Katiller’in bakışlarında saklı olan

Mehmet Tunç’un bir bodrumda 37 kişiyle birlikte lav silahlarıyla imha edilmesinden sonra, görüştüğümüz birçok Alman Avukat’tan birinin açıklaması, başka bir bakış açısına işaret ediyordu.

Bu deneyimli ve sosyalist hukukçu: “Bu korkunç katliamdan bazı Kürt çevrelerinin, Kürtler’in hep katliamdan geçirildiklerini ve mağdur olduklarını yaygınlaştırıp, dünya kamuoyunda destek aramalarına olumlu bakmıyorum. Kürtler’in sadece “mağdur“ olarak gösterilmeleri doğru değil. Direniş’in de bir tarihi var… Optimist bir gelecek için, herşey yapılmalı…”

1975’e kadar devam eden Vietnam’ın kurtuluş mücadelesinde 4 milyon Vietnamlı katledildi. Saldırgan ABD ordusunun kaybı: 58.000 işgalci.

Cizre’de öldürülmüş bir kadının çıplak bedeni fotoğraf karesine takılırken, Özel Tim’ler de oradaydı.

Kadın’ın üstünü örtmediler; şiddeti çıplaklaştırmak için. 

Sosyal tarihçiler buna, caydırıcı şiddet politikası diyorlar.

Amaç, insanın şuurunu donduracak ve kanını durduracak derecede bir şiddetle, toplumun geride kalanlarını felce uğratmak; kitlelere geri adım attırmak. 

Beyaz bayrak sallayanların katledildikleri kent Cizre’den sonrasında da öncesinde de caydırıcı şiddetin özel bir tarihi var…

1966 ya da 67’de olacak, Jandarmalar öldürüldükten sonra, üstleri soyulan üç Beritan’lı “kaçakçı“yı Varto’da Otobüs Gar’ı meydanının ortasına bıraktıktan sonra, cesetlerin teşhis edilmeleri için çağrıda bulunmuşlardı.

Korkudan dilim tutulmuştu. Daire oluşturan kalabalıkta, donuk duran erkekleri izliyordum.

Onlar da korku içerisindeydiler.

“Korkmayanlar“, dairedekilere: “içinizde ölmek isteyen başka kimse yok mu“ pozu takınarak bakan, Jandarma komutanıydı.

Jandarmalar, komutanın emrine uymakla, eğer ceza almazlarsa, hemen kaçabilecek ikilemi içindeki adamlar gibi duruyorlardı.

Aradan elli yıl geçtikten sonra, başka bir resim karesi Muğla’dan.

Basına yansıyan fotoğraflardan birinde, elbiseleri soyulmuş asfalta yatırılmış, iki erkek. Elleri bağlanmış. Daha ötede, üst tarafı hala soyulmamış kolları bağlanmış bir erkek daha var.

Profesyoneller meydanda, insan onurunu çiğneyerek sergiliyorlar. Görüntülenmek için poz veriyorlar!

İlk tepkim: Ermeni katliamının resimlerinden birini hatırlamam.

Aradan yüzyıl geçmiş, caydırıcı şiddet hala devam ediyor.

Muğla‘daki resim karesinde, katletmek için sabırsızlanan idareci bir kontrgerilla uzmanının fotoğrafı var. Makineliler taşıyan özel timler arasında, yerde yatan erkeklerden birine bakan, siyah renkli kısa manto taşıyan, kot pantolonlu ve beyaz gömlekli, göbekli adamın bakışlarında, derin bir nefret duruyor.

Bu eski katil, daha sonra da katil olacak, muhtemelen, yerde yatırılanlara sonradan işkence yapan adam, kolonyal kinin profesyonelleştirdiği, katillerden sadece bir tanesi.

Türk halkının bu adamın bakışlarını görmesini ümit ediyorum. Kürtler’i insan olarak görmeyen bu Türk bakışı, Türk’ü de insanlıktan uzaklaştırıyor. 

Bu resim karesi, kendilerini ve Kürtler’i insan olarak gören Türkler’in işinin ne kadar zor olduğunu belgeleyen bir canavarlık örneği: “HOMO HOMINI LUPUS (İnsan insanın kurdudur)“ (Hobbes).

Yazarın diğer yazıları