Kemalistlerin ve İslamcıların beka sorunu

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri bölünme travması ile yaşıyor; sürekli güvenlik kaygıları var. Doğrudan kendisiyle alakalı olmamasına rağmen Kore savaşına dahil olarak NATO üyeliği kartı alan Türkiye, soğuk savaş yıllarında nispeten bu kaygılarını biraz olsun hafifletebilmişti.

Fakat daha sonra bölgede ve dünyada yaşananlar Türkiye’nin güvenlik kaygılarının yeniden depreşmesine neden oldu. Günümüz dünyasında bir taraftan entegrasyon çabalarının arttığı; diğer taraftan da yerel özgünlüklerin kendilerini daha doğrudan ifade etmek istedikleri bir dönemi yaşıyoruz.

Soğuk savaş döneminde NATO’yu arkasına almanın verdiği konforla kendisini her türlü demokratikleşme ve dönüşüm süreçlerine kapatan Türkiye; günümüz dünyasında hem kendisi yeni dönemin gerektirdiği iç değişimi gerçekleştiremeyen, hem de bölgenin değişim dinamiklerini bloke etmeye çalışan bir pozisyonda duruyor.

Çok kutuplu dünyada artan rekabet koşullarına uyum sağlayabilmek için dünyanın birçok bölgesinde ülkeler Avrupa Birliğini model alan entegrasyon çalışmaları yürütüyorlar. Güney Amerika’da, Afrika’da ve Asya’nın birçok ülkesi bölgelerinde değişik isimler altında bir araya gelmeye çalışıyor.

Buna benzer çabaları bölgemizde de görüyoruz. Örneğin Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve İsrail’in öncülüğünde başlayan ve Mısır ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de içine alan çalışma başlangıçta daha çok enerji iş birliği biçiminde ortaya çıkmışken şimdilerde; su kullanımı, turizm ve daha birçok alanı içine alarak kapsamlı bir ortaklığa doğru ilerlemektedir.

Diğer taraftandan birçok ülkede yakın zamana kadar yok sayılmış birçok farklılık görünür hale geldi. Burada sadece iki seçeneğiniz var; ya demokrasinizi geliştirip bu farklılıkları politik sisteminize entegre edecek ve yolunuza daha güçlü bir şekilde devam edeceksiniz, ya da sürekli kendi içinde savaş halinde olan, demokrasisi ve ekonomisi yerlerde sürünen bir ülke olmaya devam edeceksiniz.

Başlangıçta Erdoğan ve çevresi AB üzerinden uluslarası entegrasyon sürecine Türkiye’yi dahil etmek niyetindeymiş gibi gözüküyorlardı; çünkü bu onlara hem içerde hem de dışarıda muazzam bir destek sağlıyordu. Bu yolla hem içerde başta Ergenekon olmak üzere politik rakiplerine karşı üstünlük sağlamış; hem de ülkeye yabancı sermaye girişini kolaylaştırmış oluyorlardı.

Başta Kürtler olmak üzere, Aleviler, Ermeniler ve benzeri çevreleri politik sürece dahil ederek demokrasisini geliştirmek niyetindeymiş gibi gözüken Erdoğan ve etrafındaki çevreler, bu gelişmelerin kendi iktidarını tehdit ettiğini görünce yüzlerce insanın yaşamına mal olan yeni bir çatışma süreci başlattılar.

Gelinen noktada Türkiye dışarıda izole olmuş; içerde ise sorunlarını sürekli büyüterek yoluna devam etmeye çalışan bir ülke konumuna geldi. Türkiye’de mevcut egemenlik ilişkisinin bir tarafında kendini ifade eden bütün çevreler ağızlarını açtıklarında “Beka Sorunundan” bahsediyorlar.

Aslında haksız da sayılmazlar; Erdoğan Türkiye’si ve Kemalist Türkiye gerçekten bir beka sorunu yaşıyor. İşte tam da bu yüzden gerçekte birbirlerinden nefret eden bu iki çevre son dönemlerde birbirlerinden ayrılamaz oldular. Aslında yalan bir muhalefet ve sahte bir iktidarla karşı karşıyayız.

Her iki çevre de biliyor ki; içerde bir dönüşüm yaşanır ve Türkiye demokratikleşirse sadece Erdoğan Rejimi değil, Ergenekoncular da Erdoğan’la birlikte siyaseten bitme noktasına gelecek ve bir daha asla iktidar olamayacaklar. Bir daha ne bu dünya ne de Türkiye halklarının kendisi; ne Erdoğan ve ekibini ne de Ergenekoncuları kaldırır.

Bu saaten sonra bu işin hiç şakası kalmadı; dışarıda etrafındaki her türden gelişmeyi bloke eden; içerde muhalefet eden bütün çevreleri cezaevine gönderen bir ülke olarak varlığınızı sürdüremezsiniz. Unutmamak gerekir ki; başta Suriye olmak üzere Irak, Mısır, Libya, Tunus ve diğer ülkeler de etraflarında olup biteni anlamamakta ısrar eden ülkelerdi.

Türkiye’nin uluslararası sorunları aslında iç sorunlarıdır; Türkiye ya demokratikleşerek yoluna devam edecek, ya da hiç birimizin düşünmek bile istemediği kaçınılmaz sona doğru savrulacak!

Ya Türkiye halkları kaybedecek; ya da Erdoğan ve Ergenekon.

Yazarın diğer yazıları