakinleri, kendi kadın ütopyalarını inşa etmeye çalışıyor. Dünyanın en toplumsal muhafazakar bölgelerinden birinde gelişen feminist bir demokratik komünal yaşam deneyidir ve yaklaşık iki yılda gerçekten yürüyebilir gibi duruyordu. Ancak Türkiye’nin, terörist olarak gördüğü Suriyeli Kürtlere karşı devam etmekte olan askeri operasyonuyla köyde tehlike altına girdi ve Pazartesi günü olarak yoğun bombardıman nedeniyle geçici olarak boşaltıldı.

Eşitlikçi, kendine yeten bir yaşam

Kadınlar, DAİŞ’in yükselişine karşı direnişte ve sonucunda Rojava Kürt bölgesinin fiilen özerkleştiği Suriye ayaklanması yolunda demokratik bir toplum yaratmada temel bir rol oynadılar. Temmuz 2012’de bir avuç kadın, Rojava’daki çok sayıda feminist kolektifin çatı örgütü olan ve devrimin feminist ilkelere bağlı kalmasını teminat altına alan (şimdiki adı Kongreya Star olan) Yekîtiya Star’ı kurdu. Yekîtiya Star demokratik işleyişlere sahip komünler kurmak, öz savunma eğitimi sağlamak, okullar ve komünal ekonomik bir sistemi inşa etmek için başka gruplarla birlikte çalıştı. DAİŞ’i defetmekte temel rol oynayan, Kürtlerle Arapların öncülük ettiği Suriye Demokratik Güçleri’nin bir bölümünü oluşturan Halk Savunma Birlikleri’nin kadınlı erkekli olduğu biliniyor ve Kadın Savunma Birlikleri isimli, sadece kadınlardan oluşan birliklerle iftihar ediyor. 2017’de, demokratik devrimden beş yıl sonra, Kongreya Star, Jinwar’ı eşitlikçi ve kendine yeten bir yaşam arayan kadınlar için güvenli bir yer olarak inşa etmeye karar verdi.

Ütopya sonlandırılabilir

Şimdi bu feminist ütopya sonlandırılabilir. Geçen ayın başında başlayan Türk askeri operasyonuna Trump tarafından verilen destek sadece Jinwar’ı değil, Suriye’deki bütün özerk Kürt bölgesini tehdit ediyor. Burada son yedi yılda özgür bir yaşamın inşası için çabalar yürütüldü. Trump’ın desteği, ABD’nin DAİŞ’le mücadelede birlikte çalıştığı Suriye Demokratik Güçleri’ne karşı apaçık bir ihanettir ve milyonlarca insanı yerinden eden insani krizi daha da kızıştıracaktır. Aynı zamanda küresel güvenlik için bir felakettir zira SDG birlikleri binlerce DAİŞ militanını geçici cezaevlerinde tutuyor. Türk bombardımanı sonucu şimdiden en az 750 “DAİŞ ilişkili” kişi kaçtı.

İnşa ettiklerini bırakmamaya yeminliler

Türk işgali tehdidi ile karşı karşıya olan Jinwar’ın kadınları bedeli ne olursa olsun, kendi inşa ettiklerini bırakmamaya yeminli. Ekim ayında Facebook hesaplarında “Bu kadar çok insanın inşa ettiğini kaybetmeyi kabul edemeyiz” yazdılar. “Birbirimizi Türk devletinin ve ataerkil şiddet ile baskının bütün biçimlerine karşı savunalım” dediler.

Batı’daki kadınlar için de örnekler

Jinwar’ın bir sözcüsü bana köyün “kadın sorunlarına çözüm örneği ve ataerkil sisteme alternatif” olarak inşa edildiğini anlattı. Jinwar ve Rojava’daki doğrudan demokrasinin benimsediği feminist politikalar her açıdan radikal. Sadece Ortadoğu’daki kadınlar için değil, modern Amerika’ya iktidar sunan çift motorlar olan ataerkillik ve kapitalizmden bıkmış olan Batı’daki kadınlar için de örnekler.

Savaş eşsiz bir yıkıcılığa sahip

Savaş kadınlar için eşsiz bir yıkıcılığa sahip. Suriye’de DAİŞ tecavüz, kaçırma ve zorla evlendirmeyi kendi iktidarı için kullandı. İslam Devleti şimdi yeraltına çekilmek zorunda bırakıldı ve ortaya çıkan mülteci krizi ağırlıkta kadın ve çocuklar açısından bir krizdir, zira Suriyeli mülteci nüfusunun yüzde 75’ini oluşturuyorlar. Rojava’da Jinwar onlara bir barınak olarak kuruldu. 30 yaşındaki Fatma Emin, Mayıs ayında CNN’e verdiği bir demeçte şöyle demişti: “İçinden geçtiğimiz savaş koşullarında her kadın acı çekti. Her kadın yaralandı. Her kadın kaybetti ama Jinwar onları bir araya getirdi.”

Rojava’nın kadınları, savaşla geçen yıllardan sonra yeni yeni yaralarını sarmaya başlamıştı. Bu aşamada Jinwar’ı ve temsil ettiği feminist ilkeleri yıkma ihtimali olan olan bu kez Cihatçı düşmanlar değil, ondan ziyade ABD’li müttefikleridir.

* Elle dergisi editörü

Yazarın diğer yazıları

    None Found