Kawasaki hastalığı

Kawasaki hastalığı İngilizce tıp literatüründe ilk kez 1967’de Tomisaku Kawasaki adlı Japon bir çocuk hastalıkları uzmanı tarafından belli semptomları olan bir grup çocuğun tanımlanması için konulmuştur. Hastalık önce “mukokutanöz lenf düğümü sendromu” olarak isimlendirilmişti. Kawasaki hastalığı en çok kalp damarları (koroner damarlar) vücuttaki orta çaplı atardamarlarda genişlemelere (anevrizmalara) ve damar duvarlarının iltihaplanmasına neden olmaktadır, yani vaskülittir.  

Nadiren görülen hastalık Japonya’da yaygın olmakla birlikte tüm ülkelerde görülmektedir ve çocuklarda en sık karşılaşılan vaskülit türlerindendir. Bu hastalığa yakalanan çocukların yüzde 85’i beş yaşından küçüktür. Beş yaşından büyük veya üç aydan küçük olan çocuklarda koroner damar anevrizması riski daha yüksektir. İlkbahar ile kış sonu daha sık görülen hastalık, daha çok erkeklerde yaygındır.  

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak hastalığın başlamasını bir enfeksiyonun tetiklediği düşünülmektedir. Genetik bir yatkınlıktan da şüphelenilmektedir. Hastalık bulaşıcı değildir. Hastalığın aynı kişide tekrarlanması çok nadir görülür. 

Kawasaki hastalığının şiddeti çocuktan çocuğa değişmektedir. Her çocukta tüm belirtiler olmamaktadır. Özellikle bir yaşından küçük çocuklarda bazen tüm bulgular görülmeyebilir. O zaman atipik Kawasaki hastalığından bahs edilmektedir. Anevrizmalar çok nadiren ortaya çıkar. 

Hastalık nedeni bilinmeyen yüksek ateşle başlar. Ateşle birlikte veya ateşi takiben gözde kızarıklık ve deride kızarıklık ile soyulma görülmektedir. Döküntü gövdede, kasık bölgesinde, bacak ve kollarda yoğunlaşır. Parlak kırmızı ve çatlamış dudaklar, kırmızı dil, boğazda kızarıklık ve ağızdaki tükürük bezlerinde değişiklikler hastalığın diğer belirtileridir. Bunları el ve ayak parmakların ucunda başlayan deri soyulması takip eder. Birçok hastada boyun bölgesindeki lenf bezlerinde şişkinlik görülür. Eklemlerde ağrı veya şişkinlik, ishal, karın ağrısı ve baş ağrısı gibi bulgulara da sık rastlanılır. 

3 evre şeklinde görülen hastalığın tanısı ancak doktor tarafından yapılan değerlendirme ile konulabilinir ve tedavisi hastanede yapılır. Tedavi kapsamında damardan yüksek dozda aspirin ve immünoglobülin (kan proteini) verilmektedir. Çocuklar en az altı ay genelde ise bir yıl belli aralıklarla uzman doktora gitmelidir.    

Yazarın diğer yazıları