KIZILDERE: Faşizme karşı savaş ve devrimci cephe

Kızıldere’de ON’ları yitirişimizin 46.yıl dönümü.

Mahir Çayan, Cihan Alptekin ve yoldaşları, askeri zindandan birlikte özgürleştiler. Dışarıda olan THKP-C kadrolarıyla, Denizlerin idamını önlemek için Kızıldere’de birlikte İngiliz üssü görevlilerini kaçırdılar.

Kızıldere’de generaller ve işkenceci polis şefleri, etraflarını ordu birlikleriyle sardıklarında, devrimci feda ruhunu kuşanarak aramızdan ayrıldılar.

Kızıldere’de THKP-C ile THKO’nun birlikte mücadelesine tarih tanıklık etti.

Kaypakkaya ve yoldaşları, askeri eylemlerine, Kürecik köylerinde, Sinan ve yoldaşlarını ihbar eden muhtarı cezalandırarak gerçekleştirdiler. Faşizme karşı birlikte devrimci mücadele isteğinin eylemi olarak tarihe geçti.

Kızıldere direnişinin yaratıcıları, sonraki devrimci süreci, çok güçlü olarak etkilediler. Kızıldere, faşizme karşı yılmaz savaşçılığın ve devrimci birleşik cephenin öncüsü oldu.

Erdoğan sömürgeci faşizmine karşı mücadelede de, Kızıldere direnişi yol gösteriyor. Saray faşizminin Kürde soykırımcı, devrimci harekete tasfiyeci saldırıları karşısında, ancak Kızıldere direnişçilerinin uzlaşmaz devrimci savaş ruhuyla mücadele edilebilir. Bugün Kürdistan’da ve Türkiye’de, Kürt Özgürlük Hareketi’nin(KÖH), Marksist Leninist Komünistler’in, Halkların Birleşik Devrimci Hareketi’nin (HBDH) saflarında ve kendi devrimci partilerinin saflarında ve Rojava Devrimi’nde mücadele eden devrimci kadrolar, Kızıldere direnişinden hem öğrendiler hem de o direnişin devrimci mirasını sürdürüyorlar.

Kızıldere direnişçilerinin ve ‘71 devrimci hareketinin oluşturduğu birleşik devrimci mücadele mirasını, bugün de HBDH ve demokratik alanda birleşik mücadele çalışması devam ettirmek istiyor.

Elbette, birleşik devrimci mücadele, işçi sınıfı ve ezilenleri saflarına katabildiği oranda büyüyecek. Ama Erdoğan faşizminin acımasızlığına ve emek gücünü talancı sömürüsüne karşı öfke duyan kitlelerin nezdinde, birleşik devrimci ve demokratik güç odakları yaratılabilirse, kitle seferberliği hızlanır, halklarda faşizme karşı zafer kazanılacağı umudu artar. Faşizmi yenme süreci hızlanarak ilerler.

Erdoğan faşizmine karşı uzlaşmaz direnişte bazı devrimci ve demokratik güçler, direnişin birleşik odak haline getirilmesine uzak durmakla, faşizmi yenme sürecine zarar vermekle kalmamakta, Kızıldere direnişçilerinin gösterdiği yola da aykırı davranmaktadırlar.

Emekçi solun bazı parti ve kuruluşları ise demokratik alanda birleşik mücadele odağı yaratılmasına karşı çıkıyorlar. Bunların başını KP ve ÖDP çekiyor.

Her iki alandaki bu tutumun birinci dereceden kaynağı kötü ünlü sosyal şovenist görüş: ‘Kürt hareketinden uzak durursak Türk halkını kazanabiliriz’! KP, ‘emperyalizmin Türkiye’yi parçalamasına karşı mücadele temel görevdir, gerisi teferruattır’ milliyetçi görüşünü Kongre kararı haline getirecek düzeyde benimsediği için, faşizme karşı birleşik mücadele odağı yaratmaya karşı duruyor. Dahası Türk milliyetçisi niteliğiyle Kürdün özgürlük mücadelesine karşı konumda yeralıyor, buna devam edecek.

ÖDP ise Türk halkında sömürgecilerin Kürt düşmanlığını tırmandırmasının yarattığı etkiden etkilenmekte. KÖH ve KÖH’yle faşizme karşı birleşik mücadele odağı yaratan güçlerden uzak durmanın Türk halkını kazandıracağı yanılgısını yaşadı. Yanılgı olduğu görülmesine rağmen sosyal şovenist etkiyle uzak durmaya devam ediyor. Ölü taklidi yaparak faşizmden kurtulabileceğini sanan ağır yanılgısına ise burada değinmeye gerek yok.

Fakat vurgulamak gerekir ki ÖDP, her iki yanılgısıyla Kızıldere direnişçilerinin bizlere bıraktığı mirasa karşıt tavır ve politikalar içinde. KP zaten Kızıldere direnişçilerinin devrimci ruhuna ve enternasyonalist niteliğine karşı. Ama ÖDP izlediği bu her iki politikayla Kızıldere direnişçiliğinin yarattığı geleneğine de karşıt pozisyonda yeralıyor.

Mahir, 12 Mart yarı-askeri faşizminin ağır devlet terörü koşullarında THKP-C’nin teorik platformunu tamamlamak için yazdığı “Kesintisiz Devrim II ve III”te Türk halkında var olan bir eğilime de dikkat çekmişti:

“Türkiye halkında, anti-emperyalist duygular, yabancıya karşı alerji, Latin Amerika ülkelerinden çok daha fazladır…

(Eğer bu potansiyel iyi işlenemezse, oligarşi bunu anti-komünizm demagojik silahının bir aracı olarak devrimcilere karşı kullanabilir. Nitekim bugün bu konuyu oligarşi özellikle işlemeye çalışmaktadır. Ayrıca oligarşi, ülkemizdeki Türk ve Kürt halklarını birbirine düşürmek için de bu konuyu istismar aracı olarak kullanmaktadır).”

Mahir Çayan, sınıfsal yanı ağır basan antiemperyalist ve antioligarşik devrim için bu duyguyu devrimci hareket değerlendiremezse oligarşinin gericiliği halk içinde tırmandırmada kullanacağı, uyarısı yapıyordu.

O gün oligarşinin, bu duyguyu antikomünizm silahı olarak işlemekte olduğunu vurgularken, Türk ve Kürt halklarını birbirine düşürmek için de bu duyguyu kullandığına değiniyordu.

Devrimci hareket, emperyalizme karşı tutarlı tavrında ısrar ettiği halde oligarşi bu duyguyu antikomünizm ve Kürde düşmanlıkta kullanarak, Çayan’ın öngörüsünü doğruladı.

Çayan’ın, inşa ettiği gelenekten gelen ÖDP ve Yürüyüş, yalnızca faşizme karşı birleşik mücadele odağı yaratma görevinden uzak durmakla kalmıyorlar, Çayan’ın bakış açısının karşıtı bir pozisyonda yeralıyorlar.

Kızıldere direnişinin biz devrimcilere bıraktığı bu iki değerli mirası kararlılıkla sürdüreceğiz.

Ayrıca Kızıldere direnişçilerinin amacı mücadeleyi kesintisiz devrimle sosyalizme vardırmaktı. Kızıldere, bu temel amacın günceldeki devrimci mücadelesiydi. ON’ları anarken amaçlarını zafere taşıyacağımızı bir kez daha yineliyoruz.

Yazarın diğer yazıları