Koçero, 5 Temmuz, Sadabad Paktı

Yusuf Serhat FAİK

3 Haziran 1992 tarihinde Halkın Emek Partisi (HEP) hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından ‘Siyasi Partiler Yasası’na göre “Devletin ülkesi ve milleti ile milli bütünlüğünü bozma” gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’nde dava açıldı.

4 Haziran 1964 tarihinde 1950 ila 1964 yılları arasında Botan’da eşkiyalık yapan Koçero lakaplı Mehmet Kilit TPAO kampına yaptığı baskın sırasında güvenlik güçlerince öldürüldü. Koçero lakaplı Mehmet Kilit eşkiyalık yaptığı dönemde egemenlerden ve devlet kurumlarından aldığı paraları fakir halka dağıtmakla ünlenmişti. Göçebe Alikan aşiretine mensup olan Koçero devlet güçleri ile girdiği çatışmalarda subay ve astsubay olmak üzere birçok jandarmayı öldürmüş ve yaralamıştı. Yaşamı Koçero filmi ile sinemaya aktarılan Koçero’yu Yılmaz Güney temsil etmişti.

4 Haziran 1966 tarihinde çocukları ve amcasının oğlu ile birlikte Siverek’e gitmek üzere yola çıkan TKDP’nin ilk Genel Başkanı Avukat Faik Bucak Urfa’nın Karaköprü mevkiinde arabasına benzin alırken Kontrgerilla güçleri tarafından düşürülen pusuda yaralandı. Olay sonrası Urfa Devlet Hastahanesine götürülen Faik Bucak sol bacağından yaralı olmasına rağmen MİT Urfa bölge başkanı Yarbay Celal’in doktorlara müdahale edilmesini engellemesi sonucu 5 Temmuz sabahı kendisine yapılan iğnenin sonucunda girdiği komadan çıkamayarak Kürdistan şehitleri kervanına katıldı.

1919 yılında Siverek’in Bucak Nahiyesi Hadro Köyünde dünyaya gelen Faik Bucak ilk eğitimini Siverek’te tamamladıktan sonra orta ve lise tahsilini Urfa-Diyarbekir Lisesi ve Malatya Lisesinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt yaptırdı. Dayısıoğlu M.Remzi Bucak, Ziya Şerefhanoğlu, Yusuf Azizoğlu ve Musa Anter ile modern Kürt yurtseverliğinin ilk tohumlarının atıldığı Dicle Talebe Yurdu’nu 1941 yılında İstanbul’da kuran Faik Bucak aynı Kürt şahsiyetleri ile birlikte Dersim harekatından sonra ilk oluşturulan “Kürtleri Koruma Cemiyeti“nin de kurucu üyesi idi.

1946 yılında Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Faik Bucak 1948 ila 1955 yılları arasında sırası ile Antakya-Gürün-Pazarcık-Suruç ve Kozan’da hakimlik yaptıktan sonra 1955 yılında Urfa’da avukatlık yapmaya başladı. 1960 darbesinden sonra Sivas Kabakyazı kampında gözetim altına alındı. 27 Aralık 1961 tarihinde 55’ler ile birlikte Balkıkesir’e sürgüne gönderildi. 1962’de 105 sayılı sürgün yasasının kaldırılmasından sonra Urfa’ya geri dönen Faik Bucak şehit edildiği tarihe kadar Urfa’da avukatlık mesleğine devam etti. TKDP ilk kuruluş aşamasında yer almayan Faik Bucak TKDP’sinin fikir babası Şeyh Sait efendinin katibi Liceli Fehmi Bilal Bey’in kendisini ikna etmesi üzerine 26 Ağustos 1965 tarihinde Diyarbekir Turistik Oteli’nin 103 numaralı odasında yemin ederek partiye katıldı. İlk toplantıda Genel Başkanlığına getirdiği TKDP’sinin şahadetine kadar G.Başkanlık görevini yürüttü. TKDP’sinin tarihinden bihaber kişilerin yazdıklarının aksine TKDP’si IKDP’sinin şubesi olarak kurulmamıştı. TKDP’si IKDP’den bağımsız bir organizasyon idi.

1966 Nisan ayında Zinar kod adı ile IKDP başkanı M.Mıstefa Barzani’ye yazdığı mektubun her ne hikmet ise MİT’in eline geçmesinden sonra sürekli takibe alınan Faik Bucak, Urfa Jandarma Alay komutanı ile yaptığı bir tartışma sonrası dönemin Urfa jandarma komutanı Albay Sami Tümerkan’ın Bucak ailesinin içerisindeki kan davasınıda kullanarak yaptığı bir suikast planı sonucunda şehit edildi.

Onun şahadetinin hesabını soramayan TKDP’si ikinci darbesini her „İki Sait olayı“nda yiyerek tamamen IKDP’nin yörüngesine sokularak sağa yatırıldı. Aynı zamanda şair olan Faik Bucak’ın yazdığı şiirler bugün halen güncelliğini korumakta ve unutulmamaktadır. Dicle Talebe Yurdu’nda jilet bulamayınca sakal bırakan, ekmek bulamayınca oruç tutan ancak bunların hiçbirisini kendisine tasa etmeyen Faik Bucak arkadaşları arasında “Gandi” olarak tanınıyordu.

5 Temmuz 1991 tarihinde HEP Diyarbekir İl Başkanı ve DDKD davası hükümlüsü Kürt aydını ve yurtseveri Vedat Aydın gece yarısı kontrgerilla ekibi tarafından evinden karakola götürülmek üzere eviden alındıktan sonra kendisine işkence yapılarak şehit edildi. Cesedi Maden’de kimsesizler mezarlığına gömüldü.

Yine 5 Temmuz 1994 tarihinde KUM üyesi Belediye İş Sendikacısı İkram Mikyaz İzmir’de sabahleyin sendikaya gitmek üzere evden çıktıktan sonra uğradığı kontrgerilla saldırısı sonucunda şehit düştü. KUM’un 22 şehidinden birisi olan İkram Mikyaz KUM dağıtıldıktan sonra İzmir’de yarım bıraktığı sendikacılık görevini sürdürüyordu.

8 Temmuz 1937 tarihinde Tahran’da Sadabad Sarayında Türkiye-İran-Irak-Afganistan arasında yapılan anlaşma ile ‘SADABAD PAKTI’ kuruldu. Anlaşmanın 7.maddesine göre “Taraflardan herbiri bu anlaşmanın tarafı olan diğer devletin kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini sarsmak ve politik rejimini bozmak amacı ile silahlı çeteler, birleşikler ve örgütler kurulmasını ve eyleme geçilmesini engellemeyi” taahhüt ediyorlardı. 1979 İran İslam Devrimine kadar yürürlükte kalan Sadabad Paktı bu tarihten itibaren geçerliliğini yitirdi.

Yazarın diğer yazıları