Katilin planlarından korkma; Cinayeti önceden gören önler

VEYSİ SARISÖZEN

Geçtiğimiz gün Güneş Gazetesi çok acayip bir “haber” yayınladı. Güya Amerikan ve Fransız subaylarıyla Kandil’den gelen komutanlar arasında Reqa’da “çok gizli bir toplantı” yapılmışmış ve bu toplantıda seçim süreci boyunca “yapılması gerekenler” konuşulmuşmuş. Bunların içinde “şiddet” varmış, Amerikalı ve Fransız subaylar tarafından PKK’ye “talimat” verilmiş.

“Haber” elbette haber değil. Ama ciddi bir niyeti ele veriyor.

Belli ki, Hatip Dicle’nin Ahval’de yayınlanan demecinde belirtildiği gibi, Saray rejimi, seçimleri hile hurdaya rağmen kaybedeceğini anladığı anda, “haberde” ifade edilen “şiddet eylemlerini” bizzat kendisi planlamakta, böyle aşağılık “haberlerle” de, yapmayı planladığı işleri PKK’nin üstüne yıkmak için psikolojik ortam hazırlamaktadır.

Dikkat edin. Kuzey’de, Güney’de ve Efrîn kırsalında Türk ordusuyla HPG ve YPG güçleri arasında şiddetli savaşlar sürüyor. Ordu ciddi kayıplar veriyor. Siz şimdiye kadar bu savaş ve kayıplar hakkında Türk medyasında tek bir habere bile rastlayamıyorsunuz. Bekliyorlar. Seçimlerin yapılmasına az bir zaman kala muhtemelen ortalık “şehit” haberlerinden geçilmez olacak.

Bunu her zaman yapıyorlar diye düşünmeyin. Bu seçimde Saray’ın elindeki tek numara budur. Amacı da açıktır: “Millet ittifakını” parçalamak ve HDP’yi baraj altında bırakmak. Saray’ın dehlizlerinde, “sonuna kadar sürdürülemeyeceğini” bildikleri bir “göstermelik” Kandil kara harekatının planlandığından şüphe bile etmemek gerekir. Seçime bir hafta kala başlatılacak ve ister kazansınlar, ister kaybetsinler, seçimin ertesi günü sonlandırılacak böyle bir “silahlı seçim kampanyası”, eğer şimdiden bu planlar, yani “şehirlerde bizzat yapacakları şiddet” ve “göstermelik Kandil seferi” deşifre edilmez ise, bunlar yaşandığında “Millet ittifakı” darmadağın olur ve HDP’yi baraj altında bırakacak ölçüde tasfiye operasyonları yapılır.

Zaman zaman aramızda böyle ihtimalleri konuşmanın seçmeni ürkütebileceğine, “demek ki ne yapsak Erdoğan gitmez” teslimiyetçiliğine yol açacağına dair kaygılarımızı paylaşıyoruz. Ancak bu ihtimalleri konuşmamak, konuşmaktan çok daha fazla yıkıcı sonuçlar doğurur. Biz kamuoyunu bu konuda aydınlattığımızda, planlarını deşifre ettiğimizde, Saray’ın oyunu bozulur. Kamuoyu böyle provokasyonlara hazır hale gelmiş olur. Bu sadece bizim seçmenimiz için değil, “Millet İttifakı” bileşenlerinin de hayrınadır. Hazırlıksız yakalanırlarsa, ben size söyleyeyim, Muharrem İnce hapı yutar, Akşener öyle bir manevra çevirir ki, CHP’nin “en sıkı ulusalcıları” bu partiye kayar.

“Osmanlıda oyun çoksa” bu Osmanlı “toruncuklarında” oyunun bini bir paradır.

Halka “seçim sürecinde tek bir çatapat patlasa bile bunu Erdoğan patlatmıştır” fikrini yaygın bir şekilde anlatmalıyız.

Savaş gerçeğini de duyurmalıyız. “Şu anda ordu büyük kayıplar veriyor ve Saray bunu gizliyor, seçimin son günlerinde, sanki o anda olmuş gibi göstermeye hazırlanıyor” demeliyiz.

“Millet İttifakı“nın” kimi siyasetçileri buna benzer oyunlardan birini sıklıkla dile getiriyor. Örneğin, Adil Öksüz’ün “tutulduğu” yerden, sanki “yeni yakalanmış” gibi çıkarılacağı ve bunun ağzından CHP ve İyi Parti’nin “FETÖ” dedikleri cemaatle ilişkili olduğuna dair yalanları ellerindeki medya aracılığı ile ortalığa saçacakları Özdağ tarafından dile getirildi.

Şimdi özellikle CHP ve Saadet Partisi’nin sözcüleri, “Saray’ın seçimi kaybedeceğini anladığı anda şehirlerde şiddet olaylarını bizzat yaratacağını, Kandil’e ya da her hangi bir sınır dışı hedefe karşı sahte kara harekatına girişerek seçmeni kışkırtacağını, hatta bu vesileyle seçimleri bile iptal edebileceğini, buna karşı halkın hazır olmasını, oyuna gelmemesini ve seçimlerin iptali durumunda yaratılan Kürt düşmanı havaya kapılmayıp ayağa kalkmaları gerektiğini” yerellerde cesaretle anlatmalıdırlar.

İnternetteki ayaklanma karşısında AKP tabanındaki isteksizlik büyük bir işarettir. 2 milyon “Tamam”a karşı “300 bin”de kalmış olmaları tabanın psikolojik olarak çöküntü içinde olduğunu açıkça gösterdi. Sarayın oyları yüzde ellinin altına hızla gerilemekte. Saray panik içinde, muhalefetin tabanı ise her geçen gün biraz daha öz gücüne güven duymakta. İnisiyatif muhalefete ha geçti, ha geçiyor.

Şimdi muhalefet hem sarayın “psikolojik savaş” oyunlarını boşa çıkarmalı, hem de dayanışma içinde seçimlerde sandık güvenliğini birlikte sağlamalı, HDP’ye oy vermekte tereddüt içinde olan demokrat seçmen, var güçle HDP’yi baraj altında bırakma planına karşı hileyle yok edilemeyecek bir oranda HDP’ye ve Demirtaş’a oy vermelidir.

Bir menfur planı deşifre etmek, onu boşa çıkarmanın ilk ve belirleyici adımıdır. Unutmayalım.

Yazarın diğer yazıları