Kazanan Rojava Kürtlüğü olacak

Günümüzde kan bağı, bir ulusa ait olmakta en az önemli şeydir artık; kimse sadece bir etnik kökene ait olmak üzerinden; iyilik, kötülük, kahramanlık veya korkaklık üretemez…

İyi veya kötü olmak kişilerin veya toplumların bunun bedelini ödeyip ödememesi, çilesini çekip çekmediği ile ilgilidir. Sadece bir etnik kökenden gelmek, bir inanca ait olmak bir insanı veya grubu ne kahraman ne de hain yapar, o yüzdendir ki bütün toptancı yaklaşımlar yanlıştır.

Rojava’da direnen, Reqa’yı IŞİD zalimlerinin elinden alıp özgürleştiren Kürtlük kahramandır; ama yüzbinlerce insana umut verip Kerkük’e toplayan, hiç bir hazırlığı olmamasına rağmen süreci bağımsızlık referandumuna kadar götürüp, Kerkük halkından yüzde seksen evet oyu almasına rağmen kendisine inanan insanları tek bir kurşun bile sıkmadan bırakıp kaçan Kürtlük ise değersizdir, lanetlidir.

Bu Kürtlük “evlat olsa sevilmez!” Ama Rojava’da en yüce insanlık değerleri için; eşitlik, özgürlük ve adelet için savaşan Kürtlük ise bütün namuslu, vicdanlı insanlığın; onuru, gururudur. Bu Kürtlük hepimizin yolunu aydınlatıyor, daha iyi bir dünyanın önünü açıyor, adil bir dünyanın mümkün olduğuna dair inancımızı tazeliyor.

Rojava’da çoğunluğu Kürt, birçok farklı ulustan binlerce inançlı insan; ölümü pahasına yaşadıkları toprakları ellerinde çok az imkan olmasına rağmen dünyanın en barbar insanlarına, DAİŞ’e teslim etmemiş, sonuna kadar direnmişlerdi.

Bu direniş nasıl da en kötü zamanda bütün insanlık için umut dolu bir geleceğin mücadelesi olmuştu. Rojava direnişi ile hepimiz bir kez daha “inanırsak, mücadele edersek, bedel ödemekten korkmazsak!” yeni ve adil bir dünyanın mümkün olduğuna dair inancımızı tazelemiştik. 

Rojava direnişi Ortadoğu’da yeni bir hayatın mücadelesi olmuştu. Ne Saddam, ne Esad, ne İran Rejimi, ne Kemalizim, ne radikal, ne de sözde ılımlı İslam; bunların hepsini aşan demokratik bir Ortadoğu’nun mümkün olduğunu, istenirse başarılabileceğini Rojava direnişi bize göstermiş, müjdelemişti.

Bu kahramanca yaklaşımı ortaya koyanlar sadece bir alanı askeri olarak elinde tutmakla kalmamış; nasıl ki zalime sonuna kadar direnme dirayetini gösterilmişse, ellerinde tutukları toprak parçasını; o toprağın zenginliklerini, yönetimini de orada yaşayan halkla paylaşma, üzerinde yaşanılan toprağı ortak vatana dönüştürmeye dirayeti de gösterilmişti.

Evet Rojava’da daha çok Kürtler yaşıyor ama Rojava sadece Kürt etnik kökeninden gelen insanların yaşadığı bir yer değildir; Rojava her etnik kökenden insanların yaşadığı “özgür insanların toprağıdır!”

O topraklar hiç bir kimliği dışlamaz; hiç bir etnik kökeni kendi ötekisi ilan etmez, hiç bir inancı hor görmez. Tam tersine hepsini yüceltir, hepsine alan açar, hepsinin gelişip özgürleşmesinin önünü açar. 

Evet Rojava’da Kürtler çoğunluktadır; ama Türkiye, İran, Irak, Baas rejimi gibi kimseye; ne Arap, ne Acem, ne de Türk olmayı dayatmaz. Kimseyi kimsenin ötekisi ilan etmez; bunu ayıp bulur. Rojava Kürtlüğünün bir ötekisi yoktur. Rojava Kürtlüğü o toprakların yurtseverliğini esas alır. Rojava toprağının bütün renklerine; Kürdüne, Türkmenine, Arabına, Nusayrisine tek tek muhabbet duyar. 

Demokratik/insanlık değerleri üzerinden inşaa edilen demokratik ulus değerleri herkesin birbirine gönüllü, kalben birlikteliğini inşaa etmeye çalışır. Kimse olmadığı bir kimliğe, benimsemediği bir inanca ait olmaya zorlanmaz. 

Rojava toplumu dayanışmacıdır; kimsenin acısına duyarsız kalmadı. Sorunu sadece Kürtlük olarak tanımlanmaz. Sadece Kürtlerin yaşadığı yerler DAİŞ’ten kurtulsun gerisi beni ilgilendirmez duyarsızlığı Rojava’da karşılık bulmaz; Reqa’da zulüm varsa bütün gücü ile Reqa’yı özgürleştirir.

Kerkük rezaletini ise Kürtleri değil; KDP ve YNK’yi bağlar. Bir kez daha kimin kendisi, kimin ise özür bir ülke için mücadele ettiğini yaşayarak görmüş olduk. Bundan sonra insanlar tercihlerini daha kolay yapacaklar. Kazanan Kerkük’te arkasına bakmadan kaçan Kürtlük değil, son mermisine kadar direnen sonuna kadar teslim olmayan demokratik ulus değerlerini esas alan Rojava Kürtlüğü olacaktır.

Yazarın diğer yazıları