Katiller Alman ajanı mı?

Almanya, Sivas’ta katliam yapan kişiler hakkında 26 yıldır hiçbir adım atmadı. Kırmızı Bülten ile aranan bu insanlara Almanya neden bugüne kadar dokunmadı, dokunmuyor? Bu katiller hakkındaki bilgiler neden kamuoyundan saklanıyor? Bu kişiler Alman istihbaratının muhbirleri mi?

NİHAL BAYRAM / MAINZ

2 Temmuz katliamının üzerinden 26 yıl geçti. Katliamın yapıldığı yıl, Kürt halkına yönelik amansız savaşın sürdüğü 90’lı yılların başıydı. Türk devleti yürüttüğü savaş politikası gereği sadece etnik değil aynı zamanda inanç soykırımına yönelerek Pir Sultan’ın diyarı Sivas’ı bir katliam alanına çevirdi. Yıllardır gericiliği ve faşizmi biriktirdiği Sivas bir provakasyona zemin olmak için bütün şartları barındırıyordu. Sadece devletin eli yetmeyecek aynı zamanda bir toplumsal gericilik birikimin de gerekli olduğu böylesi bir alan tesadüf değildi elbet. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için gelen aydın, sanatçı, semah ekiplerinin kaldığı otel işte devlet ve dinsel bağnazlığın ateşinde böylece ateşe verildi.

Katliam, yıllarca adliye koridorlarında ilden ile neredeyse dolaşan bir dosyaya dönüştü. Ardından katliamı yapanlar cezalandırılmadı. AKP iktidarına kadar sürüncemede kalan dosyada geriye kalanlar da AKP eliyle serbest bırakıldı. Katliamı gerçekleştirenlerin serbest bırakılmasından sonra Tayyip Erdoğan’ın “adalet yerini buldu” sözü Türkiye’de halklara, demokrasi ve özgürlük savunucularına, inançlara yapılan baskının ve adaletin ne olduğunun belgesiydi.

Katliamdan sonra yaşananlar bu olayın gerçek faillerini de suç ortaklarını da işaret ederken, bugün bu faillerinin bir kısmının Almanya ve Fransa’da olduğu biliniyor. Almanya’da Yeşiller Partisi Berlin Eyaleti milletvekilleri Fadime Topaç ile Benedikt Lux, Federal Başsavcılığa suç duyurusunda bulunarak, Sivas Katliamı’nın faillerinden olan ve Almanya’da yaşayan 8 kişinin yargılanmasını istedi. Federal Başsavcılığa yapılan başvuruda, failler hakkında ”kasten adam öldürme” ve ”insanlığa karşı suçlardan” soruşturma başlatılması talep edildi.

Sivas Katliamı’nın firari sanıklarının yargılanması için 26 yıl sonra Almanya’da yapılan suç duyurusu ve bu suç duyurusunun nasıl bir sonuç ortaya çıkaracağı konusunda Yeşiller Partisi Berlin Eyaleti Milletvekili Fadime Topaç ve Almanya Sol Parti Federal Milletvekili Helin Evrim Sommer ile görüştük.

Federal Başsavcılığa Almanya’daki Sivas failleri hakkında soruşturma başlatılmasını talep eden Milletvekili Fadime Topaç ”insan öldürmenin zaman aşımı olamaz” diyerek yola koyulduklarını belirtiyor. Gazetemizin sorularını yanıtlayan Topaç, amaçlarını ve beklentilerini anlattı.

Sivas davası Türkiye’de zaman aşımına uğradı. Bu durumun Almanya’da başlatmak istediğiniz hukuki sürece etkisi nedir?

Zaman aşımına uğrama diye bir şey söz konusu olamaz. Zaten bizim temel noktamız da budur. Yani insan hakları ve evrensel hukuk açısından bakıldığında insan öldürme zaman aşımına uğrayamaz.

Ben burada Almanya yasalarına göre konuşuyorum. Bu girişim Almanya’ya yöneliktir. Sayın Benedikt Lux ile beraber Federal Başsavcılığa suç duyurusunda bulunduk. Biz tabi ki burada yasal çerçevede hareket ediyoruz. Ayrıca Federal Meclis’in Bilimsel Hizmetler Dairesi’nin Sivas katliamına ilişkin hazırladığı rapora göre hareket ettik.

Almanya’da Sivas Katliamı’ndan yargılanan 8 kişi bulunduğu bilgisine nereden ulaştınız?

Sivas’tan yargılanan sekiz kişinin Almanya’da bulunduklarını Hürriyet Gazetesi 8 Haziran 2013 tarihinde yazmıştı. Almanya’ya gelen sekiz kişiden bahsediliyordu ancak ayrıntılı bir bilgi yoktu. Bunlar hangi şekilde, hangi yollardan geldiler bilmiyoruz. Hangi yollar üzerinden burada kalabildiler, yasal çerçeve neydi, bunu açıkça beyan eden bir şeffaflık yok.

Bazı haberlerde bu kişilerin istihbarat için çalıştıkları söylenmişti. Almanya Hükümeti bunu kabul etmiyor ama size sorayım; siz olsanız “evet istihbarat için çalışıyorlar” der misiniz? Yok diyemezdiniz. Yani her yönden şeffaf bir araştırma şart olacak.

Yani en başta ilginç olan, bu kişiler Almanya’ya geldikleri o dönemler 20’li yaşlardaydı. Bunlar yurt dışına geliyor, kendi işini kurabiliyor, burada kalabiliyorlar. Benim bildiğim böyle çok varlıkları olan şahıslar da değiller. Yani bu para nereden geliyor! Burada kendilerine öyle bir hayatı, öyle bir düzeni nasıl kurabildiler, bu da çok ilginç ve önemli bir soru. Araştırma esnasında umarım bazı bilgiler gün ışığına çıkacaktır.

Sivas’ta yaşananlar ”insanlığa karşı işlenmiş suç” başlığıyla Alevilere karşı yapılan bir katliam olarak tanımlanmalı ve evrensel bir hukuk çerçevesinde bakılmalıdır.

Almanya’da yürütülen benzer dava bulunuyor mu?

Böylesi bir dava Almanya’da ilk kez açılacak. Bizim bildiğimiz kadarıyla bugüne kadar benzer bir dava açılmamış. Eğer bu dava üzerinden Almanya’da bu kişiler yargılanırlar ise bu hüküm Türkiye’yi ve Türk hukuğunu ne kadar etkiler, onu öngörmek mümkün değil.

Sivas saldırısında yer alanlar da saldırıda ölenlerin yakınları da bugün Almanya’da yaşıyor. Aradan geçen 26 yıl sonunda evrensel hukuk kapsamında Almanya’da dava açılabilinir. Bizim umudumuz ve hedefimiz budur.

Katliamda yaşamını yitiren Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin’in dışında başka mağdur yakınları var mı Almanya’da?

Henüz bilmiyoruz ama organizeli bir şekilde araştırılsa ortaya çıkar, mutlaka başka mağdur yakınları da vardır Almanya’da. Katliamın üzerinden yıllar geçtiği için günümüzde ulaşmak biraz güç.

Örneğin; Yeter Gültekin Berlin’de yaşıyor ve Sivas sanıklarından birisi de Berlin’de yaşıyor. Bu konudan daha ağır bir durum  söz konusu olabilir mi! Bir mağdur yakını olarak her an eşinizin katiline rastlayabilirsiniz.

Siz bir Alevi vekil olarak bu konuda mücadele veriyorsunuz. Bu anlamda ne söyleyebilirsiniz?

Bu her şeyden önce bir insanlık suçudur. Aynı zamanda Yeşiller milletvekiliyim, insan hakları, adalet ölçütleri üzerinden bakmak gerekiyor bu davaya. Bunun için de Alevi olmak şart değil. Temel ilkeler üzerinden yaklaşmak gerekiyor. Bugün bu insanların elini ve kolunu sallayarak Almanya’da rahat rahat dolaşmaları kabul edilemez. Bu adalete tamamen terstir. Hayatını kaybedenler oldu. Bunun yanısıra yakınlarını kaybeden, sevdiği insanları kaybeden insanlar halen zor durumdalar. Adaletin mutlaka yerini bulması gerekiyor.

Hangi tarihte suç duyurusunda bulundunuz ve bu sürecin nasıl ilerleyeceğini öngörüyorsunuz?

Suç duyurusunu 3 Aralık’ta verdik. Cevabın gelmesi sanırım biraz sürecek. Almanya’ya 8 kişi gelmiş biliyoruz; onların dosyaları araştırılacak, incelenecek, gözden geçirilecek. Bunların hepsi zaman alacaktır. Bu kişilerden birisinin Alman vatandaşlığı aldığı, birinin imamlık yaptığı da belirtiliyor. Bunu hangi yollardan yaptı, kimlerin aracılığı ile yaptı, oturumlarını nasıl aldılar, vatandaşlığı nasıl elde etti vb. birçok soru cevap bekliyor. Bunun için belgeler ve delillerin olması, şahitlerin bulunması, olayların araştırılması gerekiyor. Ve bunların hepsi zaman alacaktır.

Türkiye’den istenilen dosyaları, delil ve belgeleri almak mümkün olacak mıdır?

Türkiye hukuku bu insanları yargılamış, yani cezalara çarptırmış. Fakat firar eden bu suçlular, Kırmızı Bülten ile aranan bu insanlara Almanya neden bugüne kadar dokunmadı, dokunmuyor? Bunu da sormak gerekiyor. Türkiye bu konuda üzerine düşeni yapmamıştır ve yapmıyor. Bu ayrı bir boyut. Fakat biz Türkiye’ye karşı suç duyurusunda bulunmuyoruz. Biz Almanya Başsavcılığı’na karşı, Almanya’da suç duyurusunda bulunuyoruz.

Türkiye bugüne kadar hiçbir katliam, hiçbir soykırımı ile yüzleşmedi ve yüzleşmiyor. Halen inkar politikalarına dayalı bir Türkiye siyaseti ile karşı karşıyayız. Fakat mutlaka ve mutlaka, yaşananlar suçluların yanına kalmamalı. Hakkın ve adaletin yerini bulması gerekiyor. Ve böylesi suç işleyen kişiler – Almanya dava açar da yargılar ise- dünyada kaçacak yerlerinin kalmadığını bilmeli. Bu herkese ibret olmalı.


Almanya hatasını düzeltmeli

Almanya’da yaşayan ve Sivas Katliamı’ndan yargılanan suçlulara ilişkin yapılan başvuru sonucunda Almanya’da nasıl bir hukuksal süreç işleyebilir?

Helin Evrim Sommer: Temmuz ayında görev yaptığım Federal Meclis’in Bilimsel Hizmetler Dairesi’nin Sivas Katliamı ile ilgili sunduğu uzman raporu, Almanya’da yaşayan bu suçlulara yönelik Alman hukukunda iki seçenek olduğunu ortaya koydu. Bu seçeneklerden birincisi Türkiye’ye geri iade etme; diğer seçenek  ise Almanya’da yargılama.

Türkiye’ye geri iade etmek, hem yargılanmış şahısların gönderilmelerine ilişkin Avrupa Parlamentosu anlaşması ve hem de Avrupa Parlamentosu’nun İade Sözleşmesi gereği, prensipte mümkündür. Aynı şekilde Federal Alman Hükümeti, var olan ceza hususlarına ilişkin Uluslararası Hukuk Yardımı Yasası üzerinden yurtdışında karara bağlanan bir yargılamayı kendisi hayata geçirebilir veya evrensel hukuk prensiplerine göre kendisi cezalandırabilir.

Almanya’da tekrardan bir yargılama mümkün görünüyor mu?

Almanya’da  ”çifte ceza yasağı“ Alman Anayasası’nın temel hukuk prensibidir. Bu prensip şöyle diyor; hiç kimse aynı suçtan dolayı ikinci bir kez veya çok kez yargılanamaz. Fakat Federal Meclis’in Bilimsel Hizmetler Dairesi’nin Sivas Katliamı ile ilgili sunduğu uzman raporuna göre bu prensip sadece Almanya ve AB içerisinde verilen mahkeme kararlarına ilişkin uygulanabilir. Bundan dolayı Türkiye’de Sivas Katliamı’ndan yargılanan suçlular, Alman mahkemeleri karşısından bu temel prensipten yararlanamazlar. Almanya’da yeniden bir yargılanmanın önünde herhangi bir hukuki engel yoktur.

Almanya böyle bir yargılama rol oynar mı?

Madımak Oteli önünde biriken faşist kitle tahminen 20 bin kişiden oluşurken sadece 123 kişi hakkında dava açılmıştı. Bu davalar yıllarca sürdü. 2001 yılında nihayet Yüksek Mahkeme, suçluların bir kısmını yargıladı. Kaçan hükümlülerin davaları daha kısmen devam etmekte. 33 suçlunun yargılandıkları en yüksek yani en ağır suç teşkili sonucunda müebbet ceza alanlara ilişkin temel suçlama ”Anayasa düzenine karşı ayaklanma“.

Bu bağlamda 56 sanığın vermiş oldukları ”Türk-İslam Hizbullah gibi paramiliter örgütlerin emriyle bu katliama katıldıkları“ ifadelerine rağmen, Sivas Katliamı’nın sistematik karekteri Türk mahkemeleri tarafından kabul edilmedi. Katliamdan 20 yıl sonra, 2002 yılında, dava zaman aşımından dolayı durduruldu.

”İnsanlığa Karşı Suç“ kapsamındaki suçlar ise hiç bir şekilde zaman aşımına uğrayamaz. Bu suç yasası Türk Ceza Kanunu’na 2005 yılında eklendi. Türkiye’de çok sayıda sivil toplum örgütü ve kurum, Sivas Katliamı’nın bu kapsama alınması için mücadele etse de parlamento içerisinde bu dilekçeler AKP tarafından reddedildi.

Almanya’nın şimdi Alevilerin ”Sivas’ın yarası” olarak adlandırdıkları bu tarihi adaletsizliği düzeltmeye ve bu katliamı ”İnsanlığa Karşı Suç“ altında araştırmaya imkanı var.

Sivas Katliamı kamuoyunun gözüönünde gerçekleşti. Bu katliam çok iyi belgelendi, katliamın gerçekleştiğine dair çok sayıda görgü tanığı var.

Almanya-Türkiye ilişkilerinin bu sürece etkisi nasıl olur?

Almanya’da etkili bir yargılama için Alman makamları, Türk makamları ile beraber çalışmak zorundalar. Fakat şu çok iyi biliniyor ki, Türk hükümeti Almanya’da yaşayan ve Türkiye’de yargılanmış olan Sivas-Katliamı sanıklarının Almanya’da yargılanmalarına taraf değil. Türk makamlarının müebbet cezasına çarptırılmış Sivas-Katliamı ana faillerinden birisini Kırmızı Bülten’le araması gerekirken ara talimatla serbest bıraktığı basına yansımıştı.

Cezaları düşürmek için Türk makamları tarafından başka bir hükümlünün –suç işlediği günde reşit olmasına rağmen– yaşı düşürülmüştür. Bu hükümlü serbest bırakıldıktan sonra Almanya’ya kaçtı.

Davanın zaman aşımına uğradığı süreçte Erdoğan Başbakandı. Erdoğan bu kararı, tebrik etmişti ve Sivas’ta katledilenlerin yakınlarını ve bu davada sürekli mücadele veren sivil toplum örgütlerini ideolojik gündem yaratmakla suçlamıştı. İnsanlığa karşı suçların reddedilmesi Türk devletinin bir var oluş nedenidir. Türk makamları suçluların adil yargılanmamaları için gereken her şeyi yapacak ve gereken her şeyi sürüncemeye bırakacaktır.

Suçlulardan sekizinin uzun süredir, Almanya’da yaşadıkları belirtiliyor. Bu kişilerle ilgili hangi bilgilere sahipsiniz?

Parlamento içindeki inisiyatifler ve basın haberlerine göre ana faillerden birisi –Türkiye’de müebbet cezası almasına rağmen– burda Alman vatandaşlığı almış. Diğer 7 suçlunun hepsi oturumlarını iltica üzerinden almışlar.

Böylesi bir katliamdan yargılanmış kişilerin Almanya’da oturum almaları ve yaşamalarını nasıl değerlendiriyor sunuz?

Almanya hükümetinin Almanya’da yaşayan Sivas katillerine karşı hiçbir şey yapmaması, katledilenlerin yakınlarının yüzlerine vurulmuş bir tokat gibidir. Türkiye’de yargılanmış Sivas katillerinin Almanya’da siyasi iltica almaları açık bir karar hatası olmuştur. Almanya’nın hukuki yardım esirgemesi gerçek anlamda aslında adaleti engelleme anlamına gelebilir. Ancak halen geç sayılmaz. Alman yargısının bu hatasını düzeltmesi için halen şansı var. Sivas katilleri fakatsız ve amasız mahkeme önüne çıkartılmalılar.

Yazarın diğer yazıları

    None Found