KDP ve YNK’lilere acil soru: ‘Tehlikenin farkında mısınız?’

‘1,5 yıl önce Irak’ın kuzeyinde bir devlet kuracaklardı hatırlıyorsunuz değil mi? Kurabildiler mi? Irak ve İran ile bir araya geldik. Amerika ve Batı arkalarında olsa da onları tahrik etseler de müsaade etmedik. Hedefleri şuydu, Irak’ın kuzeyinden Afrin’e kadar Türkiye’yi Orta Doğu’dan koparmak, ticaret, kültürel ve komşuluk gibi ilişkilerimizi kesmek. Türkiye’yi Anadolu’nun kendi 780 bin kilometrekare sınırına hapsetmeye çalıştılar.”

Bu sözler TC İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ait.

Bugüne kadar Güney Kürdistan’la ilgili Kürt düşmanı politikalarını ABD’nin Irak’ı işgal ettiği dönemde “hata yaptık” gibi sinik ve korkakça laflarla dile getiriyorlardı. Sinik ve korkakça konuşmalarının sebebi, Güney Kürdistan halkının bu “monşer diplomasi dilini” anlamayacağı hesabına dayanıyordu. Yoksa ne demek istediklerini hem KDP, hem de YNK bizden daha iyi biliyor ve buna rağmen kendi tabanlarının uyanışını engellemek için şöyle demekten utanç verici bir şekilde çekiniyorlardı:

“Bağımsızlık referandumu ilan ettiğimiz dönemde, Kuzeyimizdeki Türk devleti düşmanca bir amaçla bize karşı İran ve Irak devletiyle birleşti ve Kerkük’ü Kürdistan’dan kopardı.”

Şimdi onların halka duyurmadığı bu gerçeği, Türk polis şefi Soylu küstahça ilan etti:

“1,5 yıl önce Irak’ın kuzeyinde bir devlet kuracaklardı hatırlıyorsunuz değil mi? Kurabildiler mi? Irak ve İran ile bir araya geldik. Amerika ve Batı arkalarında olsa da onları tahrik etseler de müsaade etmedik.”

Şu gerçek artık Güney Kürdistan halkının karşısında çırılçıplak duruyor: Türk devleti, yalnız PKK’nin, PYD’nin değil, aynı zamanda KDP ve YNK’nin, tüm Güney partilerinin, Kuzey, Doğu, Güney ve Rojava Kürdistan parçaları halklarının en tehlikeli, en gözü kara, en şovenist, en sömürgeci ve en emperyalist düşmanıdır.

Bu düşmanlığın kanlı aleti S.Soylu Güney federe Kürdistan bölgesine karşı Irak ve İran’la birlikte yaptığı operasyonu şu sözlerle gerekçelendirdi: “Hedefleri şuydu, Irak’ın kuzeyinden Afrîn’e kadar Türkiye’yi Orta Doğu’dan koparmak, ticaret, kültürel ve komşuluk gibi ilişkilerimizi kesmek. Türkiye’yi Anadolu’nun kendi 780 bin kilometrekare sınırına hapsetmeye çalıştılar.”

Her yurtsever Kürt ve her enternasyonalist Türk ve tüm ezilen halklar bu cümleyi çok iyi analiz etmelidir.

Güney’de “bağımsız bir Kürt devletinin kurulması” nasıl oluyor da Türkiye’yi Ortadoğu’dan “koparmak, ticaret, kültürel ve komşuluk ilişkilerini kesmek” sonucunu doğuracaktı?

Türkiye’nin Karadeniz’den Ege’ye kadar olan sınırlarında, vaktiyle Osmanlı devletine bağlı Romanya’nın, Bulgaristan’ın ve Yunanistan’ın bağımsız birer devlet olarak kurulması Türkiye’yi Balkanlar’dan ve Avrupa’dan koparttı mı?

Bu gülünç bir iddia olur. Türkler tarih boyunca bu ülke halklarıyla kanlı savaşlar yaptılar. Balkan Savaşında bu devletler tarafından bozguna uğratıldılar. Şimdi durum nedir? Türk devleti şu anda bırakalım “ticari vb ilişkileri”, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya ile birlikte NATO üyesidir.

Demek oluyor ki Soylu, Türkiye sınırlarının dışındaki bütün halkların devletleriyle “iyi ilişkiler” kurabilir, fakat sınırlarının güneyinde Kürt varlığına asla tahammül edemez.

İşte bu durum Türk devletinin Kürt halkına ve onun kendi kendisini yönetme hakkına amansız düşmanlığını gösteren en önemli kanıttır.

Ancak, Soylu’nun Güney’de bir Kürt devletinin kurulmasına karşı çıkış gerekçesinin “ikincisi” çok daha anlamlı ve vahimdir. “Türkiye’yi Anadolu’nun kendi 780 bin kilometrekare sınırına hapsetmeye çalıştılar” iddiası Türk devletinin gerçek niyetini mükemmel bir şekilde gözler önüne seriyor. Şurası açık bir gerçektir; Güney Kürdistan yönetimi değil, fakat Rojava Kürdistan’ın YPG-YPJ güçleri Türkiye’yi Anadolu’nun kendi 780 bin kilometrekare sınırına hapsetmiş” bulunuyor.

Vaktiyle Türk devleti nasıl Hatay’da ve Kıbrıs’ta “sınırlarının dışına çıktıysa”, Şu anda da, Cerablus’ta, El Bab’ta, Azez’de ve Efrîn’de “sınırlarının dışına” taşmıştır. Rusya ve ABD’nin desteğiyle bu yerleri işgal etmiştir. Eğer Rojava devrimi yenilmiş olsaydı, Suriye’nin tüm güney ve doğu bölgesinde de “sınırlarının dışına” taşacaktı. Burada durmayacaktı, Güney’i de, bu topraklardaki askeri birliklerine ve MİT örgütlenmesine, içerideki işbirlikçilere dayanarak işgal edecekti. Hatırlayın Kobanê zaferinden önce Irak’ın ve Suriye’nin yarısı DAİŞ işgalindeydi ve YPG zafer kazanmasaydı, şimdi oralarda Türkiye boy gösterecek ve böylece Ortadoğu’da Osmanlıcı emellerini hayata geçirecekti. “Misak-ı Milli” adı verilen çoktan tarihin çöplüğüne atılmış hedefine yönelecek, Kerkük ve Musul’u ilhaka kalkışacaktı.

Çağdaş hukuk bütün devletlerin, kendi sınırları “içine” hapsolmasını emreder. Buna uymayanlar “devletler arası hukuku çiğnemiş olur ve savaş suçu işler.” Türk devleti şu anda bu suçu işlemiştir ve daha beter suçlar işlemesini, bu arada Güney Kürdistan’a karşı da suç işlemesini Irak’ta PKK, Rojava’da PYD önlemektedir.

Bu gerçekler ışığında günün en önemli görevinin Kürt ulusal demokratik birliği olduğu tartışmasızdır.

Yazarın diğer yazıları