Kadınların olağan-halleri

Kış geliyor, okullar açıldı. Doğalgaz ve elektrik faturalarının bütçemizdeki yükü henüz tam olarak kendini göstermediyse de İsmail Devrim’in hepimizin canını acıtan intiharının ardından çocuğunun okul masraflarını ödeyemeyen bir işçinin feryadını duyduk. Aylardır ücretlerini alamayan, kötü koşullarda çalıştırılan ve “kaza” denilerek doğallaştırılmaya çalışılan cinayetlerde öldürülen işçilerin sesini ise direnişleri ile duyduk. Çocukların çıkmayan seslerini, gizli kapaklı karanlık yerlerdeki tecavüzlerini, öldürünce görüyoruz ne yazık ki. Tüm sesini duyduklarımız zararların ardından gelen trajediler oluyor hep. Oysa ki süregelen, olağanlaşan ve doğalmışçasına hiç konuşulmayan şiddet halleri var.

Düşünelim, bir okul bitirdiniz bir kadın olarak. Ailenizin durumu da yoktu, ama ikna ettiniz ve gidip başka şehirde, yurtlarda, öğrenci evlerinde okudunuz, bitirdiniz. Çalışmak istiyorsunuz, ilk iş müracaatına gittiğinizde, erkeklerden farklı olarak size ne zaman evleneceğiniz, nişanlı olup olmadığınız, hamile olup olmadığınız, yaşadığınız yer gibi pek çok soru sorulacaktır. Deneyimsizsiniz yadırgamanızı gerektirecek bir bilginiz yok, cevaplayacaksınız ve deneyimsiz olduğunuz için, prezentabl olmadığınız (veya fazlasıyla olduğunuz) veya sorulara “fazla özgüvenli cevap verdiğiniz” için işe alınmayacaksınız, şaşırmayın.

Birkaç başvurudan sonra işe alındığınızda ise aynı anda işe başladığınız erkek meslektaşlarınızdan daha düşük ücrete çalışmaya başladığınızı, onlar yanınızda böbürlenerek size iş öğretmeye kalktıklarında öğrenebilirsiniz, şaşırmayın. Aynı anda işe girdiğiniz halde, siz daha çok çalıştığınız halde, yarın evlenip işi bırakacağınıza size sormadan karar verildiği için, meslek içi eğitimlere erkek meslektaşlarınızın gönderilmesine veya kariyerlerinde daha hızlı ilerlemelerine de şaşırmayın. Firma tasarruf tedbirleri aldığında, eve bakmadığınız farz edilerek ilk işten çıkarılacak olan da siz olacaksınız. Her zaman başarılarınıza tesadüf gözüyle bakılacak veya o bile yapıyor, denilerek küçümsenecek. Firmada yıllarınızı geçirmiş bile olsanız her zaman size geçici muamelesi yapılacak şaşırmayın. Erkek meslektaşınızın masasındaki dağınıklık değil ama sizinki çarpacak. Şefe veya müdüre sizin çay kahve yapmanız söylenecek. Sorunlu müşterilerle veya psikolojisi bozuk çalışanlarla sizin ilgilenmeniz beklenecek.

Dahası bir sorun olduğunda gecenin bir yarısı evli değilseniz telefonunuz çalabilecek iş için veya mail cevaplamanız beklenecek. Evliyseniz ise sizi gönderecekleri iş gezileri için eşinizden izin almaları gerektiğini düşünecekler. Çocukların hastalığında sizi çağıracaklar okula, okul tatil olduğunda sizin de izin almanız gerekecek veya aile içinde bir başka kadına görevi devretmeniz. Her zaman bir hesap yapacaksınız, çalışmanız mı daha pahalıya geliyor yoksa evde oturmanız mı…

Emeklilik hakkını kazanamadan evdeki işler, aile büyüklerine veya çocuklara bakmak için işten ayrılmanız gerekecek. Evde psikolojik veya fiziksel şiddet gördüğünüzde bir boşanma nedeni olarak yeterli sayılmayacak. İşyerinde tacize uğradığınızda kıyafetinize veya konuşma biçiminize dikkat çekilecek. Yardım almak için anlattığınız kişiler, taciz veya şiddet uygulayan kişiler yerine size kendinizi sakınmanız konusunda önerilerde bulunacaklar. Ve işin kötüsü, bu sadece yaşananların anlatılmaya bile gerek duyulmayan normalleşmiş boyutu olacak. Biz kadınların çalışma hayatı zaten şiddetin üzerine örülmüş iken sendikaların, kadın örgütlerinin veya hukukun olmadığı durumu, üçüncü sayfa haberlerinde okuyoruz. Öyleyse bu kadınların maruz bırakıldığı şartların olağanlaşmasına izin vermeden eşitlik için mücadelemizi sürdüreceğiz, yolumuz uzun.

Yazarın diğer yazıları