Kirli savaşta al İdlib’i ver Efrîn’i

Erdoğan faşizmi ve Türk sömürgeciliği, 6 yılı aşan yeni Osmanlıcı yayılmacılıkta elini yüzbinlerin kanına buladıktan sonra şimdi yeniden Rojava Devrimi’ni ve Rojava’daki Kürt halkını tank işgali, hava bombardımanı ve çetelerinin vahşetiyle ezmek istiyor. 

Erdoğan-Davutoğlu, 2011 Suriye gerici iç savaşını ideolojik kardeşleri Suudi ve Katar monarklarıyla örgütlerken, bölge lideri olma ve Şam’da Emevi Camiisi’nde Cuma namazıyla ilhakçı savaş zaferini kutlamayı hayal ettiler. 

Şimdi bu iki kirli ve kan dökücü hayalden eser kalmadı. Davutoğlu efendisi tarafından kulağından tutularak bir kenara fırlatıldı. Erdoğan ise içte ve dışta Kürde karşı savaşla, kanlı diktatörlüğünü korumaya halklarımıza faşizmi ve işgalci cehennemini yaşatmaya çalışıyor. 

Erdoğan, yenilgisini unutturmak için iki emperyalist güç arasındaki çelişkilerden yararlanarak, Suriye ganimet masasına kenarından ilişmek istiyor. 

Böylece içte Kürde karşı soykırımcı savaşında beklediği zaferi kazanamamanın dışta Suriye gerici iç savaşı ve Rojava Devrimi’ne karşı savaş yenilgisinin yaratmış olacağı hayal kırıklığının üzerini bu ganimet kırıntısıyla ve Rojava’ya yeniden savaşla örtmek istiyor. Fetihçi büyük devlet şovenizmi iksirini içirerek faşist kitle tabanını kuvvetlendirmeye çalışıyor. 

Erdoğan bu kez Halep üzerine yaptığının benzerini İdlib’te yapmaya çalışıyor. 15 Eylül’deki Astana görüşmesi ve aradaki çoklu ziyaretlerdeki gizli anlaşmalardan sonra, şimdi de İdlib’i vererek Efrîn’e savaş izni almaya çalışıyor. 

Ayrıca vurgulamak gerekir ki, Nusra Cephesi(şimdiki adı Heyet Tahrir Şam) ve diğer politik İslamcı savaşçıların elindeki alanların alınmasını yalnızca rejim ve müttefikleri değil, ABD de istiyor. El Kaide liderlerinin Nusra’ya savaş alanındaki ziyaretlerinin Erdoğan faşizminin yardımıyla olduğunu ABD dışişleri yetkilileri doğrudan açıklayarak İdlib’i halletmesini, müşterek ve ayrı pisliği(ni) bir şekilde temizlemesi direktifini verdiler. 

Erdoğan iki emperyalist cephe arasında oluşan zımni mutabakata ve politik İslamcı savaşçıların kendisiyle uzlaşacaklarına güvenerek ‘Büyük İdlib savaşı’nı(!) başlatıyor. Gerçekte her iki savaşçı ittifakın yarı anlaşma, yarı zımni mutabakatla kendisine verdikleri görevi yerine getirmeyi “büyük savaş” olarak yutturmaya çalışıyor. Bu hafta başında besleme ÖSO çetelerini İdlib’e doğru sürer ve orduyu Hatay sınırını yığarken, keşif için gönderdiği küçük bir birlik Nusra(HTŞ) gözetiminde İdlib’in içine değil kuzeydoğusunda ve Efrîn’in güneyindeki Dare İzze’de inceleme yaptı ve Nusra(HTŞ) gözetiminde tekrar geri geldi. Böylece ilk savaş hedefinin Efrîn olacağını gösterdi. 

Erdoğan’ın “Büyük İdlib savaşı”, hesapladığı ve Cerablus’ta IŞİD’le olduğu gibi bu kez Nusra ile anlaşmalı ve kolay geçer mi? Nusra, işgalci keşif birliğini kendi gözetiminde Efrîn sınırına götürdüğüne göre kendi egemenliğine karışmadığı sürece uzlaşacağı sinyalini veriyor. Fakat Rusya ve Esad’ın isteği bunu aştığı oranda Nusra uzlaşmanın üzerini çizebilir, Esad’la çatışma çıkarır. Nusra liderlerine Rusya’nın bombardımanla saldırısı ve Nusra lideri Colani’yi yaraladığı çok sayıda komutanını öldürdüğü haberi masabaşı uzlaşma hesabının tutmayacağının somut kanıtı. 

Erdoğan uzlaşma ummakta yenilginin dağıtıcılığı ve uzlaştırıcılığına güveniyor. Nitekim Nurettin Zengi güçleri Nusra’dan ayrılarak Erdoğan’ın önerdiği uzlaşma yolunu tercih etti. Nusra ile rekabette olan başta Ahrar-u Şam güçleri gelmek üzere çok sayıda örgüt de Erdoğan’la anlaştı. Anlaşmanın koruma karşılığı Efrîn ve Şehba’ya saldırıya katılma üzerine olduğu büyük ihtimal. 

Erdoğan az hasarla ve emperyalist iki ittifakla anlaşarak İdlib’i rejime verip, Efrîn’i kuşatmak, Şehba bölgesini işgal etmek (ve Minbic’le koridor oluşmasını engellemek) ve savaş izni koparmak istiyor. Koparabilir mi? Reqa hamlesinden sonra Rusya’nın Efrîn üzerine önceden YPG’yle anlaşmış olmasına rağmen Bab’a kadar Erdoğan faşizminin işgaline izin vermesi de gösteriyor ki, Efrîn’i kuşatması ve YPG’yi zayıflatması düzeyinde bir izni verir, ya da vermiştir. Daha ötesini vermeyeceği hatta sonraki süreçte Esad ve İran’la birlikte, Türkiye’nin işgal alanlarını Esad’a devretmesini isteyeceği sır değil. 

İran Genelkurmay Başkanı Bakıri, geçen haftalarda Kürtlere karşı şiddeti savaş işbirliği arzusuyla başladığı Ankara ziyareti sonrası, ‘YPG’ye karşı İran güçleriyle ortak savaş’ manşetleri atan Ankara’yı yalanladı. Muhtemelen bu kirli pazarlıkta sonuçta işgal alanlarını Esad’a devretme üzerine anlaşamamış olmaları ihtimali öne çıkıyor. Rusya’nın Efrîn’e savaşa sonuna değin izin vermeyeceği anlaşılıyor. 

ABD’nin de kendi emperyalist hesapları için Efrîn’e saldırıya sonuna değin sessiz kalmayacağı görülüyor. 

Erdoğan, Kürt düşmanlığı ve savaş koşullarıyla iktidar desteğini korumak için hesapsız başladığı İdlib’i verip Efrîn’i alma savaşında, yalnızca politik islamcı savaşçılar ile ÖSO çetelerine güvenebilir. Onları da kullanırken çıkacak çelişkiler ve emperyalist muhataplarının baskısıyla Efrîn savaşının yarı yolunda büyük çaplı savaşı göze alamayarak kuyruğunu kısıp tümden çekilmek zorunda kalabilir. Hitler gibi Berlin’de sığınakta intiharı göze alacak cesaretten de yoksun olarak hızlanacak yenilgi yolunda nereye kaçacağının planlarıyla uğraşmak zorunda kalabilir, kalacaktır. 

Yazarın diğer yazıları