Karmaşada ‘gerçek aşk’

Karmaşa gibi görünen tablo, sadece politik trafiğin yoğunluğuna dayalı.
Olanlar, aslında karmaşaya işaret etmiyor.

Görünen şu:
Ortadoğu’da şimdilik topu Amerika’ya atmış durumdalar.
Sahadaki ilk dörtlü (Almanya, Fransa, İngiltere, ABD) adına hareket eden Trump, Almanya’dan sahaya askeri güç göndermesini talep etti.
Onay çıkmadı. Almanya, buldozer rolünü ABD’ye bıraktı.
Paylaşımda ve restorasyonda, ağırlığını koyacak ülkelerin başını Almanya çekebilir.
Nedir bu sahnedeki son tablo?:

1)
Türk savaş uçakları Güney Kürdistan topraklarını işgale devam ediyorlar.
Güney Kürdistan bir yerde Türkiye ve İran kıskacına bırakılmış durumda.
Merkel, kendisine sorulan bir soruya cevaben, Güney’de bir Kürt devletinin kurulmasının “bölgedeki barışa hizmet edeceğini düşünmediğini” beyan etti.
Neden böyle bir beyanda bulundu bilinmiyor ama, perde arkası paradokslardan birine cevap vermiş olabilir.
Gizli servis kaynaklarına dayandıklarına inandığım ve “bilim adamı” sıfatıyla söz alanlardan biri, Erbil başkentli bir Kürdistan’ın kurulacağını yazdı.

2)
Erdoğan rejimi İstanbul’u kaybetti.
Önümdeki resimde, beyaz spor ayakkabı taşıyan, Bonn’dan Brüksel’e uzun yürüyüşte (Aralık 1993) tanıştığımız, uzun kahverengi pardesülü, halay çeken ve yirmialtı yıl sonra “Öcalan Mektubu’nu“ MİT’in gölgesinde yorumlayan Özcan’ın açıklamalarından sonra, yapılan müracaatlar reddedildi. Öcalan’la avukatları şimdilik görüştürülmüyorlar.
Aynı dönemde, Kandil’den. “Öcalan’ın serbest bırakılarak, ev hapsine alınması” talebi geldi.
Bu da, Türkiye’de de facto yeni bir iktidarsızlığın oluştuğuna işaret ediyor.

3)
15 Temmuz, Türkiye’deki sosyalist demokratik harekete ve Kürdistan’daki sosyal ve ulusal kurtuluş mücadelesini frenlemek üzere kurulmuş ve Erdoğan lehine bir projeydi.
Görülüyor: silahlar geri tepti. Türkiye tarihini hileye dayalı en rafine hadisesi Erdoğan’ın sonunun gelmesini engelleyemedi.

4)
Selahattin Demirtaş, Kasım 2016’dan bu yana rehin tutulmakta.
Son olarak, Rojava, Kandil/Hewlêr, Botan belleğine dair konuştu Demirtaş:
“Gerçek aşk vazgeçmemektir!”

Neden?
Bu karmaşada belirleyici olan, devrimci gücün dayandığı halk yığınlarıdır.
Demirtaş’ı tarif edercesine, herşeye rağmen: “aşık olan mutludur” demiş Hermann Hesse.
Einstein çıtayı daha da yükseltmişçesine, “Önceleri tüm düşünceler aşka dairdir” derken, Kürdistan devriminin manifestosunu tarif etmiş gibi.

Ve yine Einstein: “Sonrasında tüm aşk düşüncelere aittir” derken, sanki bir manifestonun nasıl yaşama geçirileceğinin kodunu vermiş oluyor.
Marie von Ebner-Eschenbach ise daha üst perdeden bir tanımlama yapmış ve biraz da Demirtaş’ın yaşadığı cendere yaşama rağmen, neden aşktan vazgeçmediğini tarif etmiş:
“Aşk ızdıraptır. Aşksız kalmak, ölümdür.”

Ve de yakın gelecek yeni ve beklenmedik gelişmelere yol açacak kadar, karmaşa/berraklık içeriyor.

Yazarın diğer yazıları