Khanum’dan Aklime anaya ulaşan direniş sözleri

Hepimiz adına söze sarılan, yumruğunu sıkarak meydan okuyan, hiçbir biçimde geri adım atmayan ne çok direnen kadın resmiyle karşılaştık bugünlerde. Amed, Wan ve Mêrdîn’den yansıyan direniş kareleri tarifi imkansız duygular yaşattı her birimize. Sizde de oldu mu bilmiyorum, ama ben kalbimin onların sıkılan yumruklarında attığını hissettim. Öyle ki açılırsa o sıkılan yumruklar, kalbimin ritmi bozulacak, belki de duracaktı. Bu bir ironi bile olsa kadınların varolması ve direnmesinin bendeki karşılığı bu. Bana ve benim gibi milyonlarca kadına direnişleriyle bu onuru yaşatanlara daima minnettar olacağız.

Her türlü zorbalık, erkekten doğru gelen her türlü gericilik karşısında çaresiz olmadığımızı, onları yenebileceğimizi, insan olmanın gereklerini hangi yöntemlerle kavratabileceğimizi öğretiyorlar bize… Arkasında böyle güçlü kadınların, anaların olduğunu bilen hiç kimse ne yalnızlığı ne de çaresizliği düşünebilir.

Hayatımız gerçekten onların direncinde, direnişinde. Hep böyle oldu; biz onların direnen parçaları olarak taşındık tüm zamanlara. Bildiğimiz her ne varsa onlardan bize ulaşandır.

***

Öfkenin her bir kadında ayrı ayrı dışa vuran bir hali var; kimisi gayet sakin bir şekilde sadece bedduasına sığdırır öfkesini, kimisi göğsünün orta yerine yerleştirir, vurdukça vurur. Her vuruşla biraz daha biler öfkesini. Bedduasına sığdıranı ne güzel söyledi ‘zehir zıkkım olsun…’ dedi. En çok da anaların bedduası tutar derler. Hırsızlara, gaspçılara, zalimlere yağdırdı ve hepimiz yürekten onunla birlikte tutmasını diledik. En güzel mevsimleri bizim için eteklerine toplayan analarımız, bugünlerde bize bir kez daha ‘DİRENMENİN’ nasıl da güzel ve onur verici bir eylem olduğunu gösteriyor bize.

Bu direniş kareleriyle karşılaşınca bizim yaşadığımız zamanın çok çok ötesinde ama bir o kadar da direnişiyle bizim de zamanımızın ruhu olan Kahnum’un hikayesi geliyor aklıma.

Yıl 1915… Ermeni Soykırımının başladığı günler. Yer Urfa… Direniş sahnesinde adını sözleri ve direniş biçimiyle tarihe kazıyan Ermeni bir kadın; Khanum Ketenciyan.

Osmanlı askerleri tarafından esir alınır ve bir Osmanlı Subayı direnişçi Khanum’a, “Hayatını bağışlarsam minnettarlığını nasıl gösterirsin?” diye sorar.

Khanum “Geri dönüp dövüşmeye devam ederim” der.

Osmanlı subayı ısrarla “Davanız umutsuz. Ne yapacaksınız?” diyerek Khanum’u teslim olmaya ikna etmeye çalışır.

Khanum “Direnerek öleceğiz” der ve son sözünü söyler. Çebine sakladığı tabancayı çıkarır ve Osmanlı subayını öldürür, sonra 4 arkadaşıyla birlikte kurşuna dizildiği yazılır.

***

Khanum’un Urfa’dan Amed’e Aklîme anaya kadar ulaşan sözleri son günlerde çokça yankılandı kulaklarımızda. Bu coğrafyanın, toprakların ruhuna yerleşen kadınların direnişi, zamanın içinden geçerek nesilden nesile ulaşıyor adeta. Zulüm edenler hiç değişmedi, hep aynılar. Bir direnişi bastırdıklarını sanarken, hemen yanı başında, o bastırdık dedikleri direnişlerin boy verdiği topraklarda başka direnişler başladı. Ve hala devam ediyor kavga. Ama bir türlü yenemiyorlar. Çünkü direnenler çoğaldı. Zalimler ise, daima direnenler karşısında çaresiz, güçsüz ve çirkin. Yenilecekler, başka şansları yok…

Yazarın diğer yazıları