Kadınlar grevi

Dünya kimlik, mekan ve ekoloji ekseni etrafında dönmeye devam ediyor. Bugünün dışlanmışları, yarının kurucuları olmanın temel unsuru. Bunun başında bütün dünyanın, tabii ki sınırları tanımadan, hiçbiri sınırı tanımadan, her yerde sistemi parçalamanın özneleri olmaya başlıyor. ‘Kadınlar grevi’ bu değişimin belki de dünyanın son şansının ilk işaretleri. Bu yüzden, geçen hafta, dünyanın her yerinde, her renkten ‘kadınların’ yeni direniş biçimin parçası olmasının örneklerini yaşadık.

Polonya’da hükümetin hazırladığı kürtajı tamamen yasaklayan yasa tasarısına karşı yüz binden fazla kadın sokağa çıkarak 3 Ekim’de ülkede hayatı durdurmaya çağrı yaparak genel grev ilan ettiler. "Siyah Protesto" olarak adlandırılan kitle hareketi sonrasında hükümet tasarıyı iptal ederek geri adım attı. Arjantin’de 16 yaşındaki lise öğrencisi Lucia Perez’in tecavüz edilip katledilmesinin ardından Arjantin’in birçok şehrinde on binlerce kadın sokağa çıktı. Kadınların erkek şiddetine karşı siyah giyindiği ve "Kara Çarşamba" olarak adlandırılan eylem, uluslararası bir ses getirdi. İzlanda’da geçtiğimiz hafta kadınlar, "eşit işe eşit ücret" talebiyle sokağa çıkarak greve gittiler.

Erkeklerin aldığı ücretle karşılaştırıldığında kadınların aynı  çalışma saatine karşı yüzde 30 az ücretlendirildiğini ve mesai içinde saat 14:38’den sonrasında ücretlendirilmiyor olduklarını söyleyen kadınlar, bir yıl içinde aynı taleple üçüncü kez sokağa çıkmış oldular. 

Kimlikçi faşizm, kadınları tümden imha etmeye çalıştığı coğrafyada, ‘Dünyanın sıfır noktası’ Rojava’da, kadınların simgesel olarak öne çıkması da tesadüf değildi. ‘Dünyanın sıfır noktası’, Rojava, dünyanın bu direniş biçiminin de başlangıç noktasıydı aynı zamanda. Bu yüzden ‘Kadınlar grevi’, belki size garip ve abartı gelecek ama bu direnişin devamından başka bir şey değildir. Bu ikisinin arasında doğrudan bir ilişki olması manasında değildir ancak bunlar bir toplumsal direnişin organik parçalarıdır. Bu yüzden ‘Kadınlar grevi’nin tarihsel analizi bunu atlayarak yapılamaz. Nerede savaş varsa orada kadınların en büyük acıyı çekmesi ile sınırlı kalmayacak artık hiçbir şey. Kadınlar barışın inşasının temel unsuru da olacak. Bu yüzden Kolombiya barış anlaşmasının maddelerinden birinin kadınların hakları olması çok çarpıcıdır. Devlet ile gerilla arasındaki bir anlaşmanın en önemli parçasıdır kadınlar. ‘Kimlik, mekan ve ekoloji’ ekseninde dönen dünyanın her gün derinleşen uçurumları, bunu ve sistemi parçalayacak yeni öznenin, ‘Kadınların’ direnişi ile, ‘Erk’i-iktidarı, ‘Erkek’in sistemini ortadan kaldıracak artık.

Yani ‘Dünyanın bütün kadınları birleşiniz. Yoksa dünya mahvolur.’ 

Yazarın diğer yazıları