Kolonyal sistemin katilleri

Dağa çıkan çocuklar konuşuluyor. Kolonyal devlet gündemleştirdi.

Muhtemelen, Erdoğan’a bağlı güvenlik birimleri ve MİT’in ortak planlamasıyla hayata geçirilen yeni projenin adı: Cumartesi Annelerine muhalif anneler bulmak!

Eğer savaşta çocuklarını kaybeden annelerin adı Cumartesi Anneleri’yse, bir de “Korucu Anneler” formülü bulunmalıydı.

Şimdi olan da bu.

Bu anneler’in dağda olan çocukları var mı sorusuna cevap aranmadı, çünkü, hedef HDP’ydi.

Namludan çıkan kurşunun geri tepmesine kesinlikle izin verilmemeliydi.

Öğreniyorum: çocukları dağa çıkan annelerin, çocuklarının dağa çıktıklarını bilmesini istemedikleri tek adres: Türk Devleti.

Sartre’nin deyimiyle “hepsi katil olan”lar harekete geçtiler.

Tüm zamanların belkemiksiz köşe yazarı olmak için yüksek performans sergileyen Ahmet Hakan şarkı talep etti: “Annelerin isyanını yaptığı bir şarkıyla “olay” haline getirse…”

Sıradan birçok Akit yazarı, HDP’nin onlarca kez yasaklanması için düğmeye basılmasını istediler.

Mekanizma çalışmaya başladı.

Tarihsel kolonyal katle ortak olan Ahmet Hakan, hızını almayan serseri bir mayın pozu vermekte ısrar etti ve:  Birilerinin, “Çocukları ölüm için dağlara götürenlere laflar sırala…”ması ironisine hapsetti kendisini.

Ve birileri çıkıp sormadı:

Eğer varsa, AKP’nin işgal sonucu rehin aldığı ebeveynlerine başkaldıran ve yaşları 18’in üstünde olan bu “çocuklar”ın dağa çıkmak dışında bir seçenekleri kalmış mıydı?

Dağa çıkanlar, Munzur’a atılarak öldürülen binlercenin torunları mıydı?

90’lı yıllarda Batman, Silvan, Diyarbekir’de infaz edilen yüzlercenin yakınları mıydı?

1919’dan bu yana, kolonyal Türk devleti Kürdistan’ı işgal etmek için harekete geçti.

Bunu 40’lı yıllara kadar başaramadı.

40’lı yıllardan sonra, askeri işgal tamamlanmıştı.

Ancak başkaldırı devam etti.

49’lar davası, 60 darbesinden sonra, Kürdistan’dan getirilen 480’i aşkın Kürdün Sivas Kabakyazı’da temerküz kampında “islah planı”na tabi tutulması ve Celal Bayar’ın bu kampı:

“Siyasal Kürtçülüğün merkezi” olarak tanımlaması, işgal edilen topraklardakilerin, hafızalarının işgal edilmediğine dair iki örnek.

1980’lı yıllara kadar siyasi gövdesi büyüyen başkaldırı, sonrasında 84’te silahlı bir başkaldırıyla yeni bir tarihi viraja girmişti.

Aradan onyıllar geçti.

Kolonyal devlet, politikleşen Kürdistan toplumlarından intikam almaktan vazgeçmedi.

Ve yakın tarihteki saldırılara bakarsak:   

Roboskî’de öldürülen 34 kişinin yarısından fazlası, 22’si çocuktu.

TİHV’nin rakamlarına göre, AKP dönemindeki kolonyal devletin öldürdüğü çocuk sayısı 241.

STK’lere göre bu dönemde 450’den fazla çocuk işgalci güçlerin kurşunlarına hedef olmuş.

En küçükleri, 2006 yılında Diyarbekir’de öldürülen Şilan Demir’di.

14 Ocak 2015’te Cizre‘de Özel Harekat Polisi tarafından öldürülen başka bir çocuk ise, 12 yaşındaki Nihat Kazanhan olmuştu….

Ve şimdilerde, yüksel yoğunluklu politik bir saldırı sonucu, kolonyal devletin hafıza kaybına uğrattığı anneler harekete geçiriliyor.

Bu da nafile bir, oyun.

Ya bu anneler, o oldukları söylenen anneler değil! Ya, paralı sivil askerliğin kurbanları!

Ya da, yakında ne kadar basiretsiz bir oyuna alet olduklarının aşikar edileceği bir sahnenin geçici oyuncuları oldukları anlaşılacak.

Sonuçta suni, kadını, anneyi aşağılayan,  kolonyal bir proje.

Yazarın diğer yazıları