Kölle Alaaf* ve kadınların iktidarı

Almanya Gündemi

Toplumsal bir gruba aitlik hissi aslında kolektif belleğimizin bir parçasıdır. Kolektif bellek kavramından bahseden Sosyolog Maurice Halbwachs, bu belleğin evrensel bir bellek olmadığını, bir kolektife, bir topluma bağlı olduğunu belirtir. Yani bağlı olduğun grubun ortak belleğini taşırsın. Yine kültür-bilimci Jan Assmann bir adım öteye giderek kültürel bellekten bahseder.  Kültürel bellek bir insanın yaşamı ile sınırlı değildir. Bireyin ömrü sonlandığında da devam eder. Kültürel bellek kolektif bellek ile iç içedir. Çerçevesinde bir kolektif kimlik barındırır. Cenazeler ve anmalar gibi ritüel değerler, festival ve bayramlar gibi kültürel etkinlikler kültürel belleği oluşturan edimlerdir. Bu etkinlikler toplumlarda ortaklaşma yaratırlar.
Kısa bir teori girişinden sonra Almanların kültürel belleklerinin bir öğesi olan ve özellikle Köln çevresinde (Almanya’nın birçok şehrinde kutlanıyor) çok farklı bir coşkuyla kutlanan karnavaldan bahsedeceğim. 27 Şubat Perşembe gününden itibaren kutlanmaya başlanan karnaval ile sokaklarda bir renk curcunası yaşandı. Birbirinden ilginç kostümlerle sokaklara düşen binlerce insan hep birlikte eğlendi. Burada bütün bir festival tarihinden bahsetmek yerine, aslında karnavalın kadınlara dönük yönünü anlatmayı öncelikli görüyorum. Karnaval ‘Weiberfastnacht’, yani ‘kadınlar karnavalı’ ile start alıyor. Weiberfastnacht Şubat sonu, karnavaldan önceki perşembe günü kutlanıyor. Bu durumun çok ilginç bir tarihi de var. Bonn’da bir yerleşim yeri olan Beuel’de çamaşır yıkayan kadınlar senede bir gün iş bırakıyorlar. Tabii bir komite altında örgütlenen kadınlar, erkek egemen sisteme karşı da tartışmalar yürütüyorlar.
1824 yılında Beutel’lı çamaşırcı kadınlar "Alten Damenkomitee von 1824 e. V." adlı kadın komitesi çatısı altında toplanarak- Köln karnavalının kutlanmaya başlanmasından bir yıl sonra- katılımcıları tamamen erkek olan karnavala katılma kararı alırlar ve karnavaldan önceki Perşembe günü iş bırakırlar. O günden sonra ‘Weiberfastnacht’ karnaval başlangıcı olarak kutlanıyor. Kadınların gücü ele geçirdikleri o günün bir de sembolik bir eylemi bulunuyor. Bir güç sembolü olan kravat makasla kesilerek, erk kavramı ortadan kaldırılıyor. Daha sonra ise bir öpücük (Bützchen) verilerek bir denge yaratılıyor. Kutlamalar gece 11’i 11 geçe başlıyor. Sokaklar kadınlar ve kadın kostümlü erkeklerle doluyor. Binlerce kişinin ortak hedefi hep birlikte alabildiğine eğlence. Genel olarak karnavalda politik hicivler de önemli yer tutuyor.
Kutlamalar kültürel kodlar ile de bağlantılıdır. Mesela Almanya’da yaşayan yabancılar için bu kutlamalar en çok izleyebildiği eğlenceli bir gün olarak geçer. Ait olduğun topluluğun kutlamaları insana daha bir sorumluluk yükler. Bir Kürt bu karnavalı bir Alman kadar sahiplenmez. Kürtler’in ‘Newroz’ bayramı bir Alman’a aynı anlamı ifade etmez. Fakat her iki etkinlikte de halklar ortaklaşır.
Özetle anlatmak derdinden ötürü, yine karnaval kutlamaları sırasında Köln’de düzenlenen başka bir kadın etkinliğinden bahsetmek istiyorum. Erk’e karşı mücadele veren kadınlar, yepyeni bir terminoloji altında bir konferans düzenledi. Jineoloji kavramı etimolojik olarak sorunlu olabilir. Bunu dil bilimcilere bırakıyorum. Burada önemli olan kavramsal olarak ne ifade ettiği.
Kürt hareketi yine yepyeni bir kavramı tartışmaya açtı. Bu ne direk olarak bir toplum örgütleme modeli, ne de politik bir argüman. Jineoloji sadece kadınlara ait, kadınların bugüne kadar edindikleri deneyimleri, eleştirileri bir kavram altında tartışmaya açıyor. Erkek egemen zihniyeti dürterek, bilimsel gelişim sürecinde kadının konumunu da sorguluyor. Bu anlamda alternatif çözümler öneriyor. Tanımlama aslında çok daha geniş. İşte Köln Üniversitesi’nde düzenlenen konferansta dünyanın çeşitli yerlerinden kadın aktivistler bu kavram çerçevesinde deneyimlerini paylaştı. Kadınlar yeni bir tartışma açarken, sosyal medyada ‘meroloji’ kavramını tartışanlar da vardı. Sanki erkek egemenlikli bir toplumda yaşamıyor muşuz gibi. Ben kadınlar adına yapılan bütün çalışmaları çok önemli görüyorum. Egemen sistemin alt etmeye çalıştığı cins olan kadın, kendini arayışı sürecinde, bu tartışmalarla önemli bir mesafe kat ediyor. Kürt hareketi de bu anlamda ön açıcı olmuştur. Kadınların örgütlemelerini, yeni kavramlar geliştirmelerini eleştirenleri de zavallı olarak görüyorum, kimse kusura bakmasın.  
Özcesi geçtiğimiz hafta kadınlar Köln’e damgasını vurdu. Darısı her şehrin başına…
* Bijî Köln anlamına geliyor

Yazarın diğer yazıları