Kendimizi koruyacağız

Türk devletinin işgal saldırısı girişimine ABD Başkanı Donald Trump’ın da onay vermesi üzerine ayağa kalkan Kuzey-Doğu Suriye, diplomatik çabalarının yanı sıra hem kitlesel protestolarla tüm dünyaya sesleniyor hem de olası saldırıya karşı direniş hazırlıklarını yoğunlaştırıyor.

 Özerk Yönetim dün bir kez daha açıklama yaparak, diyalog ve çözümden yana olduklarını ama her türlü saldırıya karşı da halkı koruyacaklarını vurguladı. Özerk Yönetim, “Türk devletinin saldırıları bölgede yıkım ve insanlık krizine sebep olacaktır. Tüm dünya da bunun sorumlusu olacaktır” die seslendi.

Kuzey-Doğu Suriye, tüm bileşenleriyle olası Türk devleti saldırısına karşı hazırlık yapıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Türk devletinin işgal hazırlıklarına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. Özerk Yönetim temsilcilerinin katılımıyla Eyn Îsa’da gerçekleştirilen açıklamayı, Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ebid Hamid El-Mihbaş okudu.

Türkiye’nin hiçbir gerekçesi yok

Bölge halklarının Suriye’nin birliği ve güvenliği ile halkın korunması için yıllarca direniş içerisinde olduğunun belirtildiği açıklamada, “Devrim mücadelesinde 11 bin şehit verdik. Özellikle DAİŞ’in askeri alanda yenilgiye uğratıldığı bu süreç, hassas ve çok önemli bir süreçtir. Türk devletinin Suriye krizinden bu yana sürdüğü hiçbir gerekçesi olmayan işgal tehditleri, artık Suriye’de barış ve güvenliğin sağlanması önünde de büyük bir engele dönüşmüştür” denildi.

Savaş olmasın diye uğraştık

Bölgeyi olası bir savaştan uzak tutmak için yoğun bir çaba sarf edildiği ve ABD ile varılan ‘sınır güvenliği mekanizması’nın tüm şartlarının yerine getirildiği hatırlatılan açıklamada, şöyle devam edildi: “Türkiye’nin tehditleri ve olası işgal saldırıları çok tehlikelidir. Bölge ve uluslararası alanda büyük olumsuz sonuçlar doğuracak olan bu olası saldırılar, Suriye’yi krizin başladığı ilk tarihlere döndürecektir. Ayrıca DAİŞ başta olmak üzere diğer radikal terör grupları, Türk devletinin saldırıları ve bölgede yaşanacak kargaşayı fırsata çevirip yeniden örgütlenmeye başlayacaktır. Bu durum da sadece bölgeyi değil tüm dünyayı tehdit etmektedir.”

Sebepsiz saldırının önüne geçilmeli

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Özerk Yönetim, insanlığa hizmet için büyük fedakarlıklarda bulundu ve Uluslararası Koalisyon’un da desteği ile terör tehdidini sınırladı. Erdoğan ve Trump’ın anlaşması, bölgeye hizmet etmemektedir. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetim olarak, bölgedeki ve dışarıdaki halklara bu sebepsiz saldırıların önüne geçilmesi için harekete geçme çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarına sınır hattına akın etmeleri ve Girê Spî ile Serêkaniyê sınır hattındaki güvenlik güçlerinin yanında yer almaları çağrısında bulunuyoruz.

Halkımızı saldırılara karşı koruyacağız

Diyaloğun Türkiye dahil olmak üzere tüm sorunların çözüm yolu olduğunu vurguluyoruz. Suriye ve toplumun birliğinden yana olduğunu bir kez daha belirtiyoruz. Halkımızı her türlü saldırıya karşı koruyacağız. Rusya, Suriye rejimi, Uluslararası Koalisyon, AB ve Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere Suriye’deki tüm aktif güçlerin, Türk devletinin işgal tehditlerine karşı net tavır sergilemesini bekliyoruz. Türk devletinin saldırıları bölgede yıkım ve insanlık krizine sebep olacaktır. Tüm dünya da bunun sorumlusu olacaktır.”

QAMIŞLO


Halk sınır hattına akıyor

Kuzey-Doğu Suriye’nin tüm yerleşim yerlerinde Türk işgalciliği protesto edilirken olası saldırılara karşı hazırlıklar da yapılıyor. Sınır bölgesinden binlerce kişi sınır hattına yürüdü, Girê Spî gibi alanlarda da canlı kalkan eylemleri başlatıldı.

Serêkaniyê’de yürüyüş yaparak Türkiye sınırında canlı kalkan eylemi başlatan halk, direniş dışında başka bir yolun olmadığını söyledi. Serêkaniyê’de bulunan Mîtanî kavşağından başlayarak Kuzey Kürdistan sınırında bulunan Til Helef’e kadar yürüyüş yapan binler, “Canla, kanla seninleyiz Rojava” ve “Yaşasın YPG, YPJ ve QSD’nin direnişi” sloganları attı.

Protestocular yürüyüşte, YPG, YPJ ve QSD bayrakları ile üzerinde “Suriye halkları Osmanlı işgalini kabul etmiyor” , “İşgalciliğe ve demografik değişikliğe hayır”, “İmha ve demokrasinin yok edilmesine hayır” yazılı pankartlar taşıdı. Til Helef’e ulaşan halk, burada Serêkaniyê Meclisi tarafından Kuzey Kürdistan sınırında kurulan canlı kalkan çadırlarına yöneldi. Burada insan zinciri oluşturan eylemciler AKP aleyhine sloganlar atarak, Kuzey-Doğu Suriye direnişini selamladı.

Eylemde konuşan Süryani Birlik Partisi’nden Nûra Henna, “Biz burada işgalci Türk devletinin imha politikaları ve tehditlerinin karşısında duruyoruz. Türkiye, Özerk Yönetim projesinin başarıya ulaştığını gördüğü için bunu yok etmek için uğraşıyor. Kuzey Doğu Suriye topraklarının işgal edilmesini kabul etmiyoruz. Suriye halkları bu uğurda binlerce şehit verdi” dedi.

Kuzey-Doğu Suriye halklarının DAİŞ’le mücadele ettiğini hatırlatan Kongreya Star üyesi Evîn Siwêd, “Bütün dünyanın yerine DAİŞ’le mücadele ettik. Kuzey-Doğu Suriye halkları için eşit ve özgür bir yaşam inşa ettik. Erdoğan’ın liderliğindeki Türk devleti, bölgede demokrasinin öne çıkmasını kabul etmiyor ve bunu tehdit ediyor” şeklinde konuştu. Evîn, Türk devletinin tehditlerine karşı direnmenin dışında bir yol olmadığını kaydetti.

Sınırdaki canlı kalkan eylemi sürüyor.


Savaş gazileri BM’ye yürüdü

DAİŞ’e karşı verilen eşsiz direnişin yaralı ve gazileri, işgalci Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik saldırı hazırlıklarını protesto etmek için Qamişlo’daki Birleşmiş Milletler (BM) temsilciliğine yürüdü.

Qamişlo kent merkezindeki 12 Mart Stadı önünde bir araya gelen yüzlerce gazi ve yaralı, bedenlerini siper ederek özgürleştirdikleri Kuzey-Doğu Suriye topraklarına yönelik saldırı tehditlerini protesto etti. Yürüyüşte Kuzey-Doğu Suriye’de DAİŞ ve diğer çetelere karşı verilen mücadelede 22 bin gazi ve yaralı bulunuyor. “Kuzey-Doğu Suriye’nin Koruyucularıyız, Kuzey-Doğu Suriye’nin Savunucularıyız” yazılı pankartın taşındığı yürüyüşte sık sık “Bedenlerimizden parça verdik” sloganı atıldı.

Yürüyüşün ardından BM temsilciliği önünde basın açıklaması yapıldı.


Tarihi sorumluluğumuz var

MSD, Türk devletinin olası bir işgal saldırısının bölgede insani krize sebep olacağına dikkat çekerek, Suriye halklarına ülke savunması için tarihi sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Demokratik Suriye Meclisi (MSD), Türk devletinin tehditleri ve ABD’nin çekilme kararının ardından yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklama şöyle: “Üzerinden 9 yıl geçen Suriye krizi sonucu Suriye halkı binlerce şehit ve kurban verdi. Binlerce kişi yaralandı, milyonlarca kişi göç etti. Bu kriz boyunca Suriye halkının güvenliğine ve siyasi iradesine karşı birçok anlaşma ve komplo gerçekleştirildi. Birçok devlet Suriye halkının yaşadığı acıları katladı, küresel ve bölgesel güçlerin çıkar çatışmaları nedeniyle kriz uzadı. Kuzey-Doğu Suriye halkları, DAİŞ terörüne karşı tarihte eşine rastlanmayan bir direniş sergiledi ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) çatısı altında örgütlenmeye başladı. QSD, bölge halklarını terör tehdidinden korudu.

Durum daha karmaşıklaşacak

Türkiye tehditlerini teröre karşı savaş boyunca sürdürdü ve bölge halklarını açıkça hedef aldı, ayrıca işgal ettiği bölgelerde halkları zorla göç ettirdi. Uluslararası toplumun ciddi bir tepki göstermesi gerekirken, Beyaz Saray Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye bölgelerini işgalini onayladığını ve askeri güçlerini çekeceğini, teröre karşı mücadele sorumluluğundan vazgeçtiğini açıkladı. Bölgeyi olası tehlikelerle karşı karşıya bırakmak, teröre karşı mücadelede ciddi etki yaratacaktır. Ayrıca krizin sona ermesi çabaları ve siyasi çözüm girişimlerine derin bir etki bırakacak, durum daha da düğümlenecektir. Bölgedeki diğer tarafların da krize sürüklenmesine yol açacaktır.

Diyalog tutumumuz stratejiktir

Projemizin ilk aşamasında halkların iradesini esas alarak eşit yaşam değerlerini oluşturduk ve Arap, Kürt, Süryan, Türkmen, Ermeni halkları arasında kardeşlik değerlerini oturttuk. Bizim nezdimizde Suriye halklarının iradesi ve onurlu bir yaşam mücadelesi demokratik özgür bir Suriye’nin temelidir. Sorunların çözümü için diyalog tutumumuz stratejik bir tutumdur. Diplomasi yoluyla bizden istenen ne ise onu yerine getirdik. Türk devleti ile karşı karşıya gelmemek için her yolu denedik. Son olarak sınır güvenliği mekanizmasını oluşturduk. Diplomasi yolunda adımlar atmaya devam edeceğiz. Suriye’deki krizle ilgilenen tüm devletlerle, Suriye halklarının tehlikeli saldırılarla karşı karşıya kalmaması için diyalog geliştirdik. Bizler, QSD’nin sınırlarını koruma kararını destekliyoruz. Türkiye, kesinlikle burada yaşayan DAİŞ çetelerini ve ailelerini kontrol edemeyecek.

Tüm işgal planlarını reddediyoruz

MSD olarak Türkiye’nin tüm işgal planlarını reddediyor ve uluslararası kamuoyunu saldırılara karşı ciddi bir tutum almaya davet ediyoruz. Beyaz Saray’ın aldığı bu karar DAİŞ’e karşı mücadeleyi zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne de bölge halkını Türkiye’nin işgal planlarına karşı savunması çağrısında bulunuyoruz. Türkiye’nin olası bir saldırısı bölgedeki güven ortamını yok edeceği için büyük göç dalgalarına sebep olacağı uyarısını da yapmak istiyoruz.

Suriye halkları Türk işgalciliğini reddediyor. Suriye halkları uzun zamandır Türkiye’nin politikaları yüzünden bölgede zorluklar yaşıyor. İnanıyoruz ki; Suriye halkları her zaman olduğundan daha güçlü bir şekilde tarihi sorumluluğunu yerine getirecek ve bölgenin güvenliğini tehdit alan tüm komploları boşa çıkaracak.”

Yazarın diğer yazıları

    None Found