Karıncanın yolu Üçüncü Yol’dur

Geçen yazımda “Ne Rus-Çin kapitalizmi, ne de ABD-AB kapitalizmi… “Konfederal Ortadoğu Ortak Evinde, kadın özgürlükçü, ekolojik, komünal yeni sosyalizm” diye yazmıştım. Bu Apocu program “Üçüncü Yol”dur.

“Üçüncü Yol”dan nihai hedefe nasıl ulaşacağız? Demiryolundan mı, otobandan mı?

Üçüncü yolu “demir yolu” sananlar “doğrudan” hedefe gitmek ister. Aslında ne trenleri vardır, ne de o trende kitleleri. Bindikleri “dekovildir” ve üstünde gittikleri demiryolu “kör hattadır.” Biraz giderler, çarpıp dururlar. Demir yolunda ne sağa ne sola viraj alamazsın. Kör hatta ne ileri ne geri gidemezsin. Tekerlekler patinaj yapıp durur. Bir çoğumuzun 1960’lardan beri hali budur. Yine de haklarını yemeyelim: Dekovildekiler mücadeleye ruh veren “Sol komünistlerdir.”

Üçüncü yolu “otoban” sananlar da vardır. Geniş, trafik levhaları düzenli… Otobanda bu gibiler, kurallara uyarlar. Trafik lambaları “dur, bekle, geç” dediğinde TBMM plakalı araçlarında dururlar, beklerler, sonra gaza basarlar. “Kırmızı, Sarı ve Yeşil” renkli lambalara uydukları için de kendilerini “Kürt Özgürlük Hareketi”nin dümeninde sanırlar. O reform durağından, bu reform durağına giderken, nihai hedefi unuturlar. Bunların da hak ve özgürlüklere katkıları olmuştur. Otobandakiler reformculardır.

İkisinin de yolu önceden çizilmiştir.

Oysa üçüncü yol ne demiryoludur, ne otoban. Öyle ki, üçüncü yol önceden çizilmemiştir bile. O yola girenler toprağı, çakır dikenlerini çıplak ayakla ezerek yürüdükçe bu yol artlarında çizilmiş olur. Önlerindeki bakir alanda yolun izi bile yoktur. Yürüyenler karşılarına aşılmaz engeller çıkınca dururlar, sonra engelin çevresinden dolanırlar. Kimi zaman önlerine çıkan sarp kayalara tırmanır, kimi zaman bir sağa, bir sola zigzag çizer. Bazan geriye dönüp, üçüncü yolu yeniden inşa ederler.

Üçüncü Yol zahmetli bir yoldur. Milyonlar bu çıplak, bakir topraklarda yürümeseydi, geride böylesine bir yol izi bırakılamaz, zalimlerin rüzgarı topraktaki izleri silip süpürürdü ve milyonlar ayakları kan içinde hiç basılmamış topraklara, kayalara basma cesareti bulamasaydı, bu yol sürekli yürünerek insanlığı nihai hedefe adım adım yaklaştıramazdı. Üçüncü Yol, milyonların çizdiği tarihsel yoldur.

Tarihseldir. Çünkü Paris Komüncüleri, Sovyet halkı, Çin köylülüğü daha önce yürünmemiş bu yolda yürüdüler, karşılarına çıkan engelleri ne yazık ki aşamadılar. Ama bu halklar şimdi Kürt halkının öncülüğünde yürünen Üçüncü Yolun nasıl büyük bir azimle aşıldığını görüyor, yürüyemedikleri, engelleri aşamadıkları yolun sonunda, önlerine açılan Üçüncü Yola nice enternasyonalist savaşçı gibi koyulmaya hazırlanıyor.

Ne tren yolu, ne otoban.

Üçüncü Yol…

Her demiryolu, hep aynı istasyonlardan geçer, hep aynı şehre varır. Otobanlar da öyle. Oysa biz o istasyonların ve şehirlerin hiç birine gitmek istemiyoruz. Çünkü bu yollar ya Rusya-Çin şehirlerine, ya da ABD-AB şehirlerine götürüyor. Onların varacağı yerlerde nükleer santrallar, atom bombaları, füzeler, uyuşturucu şebekeleri, kadın satıcıları ve katilleri, çocuk istismarcıları, emek hırsızları, polisler, gardiyanlar, işkenceciler yani devlet var… O şehirlerin yeşili zehir yeşili, aldatıcı, kandırıcı, öylesine parlak ve sıcak ki, yeşili öldürüyor, ormanları yok ediyor, atmosferi zehirliyor, iklimleri değiştiriyor; uygarlık sanılan bu şehirler uygarlığı yok ediyor. Bu şehirlerden akan silahlar, dönüp Afrika’yı, Ortadoğu’yu, Latin Amerika’yı kana boğuyor.

Biz ne demiryollarından, ne otobanlardan bu şehirlerin yolcusu olmayacağız.

Kendi yolumuzu kendimiz çizeceğiz, basılmamış topraklara çıplak ayaklarımızla basacağız. İlk uygarlığın yeşillendiği Mezopotamya’dan çıkılan bu yol Üçüncü Yoldur. Üçüncü Yolun yolcuları demokratik ulustur. İlk durağımız Rojava’dır. Orada nefeslendikten sonra asıl yolculuk başlayacaktır.

Zor olacak. Yürürken Üçüncü Yolu anaların gözyaşlarıyla, bebeklerin ağlamalarıyla, gençlerin kanlarıyla, yaşlıların dualarıyla döşeyeceğiz. Her mezar taşı Üçüncü Yolun bir kilometre taşı olacak. Ardımızda yemyeşil çayırlar, sapsarı papatyalar, kıpkırmızı gelincikler yeşerecek.

Önce adım adım bütün Kürdistan parçaları özgürleşecek. Ardından her parçanın yer aldığı ülkeler birer birer demokratik cumhuriyete dönüşecek. Derken çöldeki vaha: Konfederal Ortadoğu. “Üçüncü Ütopya Adası”.

Aceleci “dekovil” sürücüsü “bu uzun bir yol, kestirmesi yok mu” diye sormakta.

Konformist Mercedes sürücüsü “hiç gerçekçi değil” diye burun kıvırmakta.

Adamın biri karıncaya “nereye böyle küçük adımlarla?” diye sormuş. Karınca “Kabe”ye diye yanıtlamış. Adam şaşkın: “Senin ömrün yetmez” deyince, karınca “yolunda ölürüm hiç olmazsa” demiş ve yürümeye devam etmiş.

Üçüncü Yolda yürümenin kendisi, ütopyaya ulaşmanın ta kendisidir.

Yazarın diğer yazıları