Kış kapısında yeşeren umutlar

1. Çözüm için direniş gereklidir Bir elinde su dolu kova bir elinde yanan meşale sokaklarda dolaşan Rabia Adeviyye’ye bunlarla ne yapacağını sormuşlar: “Bu suyla cehennemi söndüreceğim, bu ateşle de cenneti yakacağım ki inananlar cennet hayali ya da cehennem korkusuyla inanmasınlar!” demiş. İnsanlığı ödül ve korku ikileminde tutup kolay yönetme yolunu bulmuş olan egemen sistemlere karşı Hz. Rabia bir özgürlük ve karşılıksız inanç abidesidir. Onun bu yüce tutumu nedeniyledir ki Hac’ca gittiğinde Kâbe’nin ona doğru yürüdüğü rivayet edilir.

Hz. Rabia’nın tutumu toplumu birleştiren bir tutumdur. Hz. Rabia’nın duruşu bir barış duruşudur. Döneminde saygıyla karşılanmıştır. Fakat onun özünü derinleştirerek toplumsal bir harekete dönüştüren hareketler hep katliamla karşılaşmıştır. Direniş böylece mecburi bir hal almıştır.

İnancını en özlü şekilde yaşamak isteyenler her dönemde egemenlerce tehlikeli görülmüş, dini araç olarak kullanan iktidarların hedefi haline gelmiştir. Bugün AKP-MHP’nin yaptığı da budur.

Zalimin her türlü çarpıtma, oyun, rüşvet, tehdit veya saldırısına karşı hiç kuşku yok ki Hz. Rabia gibi inançlı olanlar kazanacaktır. Tek bir fark vardır ki günümüzde barış ancak direnişle gelir. Çözüm direnerek elde edilir.

2- AKP-MHP’nin kirli savaş

politikalarına karşı çıkmadan

sonuç elde edilemez

Kirli özel savaşın oyunları karşısında zihinlerin aydınlatılması, yüreklerin saflaştırılması gerekiyor.

Sayın Bayram Bozyel’in bir ifadesi, meselelerin nasıl ele alındığını görmek adına önemlidir: “PKK açısından bir Kürt ve Kürdistan davası kalmadığına göre, Kürt annelerinin de çocuklarını feda etmeleri için bir neden kalmamıştır.” diye yazmış. Anneler bu nedenle eylemdeymiş! Herkes kendi cephesinden bir yorum yapıyor. Anneleri anlamaya çalışmak iyidir de Kürt-Kürdistan tartışmalarını bu kadar ucuzlatmak ancak esefle karşılanabilir. Savaşta ısrar edenin kim olduğunu da halen anlamamış maalesef.

Fakat yazısındaki şu tespitlere katılabiliriz: AKP-MHP yakınları dağda olan aileleri kullanmaya kalkarak baltayı taşa vurmuş, işler tersine dönmüştür! Ailelerin samimice iletmek istedikleri barış mesajları yerine ulaşmıştır. Bu saatten sonra eylemlerini AKP-MHP önüne taşımaları en doğrusudur. Fakat onların kapısına gidenler dövülüyor, gözaltına alınıyor. Bunu göze almaları durumunda Türkiye’de barış gerçek bir gündem haline gelebilir. Bir de ailelere saygı gereği şimdiye dek söylenmeyen bir husus var ama bu kadar ısrardan sonra artık dile getirmek kaçınılmaz olmuştur. AKP-MHP’nin yürüttüğü savaşa karşı dağlarda çok büyük bir direniş sergileniyor. AKP-MHP ne istiyor: “Dağdaki yakınlarınızın morali bozulsun, savaşta kendilerini savunamaz duruma gelsinler ve ölsünler!” Buna mı hizmet edeceksiniz yoksa barışa mı? Kararınızı gözden geçirin. Bakın Doğu Perinçek açıkça itiraf ederek “bu aileleri oraya toplayan biziz, amacımız HDP’yi kapattırmaktır! HDP kesinlikle kapatılacak!” dedi. Sizi kullandığını söyleyen bu provokatöre karşı çıkmayacak kısınız?

HDP’ye haksızlık yapmayın. Kimseye beddua etmeyin. Yüreklerinizdeki yangına su olacak gelişmeler için dua edin. O zaman emin olun ki özlemlerinize kavuşmanız mümkün olacaktır. Bunların yürüttüğü kirli savaş olmasa yakınlarınıza kavuşmanız gerçekten zor olmayacaktır.

Yakınları savaş yüzünden gerillanın elinde olan asker-polis-memur yakınlarının muhatabının PKK olduğu en üst düzeyde açıklandı: “Yakınlarınıza kavuşmanız için PKK hazırdır ama AKP-MHP yanaşmıyor” denildi. Böyle bir gelişme olsun istemiyorlar. Gerilla şu an onları kendi canından önce koruyor. Bugün hangisi serbest bırakılsa sürekli dağları bombalayan Türk uçaklarının ya da herhangi bir askeri saldırılarının hedefi olacaktır. Hiçbirinin bu şekilde yaşam güvencesi olmaz. Yaşamsal meseleler bu şekilde rastgele ele alınamaz. Engel olan savaş politikaları var ortada. Bu durum biraz olsun değişirse emin olun sizler de kavuşacaksınız.

Önder APO tüm meselenin siyasi çözümü için hazır olduğunu, devlet isterse bunu kısa sürede başarabileceklerini açıkladı. Tecrit kalksın, siyasi çözümün önü açılsın diye binlerce insan 200 gün açlık grevinde kaldı. Bunun ardından siyasi çözüm için tarihi açıklamalar yapılmışken AKP-MHP’nin nasıl cevap verdiği gözler önündedir. “Disiplin cezası” adı altında tecridi sürdürürken halkın belediyelerini gasp ettiler. Tecrit ve gasp AKP-MHP’nin savaş politikasında ısrar edeceği anlamına geliyor.

Savaş politikasını sürdürmelerinin tek sebebi vardır o da toplumda milliyetçi duyguları canlı tutup soygun, talan, hırsızlık, yolsuzluk, adaletsizlik ve yalanlarla dolu iktidarlarının sorgulanmasını önlemek, koltuklarını korumaktır.

İçte kendi muhaliflerini de bu şekilde bastırıyorlar. Savaş olmasa bugün AKP’den kopanların kuracağı partinin AKP’yi geçeceğinden korkuyorlar.

Savaş olmasa on binlerce siyasi tutukluyu hapiste tutabilirler mi? Savaş olmasa “darbeci” ya da “cemaatçi” diye sahte gerekçelerle bu kadar asker ve sivili hapishanede tutabilirler mi? Gazetecileri tutuklayabilirler mi, kendilerini eleştiren herkesi hapse atabilirler mi, belediyeleri işgal edebilirler mi, kendi Parti binalarının önlerine giden ailelere bu kadar pervasızca saldırabilirler mi?

Yakınlarının peşine düşenler, AKP-MHP’nin kirli savaş politikalarına karşı çıkmadan zerrece bir ilerleme kaydedemezler.

Şimdi AKP-MHP ne kadar kirli oyun sergilediyse hepsi aleyhlerine dönmüş durumdadır. Onların kirli savaşına karşı durmak, eli yüreğinde tüm anneleri rahatlatacaktır.

Kış kapısında yeşeren umutlar, özlemlerinizin gerçekleşmesine vesile olsun!

Yazarın diğer yazıları