Kızım bana büyük ders verdi

Kızı Nesrin Teke’nin şehadetinin ardından başka ölümlerin yaşanmaması için Barış Anneleri’ne katılan Nezahat Teke, “Keşke Nesrin hayatını kaybeden son kişi olsaydı. Her seferinde  avukatlar İmralı’ya gitmediğinde kalbim yerinden sökülecek gibi oluyor. Umut ediyoruz ki tecrit son bulur ve bir daha böyle şeyler yaşanmaz” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın devletler arası organizasyonla Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra cezaevlerinde başlatılan “Güneşimizi karartamazsınız” eylemine katılarak yaşamına son veren Özgür Halk Dergisi Amed Temsilcisi Nesrin Teke’nin şehadetinin üzerinden 19 yıl geçti. 9 Temmuz 2000 yılında yaşamını yitiren Nesrin Teke, eylemini annesi Nezahat Teke’nin gözleri önünde gerçekleştirdi. Gözleri önünde yanarak yaşamını yitiren kızının ardından Nezahat Teke, başkalarının ölmemesi için o dönemde savaş karşıtı faaliyet yürüten Barış Anneleri’ne katıldı.

Teke, kızının eylemini ve ondan sonra hayatında meydana gelen değişiklikleri anlattı. Teke, Amed’in Sûr ilçesinde yaşadıkları dönemde, mahallede, 3 kişinin polislerce öldürülmesinin kızını derinden etkilediğini söyledi. Yaşanan ölüm olayı karşısında toplumdaki sessizliği protesto etmek için kızının bir müddet odasından çıkmadığını ve kimseyle konuşmadığını aktardı.

‘Ben büyük sınavı kazanacağım’ 

Kızının, 18 yaşındayken Özgür Halk dergisinin Amed temsilciliği görevini üstlendiğini ifade eden Teke, “Daha evimiz Sûr’dayken Özgür Halk dergisinde çalışmaya başladı. Bir ara Batman’a gittiğinde 3-4 gün Diyarbakır’a gelmedi. Onu aradım, ‘Kızım bir hafta sonra üniversite sınavın başlayacak, böyle gezerek mi sınavı kazanacaksın?’ diye sordum. ‘Anne ben büyük sınavı kazanacağım’ diye yanıt verdi. Ben de o sözüne gerçekten inanıp ve sevinmiştim. Nereden bilebilirdim ki kızımın bahsettiği büyük sınavın bu olduğunu. Kızım bu söyledikleri ile sonrasında bana büyük bir ders vermişti. Demek ki bir anne de evladından bir şeyler öğrenebilirdi” diye ifade etti.

‘Aklıma koydum mu yaparım’ 

Teke, kızının kendi gözleri önünde “Bijî Serok Apo” ve “Kes nikare roja me tarî bike” sloganlarıyla bedenini ateşe verdiğini, sloganların sesini duyan babası ve küçük kardeşinin Nesrin’in bedenini söndürmeye çalıştığını anlatarak, “Söndürdükten sonra komşuların yardımıyla hastaneye kaldırdık. Polisler bizi hastanenin kapısında karşıladı. Nesrin’e bakarak, ‘Bunu da mı yaptın Nesrin Hanım?’ dediler. Nesrin ise ‘Sen beni tanımıyor musun, ben aklıma koydum mu yaparım’ diyerek cevap verdi. O zamanlar zor da olsa konuşabiliyordu. Nefes alıp vermekte zorlanıyordu. Bana ‘Anne ağlama, berxwedan jiyan e’ dedi. Kızımın avucunun içini açmaya çalıştığımda avucundan parti arması çıktı“ diye ifade etti.

‘Canımdan başka verecek şeyim olsaydı’

Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan ve tedavi altına alınan kızının pansumanının yapıldıktan sonra yer yok denilerek Adana’da özel bir hastanede tedavisine devam edildiğini aktaran anne Teke, 28 günlük tedavi sürecinde Öcalan’ın kızı Nesrin Teke’ye ulaştırılmak üzere özel bir mesaj gönderdiğini aktardı. Öcalan’ın mesajında, kızını selamladığını, ancak gerçekleştirdiği eylemi tasvip etmediğini ve yanlış bulduğunu belirttiğini kaydeden anne Teke, kızım ise bunun üzerine “Selamları beni çok mutlu etti. Lakin bedenimi ateşe vermekten başka bir seçeneğim yoktu. Keşke ona canımdan başka verecek bir şeyim olsaydı” dediğini aktardı.

Doktor ortadan kayboldu 

Teke, kızının 28 gün sonunda durumu iyiye doğru giderken ameliyata alındığını ancak bir daha kendine gelemediğini ve yaşamını yitirdiğini aktardı. Kızının ameliyata aldıklarında vücudundan bir parçayı kesip boğazının altına yapıştırmak için ameliyata götürüldüğünü belirten anne Teke, şunları söyledi: “Doktor, ameliyattan birkaç gün sonra Nesrin’in taburcu olacağını söylemişti. Ama hayatını kaybetti. Ameliyattan sonra Nesrin’in doktoru ortalıktan kayboldu. Bir insanın suçu yoksa neden kaçsın ki? 22 Haziran’da aynı amaçla kendini yakan öğrenci Mahmut Yener’le birlikte Mardinkapı Mezarlığı’nda toprağa verdik.”

Barış Annelerine katıldı 

Kızının mücadelesini devam ettireceğini belirten anne Teke, kızının ölümünün ardından başka ölümlerin olmaması için Barış Anneleri’ne katıldığını dile getirerek, şöyle konuştu: “Kızım bana sürekli ‘Anne sen derginin çalışanı olacaksın’ diyordu. O halde benim yapacağım tek çalışma annelerin ağlamaması için olacaktır. Keşke Nesrin hayatını kaybeden son kişi olsaydı. Keşke anneler gözyaşı akıtmasaydı. Her seferinde tecrit olduğunda, her avukat İmralı’ya gitmediğinde korkuyorum. Kalbim yerinden sökülecek gibi oluyor. ‘İnşallah bir daha başka ölümler olmaz’ diyorum. Her seferinde bir başkası hayatını kaybediyor ve biz aynı acıyı yaşıyoruz. İnşallah hak, hukuk, adalet yerini bulur ve İmralı’ya gidiş gelişler devam eder. Umut ediyoruz ki bir daha böyle şeyler yaşanmaz ve tecrit son bulur.”

MA/AMED

Yazarın diğer yazıları

    None Found