Kaybedilen kadınlar

Güney Amerika, merkezi hegemonyanın temel güçlerinden biri olan Amerika için çok özel bir alan. Güney Amerika’da sistem karşıtlığı olmakla birlikte Amerika’da sol eğilim güçlenmesin diye farklı farklı organize suç örgütleri ve paramiliter güçlerle işbirliği yaptığı, uyuşturucu, fuhuş vb. toplum karşıtı her türlü kirli ilişkiyi geliştirdiğini neredeyse dünyada bilmeyen yoktur. Bu toplum karşıtı suç örgütlerinin başat hedefi her zaman kadınlar olmuş. Uyuşturucu ticaretinde üretimden satışa kadar her evrede kadınları kullanmak, işlerini bitirdikten sonra da katletmek fıtrat olarak işlenmiş.

Kadınların beden dışında farklı bir varoluş olmadığını düşünen bu suç örgütleri başta Meksika olmak üzere birçok Güney Amerika ülkesinde fuhuşu bir sektör olarak geliştirmiş. Kadınların “fuhuş sektörü” ya da uyuşturcu ticareti içinde tutmak için zor kullanılmış. Yine başta Meksika olmak üzere merkezi hegemonya ile ilişkide olan tüm devletlerin özel politikaları sonucunda kadınlar özel olarak kullanılmış. Unutmayalım kapitalizmin acıması yoktur. Hedefi uğruna, bizim için çok önemli ve anlamlı olan insanı, hayvanı, bitkiyi acımasızca yok edebilir. Aslolan onun kazancıdır.

Önceki gün Meksika, 2006 yılından bu yana 60 binden kişinin kayıp olduğunu açıkladı. Sadece geçen yıl 31 binden fazla insan kayıp. Bunların büyük bir kısmını  kadınlar oluşturuyor. Şimdi Meksika devleti “bunu suç örgütleri, karteller yaptı” diyerek işin içinden sıyrılmaya bakıyor. Meksika’daki kartellerin, paramiliter yapıların bölgede yer etmesi için devlet, tüm kapılarını sonuna kadar bunlara açtı. Kayıp kadınların hikayelerini araştıran birçok gazeteci kadın katledildi. Uyuşturucu ticaretini araştıranlar bir anda ortadan kayboldu. Fakat durum sistemik olduğu için ölüm bir girdap yakınına gideni yok ediyor.

Güney Amerika’daki kadınların kaybolması, katledilmesi kapitalizm tarafından çözülmek istenmeyen bir sorundur. Çünkü aslolan kapitalist pazarın sürekliliği ve açık olmasıdır.

Şimdi Meksika’daki kayıp kadınların hikayelerine köken olarak benzeyen kayıp ve ölüm haberleri Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaşanıyor.

Nadira Kadirova, Özbekistanlı. Ülkesinden Türkiye’ye çalışmak için gelen Nadira, AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde hizmetli olarak çalışıyordu. 23 Eylül’de çalıştığı evde ölü bulundu. Resmi kaynakların açıklamasına gerek duyulmadan, Şirin Ünal tarafından intihar ettiği açıklandı. Halen gerçek ölüm nedeni açıklanmış değil.

Gülistan Doku, 5 Ocak’ta kaldığı Dersim’deki KYK Kız Yurdu’na saat 23.00’a kadar geri dönmemesi üzerine, arkadaşları tarafından emniyete başvuruldu. Amed’den Dersim’e gelen ailesinin 6 Ocak’taki kayıp başvurusu üzerine arama(ma) çalışmaları başlatıldı. Sigara izmaretinden markayı tespit edebilen mobbese kameraları Gülistan Doku’yu bulamadı. Olayın nasıl olduğuna dair tek bilgimiz bir polisin üvey oğlu Zaynal Abarakov ile sevgili olduğu. Ardından Gülistan’ın kaybolduğu.

Yeldana Kahraman ise başka bir kadın. Elazığ’da İletişim Fakültesi öğrencisi ve aynı zamanda yerel bir kanal olan Kanal 23’te çalışıyordu. İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu ama aynı zamanda AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar ile röportaj yapmak için evine gittikten bir gün sonra Yeldana evinde ölü bulundu.

Bu katledilen kadınlar sadece basına yansıyanlar.

Rakamın Meksika’ya göre az olduğunu düşünmeyin. Kayıp ve katledilen kadınların ve çocukların sayıları çok yakın zamanda Meksika gibi olacaktır. Çünkü Türk devleti Amerika’nın Güney Amerika’da uyguladığı özel politikanın aynısını sadece Türkiye ve Kürdistan’da uygulamıyor. Türkiye ve Kürdistan’ın hinterlandında uygulamaya çalışıyor. SADAT ve Bekçiler bu adımlardan bazıları. Sedat Peker’in balkanlara eğitim adıyla geçmesi de bu hikayenin bir parçası. Türk mafyası ve paramiliter güçleri bu alanlarda çalışma yürütüyordu. Artık projenin daha derinleştirilmesi için önemli kadro takviyesi yapılıyor.

Yazarın diğer yazıları