Kayapınar’ı birlikte yöneteceğiz

Kayapınar Belediye Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, “Kayyum atanan belediyeler arasında en çok talana uğramış, genleriyle oynanmış bir belediye” dediği Kayapınar için hizmet anlayışlarının, buranın iklimini, taşını ve ruhunu yansıtacak bir minvalde gelişeceğini söyledi.

BİRCAN DEĞİRMENCİ / AMED

“Zamanında elimdeki parayla Kayapınar’da arsa alsaydım şimdi milyoner olmuştum. Gittim Bağlar’da aldım. Ben nereden bileydim bu tarlalar bu kadar kıymetlenecek.” Diyarbakır’da epey zamandır dönen muhabbette klasikleşen bu cümleyi sarf edenler haksız sayılmazlar. “Eskiden buralar hep tarlaydı” deyimi sanırım Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesi için cuk oturuyor. Çok değil 10 yıl öncesine kadar tarla olan yerler bugün geniş cadde ve bulvarlar, içkili mekanlar, kafeler, parklar, İngilizce, Kürtçe alengirli isimlerle boy gösteren havuzlu sitelere dönüştü. Lüks sitelerin arasında direnen, tezek kokuları yükselen köylerdeki toprak evler ise bu devasa binaların gölgesinde, imara açılmasını bekleyen açgözlülerin odağında.

Kentin ‘modern’ yüzü olarak gözüken 400 bin nüfusluk ilçede farklı bir profil de oluştu. Sur ve Bağlar ilçesiyle arasındaki makasın giderek açıldığı ve gelir dengesi bakımından uçuruma dönüşen sınıfsal bir ayırım da söz konusu. Başka ülkelerde bir su birikintisinin bile etrafına kent kurulurken; biz efsanevi Dicle Nehri’nden uzaklaşıp eski olan her şeyi geri kalmışlık olarak görüp, estetik yoksunu, ömrü en fazla elli yıl bile olmayan, kentin iklimine ve mimarisine uymayan yapılara tapındık. Daha fazla beton, daha fazla bina, yanına garnitür olarak göz boyamak için yeşil alan.

Hal böyle olunca büyük bir rant alanı da oluşmuş durumda. Bu durum belediyeye kayyum atanmasıyla da iyice ayyuka çıktı. Yönetimi devralan belediye Başkanı Keziban Yılmaz’ın ilk icraatı belediye içerisinde çalışmayan personel ve ortada olmayan araçları ararken basına yansıdı. 230 milyonluk borç, ihtiyaç fazlası alınan ve evinde oturarak maaş alan personel, taşınmazların kamu kurumlarına devriyle çalışamaz duruma getirilen belediyeyi toparlamak çok da kolay gözükmüyor. Önlenemez bir şekilde büyüyen ilçede Yılmaz’ın ve ekibinin işi hayli zor.

Yılmaz’la belediyenin durumu, personel sorunu, projeleri hakkında konuştuk.

Sizi İnsan Hakları Derneği ve Diyarbakır Barosu’ndaki çalışmalarınızdan, hukukçu kimliğinizden tanıyoruz. Şimdi Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı olarak karşımızdasınız. Bilmeyenler için ‘Keziban Yılmaz kimdir’ diye soralım.

Bismil doğumluyum. 2005 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olarak avukat oldum. 3 yıl serbest avukatlık yaptıktan sonra 2008’de İHD’nin yönetim kurulunda yer aldım. 2012 yılına kadar çocuk hakları, kayıplar ve cezaevi komisyonunda aktif çalışma yürüttüm. O dönem kamuoyunda taş atan çocuklar olarak lanse edilen TMK mağduru çocuklarla ilgileniyorduk. Bu çocuklarla ilgili olarak yasal düzenlemeler adil olmadığı için uzun soluklu çalışmalar yürüttük. Bunun sonucunda çocuk koruma kanununda bazı düzenlemeler yapılmasına ön ayak olduk. Kayıplar komisyonunda da uzun bir süre faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş kişilerin yakınlarının başvurularıyla ilgilendik. Kimsesiz mezar tespitlerinde, kemik arama çalışmalarına dahil olduk. Cezaevi komisyonunda özellikle hasta mahpuslar konusunda uzun bir süre çalıştım.

2012’de baronun yönetimine seçildim. 2014’e kadar kadın hakları merkezinin koordinatörlüğü ve baronun genel sekreterlik görevini yürüttüm. O dönem Tahir beyle (Elçi) çalıştık. Onun öncülüğünde özellikle kadın hakları mücadelesinde ciddi çalışmalara dahil olduk. 2014’te DBP il yönetimine girdim, iki yıllık bir siyasi partinin yöneticiliğini yaptıktan sonra açıkçası tekrar yuvaya dönme gibi bir durum oldu. Baro’nun 2018’deki genel kurulunda tekrar yönetime seçildim. Bu dönemde baronun insan hakları merkezinin koordinatörlüğünü üstlendim. Ancak üç ay sonra HDP’den Kayapınar belediye eşbaşkan adayı olunca görevimden istifa ettim.

Kayyum sonrası belediyelerde görev almak bir nevi ateşten gömlek gibi. Ne hissettiniz size bu görev talep edildiğinde?

Aslında kayyumların yönetmiş olduğu bir belediyenin eşbaşkanlığına talip olmak çok zor bir görevdi. Çünkü insanlara yaşatılan mağduriyetlere tanık olduğumuz kadarıyla çok ciddi bir kıyıma ve talana uğramış olduğunu görüyorduk. Özellikle Kayapınar’a çok ciddi bir rant alanı gözüyle bakıldığını ve kayyum sürecinde buraya yönelimin olduğunu gözlemliyorduk. O nedenle Kayapınar zor bir yerdi. Ama açıkçası 13 yıllık meslek hayatım ve STK içerisindeki birikim ve deneyime güvenerek görevi kabul ettim. Yerel yönetimlerin içerisinde yer almak, halkla birlikte beklentilere yanıt olmak, projeler üretmek aslında çok güzel bir duygu. Zorluğu kadar somut karşılığını görebildiğiniz güzel tarafları da olan bir alan.

Nasıl bir belediyeyle karşılaştınız? Sizi araç ve personel ararken gördük basında.

Enkazdan öte bir şeyle karşılaştık. Çünkü zaten binanın kendisi henüz inşaat halindeydi. İlk gördüğümüz, fütursuzca binek araçlarının ihalesinin yapıldığıydı. İş makinaları, temizlik aracı olabilir ama binek araçları açısından sayının fazlalığını gördüğünüzde bunun keyfi olduğunu anlıyorsunuz. 40’a yakın araçtı. Bunların birçoğunun belediyeye bağlı birimlerde kayıtlı olduğunu ama belediyede o araçların olmadığını gördük. Araçların peşine düştüğümüzde kimisinin başka resmi kurumlarda kullanıldığını gördük. Yine kim, nerede, hangi görevde çalışıyor diye personel listesini çıkarttık. Personelin büyük kısmının karakol, valilik, kaymakamlık, müftülük  dahil olmak üzere başka kurumlarda görevlendirme yazısı dahi yazılmadan keyfi biçimde muhtemelen sözlü taleplerle gönderildiğini gördük.

Bunlar eski çalışanlar mı, yeniler mi? İki buçuk yıl içinde aldıkları personel. Kaç kişi işten çıkartılmıştı?

Yaklaşık 600 personel işten çıkartılmış, bu sayıdan daha fazlası işe alınmış. 2016’da 600 işten çıkartma varken bizim devraldığımız dönemde 822 personelin girişinin yapıldığını tespit ettik. Belediyenin birçok taşınmazının sosyal ve kültürel alanda faaliyet yürütülen birçok taşınmazının değişik kurumlara devredilmesi üzerine orada daha önce çalıştırılmış, iki buçuk yıllık olan personelin de bina içerisine, havuzlara ya da bilgi evi denen yerlere tıkış tıkış doldurulduğunu gördük. Henüz yapımı bile tamamlanmamış bir havuzda 25 kişi görevlendirilmiş. Sosyal müdürlük bünyesinde yapılmış ve faal olmayan bir havuzda hiçbir şekilde emek harcamadan çalışıyor gibi gözükmüşler. Çoğu da işe gitmiyormuş. Evinde oturup maaş alan birçok personelin işe gelmeye başladığını gördük. Öncesinde bilmediğimiz için kimin gelip gelmediği bilinmiyordu. Çünkü personel takip sistemi hatta güvenliği bile yoktu belediyenin. Personelin tamamının belediyeye gelmesiyle çalışan personeli diğerlerinin daha önce görmediğini, tanımadığını gördük. Evinde yatan personelle, belediyede çalışan personeli bir araya getirerek tanışmalarına vesile olduk.

İşe iade edilen oldu mu?

27 kişinin yasal işlemi başlatıldı, dosyaları oluşturuldu. Bu iki buçuk yıl içerisinde yapılan kimi değişikliklerden kaynaklı dosyaları güvenlik soruşturmasında. İşe iade davasını kazanmış olanlara yönelik hukuksal süreç başlatılmış. Olumlu dönmesi halinde zaten işe girişleri yapılacaktır. Onun haricinde çok ciddi bir personel yığımı var. Alınan personel profiline baktığımızda ihtiyaç temelli personel alımı yerine kişiye istihdam alanı yaratılmış. Örneğin temizlik ve park bahçelerde çok ciddi personel sıkıntısı yaşamamıza ve kültür ve sosyal hizmetler müdürlüğündeki tüm taşınmazlar devredilmiş olmasına rağmen bu birim üzerinden ihtiyaçtan 5 kat fazlası personel alınmış. Kayapınar değişime, gelişime açık bir ilçe. İmar uygulamasından yola çıkılarak park bahçeleri fazla olan bir yer. 81 park, 7 fidanlık alanı var. Bunun için hali hazırda çalışan personel sayısı çok yetersiz. Fiziki olarak da her gün büyüyen bir ilçe. Bununla birlikte yerleşim alanları arttıkça o alanların temizlik ihtiyacı da artmakta. Bu anlamda temizlik biriminde çalışan personel de ihtiyacın çok altında. Yine sözleşmeli personel dediğimiz alanda çok fazla bir işe alım söz konusu.

Çalışanlara mobbing uygulandığına yönelik söylemler var..

Bunun böyle yansıtılmasının sebebi belediyedeki kimi personel ve bunu farklı bir mecraya çekmek isteyen kimi basın yayın kuruluşları. Ancak bizim orada seçim sürecinde de ilçe halkına vermiş olduğumuz sözler var. Zorunlu olan hizmetleri zaten yerine getirmekle hükümlüyüz. İmkanların elverdiği ölçüde sosyal, kültürel faaliyetler yürütülecektir ama öncelikli olan temizliktir. İnsanların belediye içerisinde boş boş oturtup sabah 8, akşam 5 mesaisini hiçbir emek harcamadan bir koltuğun üstünde oturarak geçirip maaş alma anlayışına karşıyız. Bu sebeple belediye içerisinde ihtiyaç fazlası olan birçok personelin ihtiyaç olan temizlik ve park bahçeler gibi alanlarda görevlendirdik. Oralarda çalışmak istemeyen, kayyum sürecinde torpilli olan kimi personelin orada çalışmak istememesi kamuoyuna mobbing olarak yansıtılmak isteniyor. Açıkçası yönetim olarak bu konuda kararlıyız. Kişilerin ihtiyaçlarına göre değil, hizmetin gerekliliğine göre hareket edilecek. Buna göre bir personel dağılımı yapılacaktır. Örneğin kültür birimi üzerinden onlarca ataması yapılmayan öğretmen alınmış.

Çok iş başvurusu alıyor musunuz? 

Evet, çok fazla. Her yerde olduğu gibi burada da belediyeler ‘ekmek kapısı’ olarak görülüyor ve sürekli iş talepleri var. Belediyelerin belli bir bütçesi var ve o bütçenin belli bir oranı işçi ücretlerine ayrılıyor. O miktarı zaten aşamıyorsun.

İçerisinde bulunduğunuz belediye binası kayyum tarafından kullanılmamış mıydı?

Ocak ayı itibariyle son üç ayda gelinmiş ve zaten çok da önemsenmemiş. Eski hizmet binasından yönetmişler. Buranın inşaatı bitmişti ama henüz ihale süreci tamamlanmadığı için belediye açısından tapu işlemleri tamamlanmıştı. İki buçuk yıl boyunca atıl durumda bırakıldığından bina neredeyse çürümüş, yıkık bir durumda kalmış. Diğer bina da seçimden hemen önce kaymakamlığa devredildi. Onunla ilgili olarak da yine meclis kararı aldık. İdari mahkemede dava açıldı. Taşınmazlarla ilgili yasal yollara başvuru hakkımızı kullanacağız.

Cêgerxwîn Kültür Merkezi’nde adeta bir akademi niteliğinde çeşitli kültür ve sanat faaliyetleri yürütülüyordu. O bina Halk Eğitim Müdürlüğü’ne devredildi. Bunun için nasıl bir girişiminiz olacak?

Kültürel faaliyetlerimizi yürüteceğimiz başka bir mekanımız kalmadı. Kayyumun bıraktığı borç külfetiyle istediğimiz noktaya varabilecek kültürel çalışmaları şu anda hayata geçiremiyoruz. Onunla ilgili belediye meclisinden devir işleminin iptaline ilişkin kararımızı aldık. Bu karar kaymakamlığa gönderildi. Karar kesinleştikten sonra kaymakamlık tarafından kararın iptali için dava açıldı. Dava devam ediyor. Her ne kadar kaymakamlık tarafından meclis kararımızın iptaline yönelik dava açılmışsa da bizim de tapu devrinin iptaline ilişkin dava açma yetkimiz var. Bunu yapacağız. Şu anda benzeri bir bina yaratma imkanımız yok ama ileriki aşamada böyle bir kültür merkezi oluşturmayı düşünüyoruz. Şu anda 5-6 adet ‘bilgi evi’ adı altında prefabrik yapımız var. Bir tanesini kültür evi haline getirmeyi düşünüyoruz. Mekânsal olarak el konulabilir ama kültürel faaliyeti küçük yapılar içinde olsa da sunmayı ve o ismi yaşatmayı düşünüyoruz.

Ne kadar borcu var belediyenin?

Biz ilk gelip sorduğumuzda 187 milyon borç gözüküyordu ama kayyum döneminden kalma ihale ve esnaf borçlarının çoğunun muhasebe kaydının yapılmadığını gördük. Daha sonra hesaplar yapıldıktan sonra gözüken 230 milyon borcu var. 150 milyonu İller Bankası’ndan ve Vakıfbank’tan çekilen kredi borcu. 2023’e kadar kredi ödemesi devam edecek.

Bu durum personel maaşını ödemede sıkıntı yaratıyor mu?

Evet. İller Bankası’nın pay ödemeleri ayın 10’unda yapılıyor. Belediyenin öz kaynaklarından elde ettiği gelirlerin bir çoğu zaten belediyenin elektrik, su doğalgaz gibi kendi zorunlu olan faaliyetlerini sürdürebilmesi için kullanılıyor. Bu giderleri bile yaptıktan sonra özkaynaklar hizmet faaliyetlerine ve personel ödemesine yetmemekte. Bu nedenle ayın 1’inde ödememiz gereken işçi maaşları maalesef ayın 10’una sarkmış oluyor. Zaten belediyenin aylık gelir ve gider tablosuna baktığımızda başa baş ayarlandığını görüyoruz. Amaçları belediyeyi borca boğup, sokakta küçük bir asfalt aşınmasını dahi tamir etme durumundan alıkoymak.

Maaş ödemelerindeki aksaklıktan dolayı tepki var mı?

Aslında çalışan personel 2 buçuk yıldır belediyede işlerin ne şekilde yürüdüğünü bildikleri için olan bitenin tanığı durumundalar. Nasıl bir hoyratlığın yapıldığını gördüler. Bu hoyratlığın sonucunun bu şekilde bir borca dönüşeceğini açıkçası aklı başında olan herkes düşünebilir. Sürekli CİMER’e şikayet edip kasıtlı ödeme yapmıyormuşuz, bilerek geciktiriyormuşuz gibi şikayetler de var. Ama gelir ve gider tablosu ortada. Neden zamanında ödenmediği de gayet açık. Keyfi bir uygulama değil.

Kayyumun yarattığı bu tahribatı onarmak için nasıl bir planlamanız var?

Fiziki olarak öncelikle binayı hizmet binası haline getirmek ve orada hizmet verme bilinciyle hareket eden bir personel sınıfı yaratmak. Çünkü zaten bu bilinçle çalışmayan personeli orada tuttuğunuzda istediğiniz kadar planlama yapın, çalışma programı çıkartın, zaten geri dönüşünü alamazsınız. Bu yönlü belediye binasını ve personel anlayışını tedavi etmemiz gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra da bu dışa yansıyacaktır. Borçlar açısından da kendi öz kaynaklarımızı arttırmaya yönelik plan ve projeler üreteceğiz. Bunu halka en doğru temelde hizmetleri programlayıp sunmayı düşünüyoruz.

Acil, kısa ve orta vadede planlarınız neler?

Öncelikli olarak Kayapınar’ın iyi bir ilçe görüntüsüne sahip olması için özellikle temizlik ve park bahçeler alanında ciddi çalışmalar yapmamız gerektiği bilincindeyiz. Buna özen gösterip personele aşılamaya çalışıyoruz. Bu zaten zorunlu hizmetlerimizden biri. İkinci olarak da örneğin kültür alanında çalışmalarımız olacak. Kayapınar çocuklarına yönelik kültürel faaliyetler yapmayı planlıyoruz. Parklar büyük alana sahip. Oralarda Açık hava sinemaları yaratmak. Okulların açılmasıyla birlikte köylerde çocuklara yönelik aktiviteler yapmayı düşünüyoruz. Mümkün mertebe tüm köylerde bunu gerçekleştirmek istiyoruz.

Belediyenin kadın danışma merkezi de kapatıldı. Kadınlara yönelik neler yapacaksınız?

Kayyumun gelir gelmez kadın çalışmalarına yönelik bir darbe vurduğunu gözlemledik. Şiddet mağduru kadınlara yönelik yürütülen çalışmaların olduğu Kadın Danışma Merkezi kapatılarak, taşınmazlar devredildi. Kadına yönelik çalışmalar sosyal yardımlaşma vakfı üzerinden yürütülüyor. Belediye olarak ivedi biçimde kadın danışma merkezi açma planımız var. Burayı salt bir alana kilitlenmiş merkez değil, kadınlarla temas edebilecek, tüm taleplerinin karşılanmasına yönelik bir mekanizma haline getirmek istiyoruz. Yine belediye bünyesinde Kadın Meclisi oluşturmayı düşünüyoruz. Yüzme havuzundan, fitnes salonuna kadar çeşitli dallarda bir kadın spor kompleksi açmayı düşünüyoruz. Dönem dönem parklarda kadın buluşmaları gerçekleştireceğiz. Kadına yönelik istihdam alanı yaratmak da projelerimiz arasında. Belediye bünyesinde araziler bulunmakta. Bunların birçoğu işlevsiz olsa da bazı alanları tarıma açık. Beşyüzevler’de bulunan bir prefabrik evimiz var. 30 kadın orada dikiş nakış kursu görüyor. Orada olmaktan çok keyif alan kadınları gördük. Bunu genişletip üretime açma noktasında geliştirmek istiyoruz.

Belediyenin bir de halı meselesi vardı… Bulabildiniz mi o halıları?

Belediyenin zimmet tutanakları üzerinde yaptığımız incelemede belediyeye tanesi 6 bin liradan 6 tane halı alındığını ama bu halıların belediyenin hiçbir biriminde olmadığını ve bu halıların kayyum eliyle müftülüğe verildiğini öğrendik. Bunun yanında yaptığımız son zimmetleme çalışmasında belediyenin birçok taşınır malının da ortada olmadığı ortaya çıktı. Çok ciddi taşınır mal kaybının olduğunu da düşünüyoruz. Zamanla ortaya çıkacak her bir malımızı geri almak için mücadelemiz devam edecek bunuda kamuoyuyla paylaşacağız. Bütün haklarımızın takipçisiyiz bundan da kimsenin özellikle halkımızın şüphesi olmasın.

Kayapınar durmadan gelişiyor. Neredeyse Siverek’le birleşecek. Daha ne kadar büyüyecek?

Açıkçası ekonomik krizden kaynaklı çok ciddi inşaat çalışması yok. Her yeri imara açma gibi bir durumumuz da yok. Daha çok ihtiyaca göre hareket edeceğiz. İhtiyaç yoksa bu süreçte zaten çalışmamız olmayacak. Büyüme konusunda ise bunun önüne geçme, engelleme gibi bir durumumuz yok. Doğru büyüme, doğru gelişme olmalı. Kayapınar’a girdiğimizde kendimizi Amed’de gibi hissetmiyoruz. Hiçbir sembolü, yapısı yok. Sur’dan Kayapınar’a gelince bambaşka bir kente gelmiş gibi oluyoruz. Bu da aslında Amed için çok doğru bir görüntü değil. Belediye olarak bunlara dikkat etme ve özen göstermeye ihtiyacımız var. Estetik, salt güzel binalar dikerek oluşturulan yapılarla ortaya çıkan bir tablo değildir. Bulunduğunuz toprağın iklimini, taşını ve ruhunu yansıtarak ortaya koyduğunuz görüntü olmalıdır. Belediye yönetimi olarak geldiğimiz günden beri düşünüp planladığımız, önümüze koymak istediğimiz hizmet anlayışı ve görüntüsü de bu minvalde olacak.

Son olarak Kayapınar halkına ne söylemek istersiniz?

Kayyum atanan belediyeler arasında Kayapınar bana göre en çok talana uğramış, genleriyle oynanmış bir belediye. Hedefimiz halkla birlikte bu ilçeyi yönetmek. Halkın görüşlerini karara bağlayan bir yönetim anlayışıyla hareket etmek. Mahalleyle ilgili herhangi bir değişiklik yaparken oranın sakinlerinin talepleri, fikirleri doğrultusunda karar almak istiyoruz. Kayapınar’la ilgili yapacağımız tüm çalışmalar konusunda yine Kayapınar halkımız ile ortaklaşarak çalışmalar yapmayı istiyoruz. Kayapınar halkının yanında ayrıca belirli periyodlarla muhtarlarla, esnaflarla bir araya geleceğiz. Seçim zamanında söyledik şimdi de söylüyoruz. Birlikte yöneteceğiz. Kayapınar bizimdir. Kayapınar ya me ye!

Yazarın diğer yazıları

    None Found