Kayyımla devam mı? Bu sefer çok zor

Tarih tekerrür ettirildi. Halk iradesine yeniden kayyum atandı. İlk kayyım atamalarında mevcut iklimin sunduğu avantajlardan faydalanarak Kürtlerin iradesi olan ve altı milyon oya tekabül eden doksan altı belediyeyi gasp etmeyi en azından kendi kamuoylarına meşru göstermeyi, muhalefeti de bu durum karşısında suskun bırakmayı başarmışlardı. Fakat yeni hükümet sistemi ile birlikte tek adam iktidarına ve anti demokratik uygulamalarına karşı toplumda büyük bir hoşnutsuzluk ortaya çıkmış ve iktidar bloğu karşısında geniş bir muhalefet bloğu oluşmuştur. Keza Kürt illerinde kayyımların belediye olanaklarını nasıl iktidar yandaşlarına peşkeş çektikleri, belediyeleri nasıl ağır borçlar altına soktukları kamuoyunun gündemine yansımıştı. Tabanda iktidara karşı gelişen hoşnutsuzluk üzerinden oluşan muhalefet bloğuna Kürt siyasetinin sunduğu eşsiz katkı, geliştirdiği büyük şehirlerde aday çıkarmayarak muhalefet bloğu adaylarını destekleme taktiği  iktidarı derinden sarsmış ve bu bloğun Ankara, İstanbul, Adana, Mersin başta olmak üzere yedi büyükşehirde iktidarını kaybetmesine yol açmıştır. Bu durum siyaseten iktidarı büyük bir yenilgiye ve psikolojik hezimete uğratması bir yana asıl olarak iktidar elindeki rant alanlarının çok büyük bir bölümünü kaybetmiştir. İktidar için asıl sarsıcı olan yan burasıdır.

Tarih tekerrür ettirildi. Kürtlerin iradesine tekrar kayyım atandı. Ama bu sefer olmadı, tutmuyor, tutturamıyorlar. Olmuyor. Bir önceki dönemin iklimi, sunduğu olanaklar yok ellerinde. Neden kayyım atadıklarını beylik “terörle iltisaklı oldukları gerekçesiyle görevden alındılar” açıklaması meseleyi Türkiye halkına, dünya kamuoyuna izah etmelerine yetmiyor. Görevden alma yazısına belediye başkanlarına dair onlarca suç isnadı yazmışlar. Bir teki ile ilgili dava açılmış değil, somut kanıt yok. İsnatların küllüsü soyut iddialardan ibaret. Bütün televizyon kanallarında onlarca kiralık kalem canhıraş bir şekilde kayyım atama kararına meşruiyet kazandıracak kanıtlar, iddialar üretme peşindeler. Fakat hem seçimden önce cumhurbaşkanının “seçilseler bile görev yapamayacaklarına” dair söylemi hem de kayyım atamasını meşru göstereyim diye yandaş gazeteci ve TV yorumcularının ağızlarından kaçırdıkları bazı gerçekler, meselenin terörle iltisak olmadığı ve bu kararın hiçbir meşruiyetinin olmadığı bizzat bunlar tarafından ilan edilmiş oluyor.

İktidarın bu sefer bu kararın altında kalacağını gösteren iki yorumcunun yorumlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. İktidarın bu kararını meşru göstermede yaşanan aczi ve sefaleti göstermesi bakımından son derece çarpıcı. Her dönem muktedirlerin kadrolu amiral gemisi Hürriyet gazetesinin muteber yazarı Abdulkadir Selvi bu gazetedeki yazısında aslında daha seçimlerden önce iktidarın belediyelere el koymayı planladığını, halkın her şeye rağmen her seferinde kayyım atamalarına karşı seçimlerde yeniden kendi iradesine sahip çıktığını itiraf ettikten sonra halkın da bu kayyım uygulamalarına karşı olmadığını belirtiyor ve Diyarbakırlı bir kanat önderinin ağzından şöyle bir iddiayı dile getiriyor. “Halk kayyım gelsin diye HDP’ye oy veriyor. Halk ‘nasıl olsa yine kayyım atanır. Kayyım hizmet yapar. Biz HDP’ye seçelim ki hem kimlik beyanında bulunmuş oluruz, hem de kayyım gelir hizmet almaya devam ederiz diye düşünüyor”.

Diğer örnek güvenlik uzmanı adı altında televizyonlarda görevlendirilen ırkçı, kafatasçı bir yorumcudan geliyor. CNN Türk yayınına bağlanan Coşkun Başbuğ HDP’nin kazandığı bölgeleri kast ederek “o sandıklardan çıkan sonuçları irade gibi görmemekte fayda var. Oradaki insanlarımızın birçoğu baskı ve korkudan, birçoğu da cehaletinden dolayı böylesi sonuçlar çıktı seçim sandığından” diyor.

Sadece bu iki yoruma bakarak kararın meşruiyetini ve sefaletini görmek mümkün.

Yazarın diğer yazıları