Kadınlar ‘Hayır’ diyor

Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu yıl referandum sürecinde ve OHAL koşullarında geçti. Kadınlar, 8 Mart mücadelesini her yıl o süreçte yaşanan sorunları gündemine alarak yürüttü.

Birçok yerdeki yasaklamalara rağmen bu yıl da çeşitli kadın kurum ve kuruluşları öncülüğünde günler öncesinde başlayan etkinliklerde kadınlar başkanlık referandumuna karşı “Hayır”cı kadınlar cephesi gibi çalıştılar.

Otoriterleşmenin ivme kazandığı böyle bir süreçte bu türden mücadelelerin anlam ve önemi daha da artıyor.

8 Mart kadınların eşit haklara sahip olma mücadelesinde  verdiği savaşımın temsili başlangıcı olarak değerlendirilir. Günümüze gelinceye kadar büyük bedellere sahne olan bu tarih çizelgesinde gelinen nokta küçümsenemez boyutlardadır.

BM böyle bir günü kabulünde kuşku yok ki kadın mücadelesinin imzası ve damgası vardır. 

Buna rağmen demokrasi konusunda henüz rüştünü ispatlayamamış kimi ülkelerde büyük sancılar yaşanıyor. Bu mealde tüm kazanımlara rağmen Türkiye’nin birçok konuda olduğu gibi kadın hakları bahsinde de sicili bir hayli bozuk. Başka ülkeler bu günde kutlamalara sahne olurken Türkiye’de günün anlamı hala yasaklarla, eşitlik, hak-hukuk mücadeleleriyle anılıyor ne yazık ki.

*** 

Kadın dünyası bu anlamlı günün oluşmasında tarih boyunca ağır bedeller ödedi. Bunun bilincinde olarak bugün artık her türden anti demokratik uygulamaya karşı mücadelede en ön saflarda kadınlar var. Bir taraftan erkek egemen yapıyla cebelleşirken diğer yandan sisteme, düzene karşı hak-hukuk  mücadelesi veriyor. Bugün birçok kesim düzenin çarkından sosyal, siyasal ve ekonomik olarak olumsuz yönde etkilenmekte ancak en çok da kadınlar darbe yemektedir. Üstüne üstlük haklar ve toplumsal konum bakımından eril zihniyetin her tür vahşetine de hedef olmaktadır.

Kadın sorunu dediğimiz özünde bir erkek sorunu, bir erkek egemen yapı sorunudur. Gücünü bu erkten alan  bir sistem sorunudur. Baba, abi, eş, sevgili olarak her birimizin toplumsal cinsiyet eşitsizliği bahsinde kendiyle yüzleşmeye ihtiyacı var. Çünkü bu konuda erkek erkinin hesabı bir hayli kabarık.

Hazırlanan raporlara göre geçen yılda 327 kadın öldürüldü.(Bu yılın sadece Ocak ayında olmak üzere 32 kadın katledildi) Bu kadınların yarısı kendi yaşamları hakkında karar almak istedikleri için katledilmişler. Diğer yanda bu katillere, taciz ve tecavüzcülere mahkemelerce uygulanan ‘iyi hal’ indirimleri…

Yine yapılan araştırmalar medyada kadına ve şiddete yönelik haber tarzının da toplum üzerinde etkili olduğu ve dolaylı da olsa şiddeti körüklediği vurgulamaktadır.

***

Bu konuda  kadın cenahını da bir konuda uyarmakta beis yok. Evet. Kadınlar bu varoluş mücadelesini yürütürken bazıları yer yer celladına benzemekte yani erkek rolüne bürünmektedir. Bu noktada kendi kadın kimliğinin yansıtılacağı farkın ve zenginliğin farkında olmadan erkek çarkının döndüğü değirmene su taşımaktadır.

Hak mücadelesinde kadınlar artık önde. Kadın mücadelesinin son yıllarda savaşa, şiddete ve sömürüye karşı bölgede oluşturduğu son derece önemli dönüşümün daha da gelişerek anlam kazanması için her kesimden kadına yansıması ve yayılması gerekecektir.

Yazarın diğer yazıları