Kadınlık kimliği ile biçimlenen direniş

Tanıklığını yaptığımız açlık grevi direnişleri özgün mücadele örnekleri olarak toplumsal hareketler tarihindeki yerini almış bulunuyor. Kuşkusuz toplumsal hareketleri anlamlandırma ve tanımlama çabası, onları talepleri ve somut etkileri üzerinden değerlendiren yaklaşımlara yol açar. Bu direnişde de kanıtlandığı gibi toplumsal hareketler, somut taleplerinin ötesinde mevcut eşitsizlikleri dönüştürücü bir potansiyele sahip olup, alternatif bir toplumsallık arayışını yaratıyor ve bir kimliğe dönüşüyor. Tıpkı ’Açlık Grevi Direnişçileri’ gibi. İşte bu direnişin kimliği ise kadındır. Bu kimlik değersiz görülen ve yok sayılanların geliştirdiği direniş siperleri ve yepyeni bir irade gücü yaratmıştır. Bu bakımdan özellikle direnişin kadın kimliği açısından can alıcı olan bir kaç vurguyu yeniden hatırlatmakta fayda var;

Öncelikle; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan en çok ezilen ve sömürülen kadın cinsinden hareketle Kürt Özgürlük Hareketini bir “kadın hareketi” olarak değerlendirmiş ve kadının kurtuluşunu bütün toplumun kurtuluşunun merkezine oturtmuştur. Bu bakımdan Kürt kadınlarını politik aktörler haline getiren, günümüz direnişlerinin öncüsü yapan ana faktörün siyasallaşan etnik ulusal Kürt hareketi ve onun önderliğinin olduğunu söyleyebiliriz. 1990’larda belirginleşmeye başlayan Kürt kadın hareketinin var olma zemininin 1970’lerden beri devam edegelen siyasallaşma süreci olduğunu söyleyebiliriz. Kadınlar Ulusal mücadele içinde daha aktif yer aldılar, akabinde bu mücadele zemini içinde cinsiyet sorunlarının farkına vardılar ve kadın hakları mücadelesini geliştirdiler.

İkinci olarak Kürt Kadın Hareketini besleyen damarladan birininde 1980 sonrasında Türkiye’de ortaya çıkan feminist harekete uzandığını söyleyebiliriz. Sosyalist hareket içinde yoğrulan kimi Kürt kadınları 1980’lerde boy veren feminist hareket içinde yer almış olsalarda sonradan etnik taleplerini feminist hareketin görmezden gelmesi sonucunda yol ayrımına gitmişlerdir. Nitekim Kürt kadınlarının taşıdığı ulusal kimlik kadınlığın rengini değiştirmiş, talep ve hedeflerinde farklılıklar yaratmış, mücadele araçlarını farklılaştırmıştır. Kürt kadınları açısından asıl sorun, feminist grupların evrensel kadın kimliği adına Kürt kadınlarını ve taleplerini kendi içinde eritme yok sayma ve görmezlikten gelme politikasıydı. Oysa Kürt kadını çifte bir kimlikle; kadın ve ulus kimliğiyle kavganın içindedir. Bu iki kimliğin kavgasının ortak paydasını ezen egemen ilişkilere tavır alışta görmek gerekir.

Üçüncü olarak Kürt kadınının çok boyutlu ezilme deneyiminin iki önemli ekseni olduu görülür. Bu eksenlerinden biri, Kemalist milliyetçi ideoloji çerçevesindeki modernleme “projesi”dir. 1920’li-30’lu yıllardan beri uygulanan Türkletirme politikaları ve buna paralel olarak, Kemalist ideoloji, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki etnik kimlikleri baskı altına alarak etnik homojenletirme, dinsel tekletirme ve uluslatırma çabası içine girmitir. Kürt kadınının bu çok bileenli ezilme deneyiminin dier ekseni de, Kürt toplumu ve Kürt kültürüdür. Kürt toplumu, güçlü ataerkil yapılar içinde din, tarikatlar, gelenek ve göreneklerin etkisi altında kadını kuatmıştır. Kürt kadını direnişiyle kendine hareket alanı açmakta ve etnik kimliine balı kalarak kendini aktif olarak yeniden tanımlamaktadır.

Kürt kadın deneyiminin, kendine özgü koulları olduu aikârdır. Abdullah Öcalan’ın formüle ettii demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigması vesilesiyle mücadelede kadınlara atfedilen rol ve önemin sabitlendii söylenebilir. Bu tespitlerin yanı sıra Kürt Kadın Hareketini; Kürt kadınların kadın kimlikleriyle birlikte, etno-politik kimliklerinden, dolayısıyla da etnisite temelli politikleşmelerinden doru ortaya çıkan bir radikal hareket olarak okumayı öneriyorum.

Kürt Kadın Hareketinin radikal karıtlık tecrübesinin özünde, Kürt kadınlarının kendi perspektiflerinden söylemsel olarak görünür kıldıkları kadınlık kimliğinin mücadalesi kadar, ezilen ve ezildii için mücadeleye girien halk iradesi yatıyor. Bu tecrübe söze, eyleme, yazıya dökülerek kaydedilmesi, geçmiin hatırlanması ve buradan hareketle gelecein tahayyül edilmesi vasıtasıyla gerçekleiyor. İşte bunun için direnişleri gün geçtikçe yeni tarihsel figürler yaratıyor. İşte bunun için kadınlık kimliği ile biçimlenen direniş kültürü büyümeye devam ediyor…

Yazarın diğer yazıları