Kimleri kandıracaklar?

Adına akıllı adam mı desem?

Demeyeceğim.

2011 yılında Abdullah Gül tarafından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun başına getirilen, sonradan da istifa eden Mümtazer Türköne, Erdoğan’ın dize getirildiği tezinin bir nevi doğru çıktığını yazdı.

Ekledi ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki geleneksel konumuna geri döneceğini iddia etti.

Sonra, geleneksel dengelere dönecek Türkiye, Kürtler’den kaynaklanan şiddeti bertaraf etmeyi daha kolay başaracak dedi vs.

Önemlisi, Suriye’deki Kürt varlığının Türkiye’deki değişim üzerinden "rehin alınması“nın mümkün olacağını varsayması.

Başkanlık sistemi ve yeni anayasanın artık imkansız hale geldiğini belirten Türköne’nin görüşlerinin temelinde, "Yeni Erdoğan“ı kanıksatmak gibi ince bir AKP ayarı da var. Buna göre "dönüşüm hızlı olacak“ ve daha da önemlisi, "Erdoğan“a alışmak çok zaman almayacak.

Ara veriyor ve olanlara bakıyorum:

Erdoğan’ın Putin politikasında çark etmesi, Erdoğan’ın itibarını düşürmedi.

Her söylediği doğru sayılan birinin, "itibarsız” olmasının mümkün olmadığı bir Türkiye sözkonusu.

Bu adamın ya tam "mürit“leri var;

Ya da tam karşıtları.

Düştüğü günden itibaren, özellikle de "mürit“leri tarafından "siyasi linç edilme tehlikesi“ taşıyan bir "Ün“.

İsrail’e karşı, politikada sigortasının atması da, dış politikada büyük bir başarı olarak addedildi.

Sonunda, işin ucunda, "ekmeksiz kalanların kurtuluşu“ var ve medya bunu rafine bir biçimde işliyor.

Erdoğan‘ın, şuursuz siyasetinden vazgeçtiğini kanıksatmak, şuursuz Erdoğan siyasetinin yeni şuuru oluyor.

Salih Muslim, Putin ile anlaşmasının, Rojava üzerinde etkisinin olumsuz olmadığını belirtti.

Qamişlo Rojava Federasyonu’nun başkenti ilan edildi.

Kuzey Kürdistan’daki Türk devlet terörü, Devletlerarası hukuk dünyasında ciddi itirazlarla karşı karşıya.

Cizre dosyası, Berlin’de, yargı yolunu açabilecek bir dosya ile yargı makamlarına sunuldu.

Birleşmiş Milletler’in Cizre katliamını gündeme alması için, başvuruda bulunuldu.

Erdoğan rejiminin yüksek düzeyde uyguladığı, özel savaş konsepti, geri tepti.

Kürdistanlılar teslim alınamadı.

Erdoğan’ın Putin ve İsrail’e karşı politik dizayna gitmesinin temelinde, Kuzey Kürdistan ve Rojava’daki gelişmeler duruyor.

Böyle olunca da, Kürdistan’daki yaptırımlarından vazgeçmeyen, kolonyal faşizmi “değişen Erdoğan” teziyle Kürdistanlılara ve Türkiye’deki halka kanıksatmak istemek, dünü unutturmak isteyenlerin beyhude bir çabası değil mi?

Böylece Mümtazer Türköne, zanlı Erdoğan’ı, mahkemesiz beraat ettirmek için çağrıda bulunuyor.

“Erdoğan’ın dize geldiği”ni belirtmeyi “caza” sayacak bir kafayı iki omuzu üzerinde taşımak, Türköne için bir övünç kaynağı olmamalı.

AKP’li olmak ile “bilim adamı” olmak arasında bir uçurum olduğunu bilmediğinden hareket ediyorum.

Çünkü: “Herkes bildiği-tanıdığı Erdoğan’ı unutsun; çekiçle örs arasında yepyeni bir politik aktör şekilleniyor” diyen Türköne, bir yerde “hafıza kaybı” dikte ediyor.

Bu hipotez, katledilen kitlelerin ruhlarını teslim almak için ileri sürülmemişse, geriye kalan ve devletin ordusu ve polisi tarafından “rehin” alınanlara faydası ne?

Bildiğim, bu oyunun bükülmeyenler için, sadece bir tekrar ve O Ejderha’nın hükmettiği bir sahnede oynanmış olduğu. 

Yazarın diğer yazıları