Kar ve kâr; bir şapka farkı!

Fransa Gündemi

Fransa son bir haftadır kara-kışa teslim oldu. Fransa çapında 60 bin kişi iki günle 8 saat arasında değişen sürelerde elektriksiz kaldı… Yollar kapandı… Tren seferleri neredeyse birçok bölgede iki gün boyunca bütünüyle iptal edildi. Trenlerin iptalinin yanında günlük olarak birkaç defaya inen iç hat seferlerinde fiyatlar tavan yaptı. Tüm aksilikler, yaşanan rezalete rağmen Fransa’nın büyük bölümünde ve Paris’in sokaklarında çocuklar ve içindeki çocukluğu yitirmeyenler kartopu keyfini doyasıya yaşadı… Bu işin keyifli tarafı bir tarafa karla birlikte tekrar tepkiler hükümete yöneldi… Elektrik kesintisi ve yaşanan felaketten hükümet bizzat sorumlu tutuluyor!
Kar felaketinden sonra işlevini yerine getirmeyen iki önemli sektör, biri elektrik alanında EDF, diğeri SNCF tren ulaşımındaki dev… Her iki oluşum Kuzey Afrika’dan Çin’e uzanan yelpazeye tren ve elektrik sistemini taşımada öncülük yapmış firmalar… EDF, bugün nükleer enerji konusunda dünyada en önlerde yürüyen sistemlerin yaratıcısı… Hatta yakın bir zamanda Akkuyu nükleer enerji ihalesinde 21 milyar Dolarlık ihaleyi kapmış bir dev! Önümüzdeki 5 yılda İngiltere’de nükleer enerji ortak tesisler oluşturmak için çalışmalarına geçtiğimiz yıl başladı… Fransa eski başbakanı Dominique de Villepin döneminde yüzde 15’i “halka” açılarak özelleştirilmesinin önü açılan Fransa Ulusal Elektrik İdaresi (EDF)’in yüzde 85’i devlete ait. SNCF Fransa Ulaşım İdaresi’de benzer bir yapıya sahip… Kar felaketi ardından başlatılan ve anında okları hükümete dönen tartışmaların eksenindeki tehlike ise yaşanan yetersizliklerin her iki idarenin devlet bünyesinde olmasından kaynağını aldığını iddia etmek oldu. Tehlike… her felaketin kapitalizm için fırsata dönüşmesi…  
Yaşanan tartışmalara ve tabloya hiç yabancı değiliz. Her yıl farklı biçimlerde dünyanın birçok ülkesinde kapitalizmin “enerji açığı”ndan bahsettiğine şahit oluruz. Bunun için yeni yöntem ve yollar aranır… Bu yollar önce Afrika, Ortadoğu ve Türkiye gibi ülkelerde hizmete girer… Örneğin küresel ısınma tehdidinde olduğumuzu iddia ederek, anında “temiz enerji” üretmeleri gerektiğine karar verirler. Bunun ardından akarsuların özgür akışının önüne “HES”leri geçirirler… Fransa örneğin nükleer santrallerin enerji üretmesini temiz enerji olarak dünyaya pazarlıyor. Küresel ısınma, yoğun kar yağışı, seller, depremler  gibi insanlığı yok edebilecek birçok felaket anında kapitalizm için fırsata dönüşüyor…
Biz otobüs beklerken, trenlerin durmasından kaynaklı işe gecikmenin telaşındayken ya da beton yığınlarına dönüşmüş kentlere düşen karı, kartopu sevincine dönüştürürken… insanlığa karşı işleyen dişliler anında kendi fırsatları için kolları sıvıyor… Biz ise “enerji sektöründeki alt yapı sağlam değil” veya “enerji ihtiyacı“, “ray ve tren sisteminde yaratılması gereken devrimler” masalları ile tam bir ideolojik hegemonya altındayız. Bütün bu tartışmalara halkında katılması gerekiyor. Çünkü onları sistem içi düşünmeye, kalıcı çözümlerden uzak tutmaya ihtiyaç var… İşte böylesi felaketler yaşanmadan her insanın aylık olarak Gaz ve Elektrik sistemi için kendisinden kesilen paraya bir bakması gerekiyor. Çünkü bu faturalarda harcanan miktarlar dışında konulan vergi, sistemin yenilenmesi için halktan toplanan paranın kendisidir…
Fransa’da son bir yıl içerinde gaz ve elektriğe birkaç kez gelen zam adeta normalleşti. Bu aşamadan sonra halkın da dahil edildiği bu tartışmaların sonunda EDF ve ulaşım alanında yeni bir özelleştirme dalgasının başlaması şaşırtıcı olmayacak…  Halkın ve çalışan yapısının dev temsilcilerinden CGT gibi bir sendika krizin başladığı 2008’den bugüne özel sektöre ait kapanan birçok fabrika için kurtarma projeleri oluşturduğunu acıkladı. Projelerin içeriği şu şekilde; “ucuz hammadde ya da ucuz işgücü piyasası nedeniyle ülke dışına kaydırılmak istenen fabrikaların ülke içinde kalması için üretim maliyetinin düşürülmesi için projelerin geliştirilmesi ve işverenlerle ortak çalışma yürütmek!” Zihniyette oluşan bu kirliliği Fransa’nın bütününü kaplayan beyaz karda kapatamayacak!

Yazarın diğer yazıları