Kent ve komünal ekonomi

Komünal ekonomi sadece köy ve tarım için geçerli sanılıyor. Bunun kökeninde "Komün"ün ilkel (!) ilişkilere dair bir tanımlama olarak görülmesi, "tarım"ın da basit (!) bir işleyişe sahip olduğu düşüncesi yatıyor. 

Böylece kent karmaşası içinde komünal bir ekonomi hiçbir zaman gerçekleşemeyeceği için huzur (!) içinde kapitalizm ile yaşam aynı zamanda köyde romantizm ile nostalji hissiyatları arasında "biz de istiyoruz ama olmuyor" diyerek geçiştirip gidiliyor.

Kent bir temerküz merkezi olduğundan, aslında "komünal bir ekonomi" bütünsel olarak mümkün değildir ama tam tersi olarak da, eğer "Komünal ekonomi" inşa edilmezse temerküz imha edilemez. Eşit, özgür bir toplum için "Kent"i yıkmak (!) gerekiyorsa, kent yıkmak da tam anlamıyla "Komünal ekonomi"nin inşası ile mümkündür. 

Bu yüzden nostaljik bir köy romantizmi değil, kent sokaklarında, meydanlarda, çatılarda ve özellikle de merdiven altlarında örgütlenen Komün, kent hegemonyasını parçalayabilir.

Bu, basit bir şekilde kredi kartını kırıp, paraları yakmaktan da ibaret değil ne yazık. Ayrıca bütün her şey kapitalist hegemonyanın altında yaşandığından daha karmaşık ve çetrefilli görünüyor. 

Her şeyi sınıflayan, kategorize eden kapitalizm, birbirinden bağımsız görünen her zerresiyle buna direnirken, nasıl yapabileceğimiz ise sadece pratikte saklı.

Yani Komünal ekonomi ancak yürürken örgütlenebilir.

Yazarın diğer yazıları