Komplo ve Kürtlerin külleri

9 Ekim 1998’de başlayan komplo sürecinin kapsamı ve hedefleri her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. 1993 ateşkesini bozarak Kürtlerle diyalog ve çözüm yerine kirli imha savaşını tercih eden devletin de bu komplo sürecine dört nala koşmasının irdelenmesi gerekiyor. Aslında bu komplodan çok önceleri- 90 sonu birinci körfez savaşı öncesi- Sayın Öcalan’ın yaptığı bir değerlendirme bütün komplocuları deşifre ediyor:
“Irak’tan başlayıp bütün bölgeyi Lübnanlaştırmak isteyenler var. Hatta bizi de bu oyuna çekmek istiyorlar. Biz bunların farkındayız ve bu oyunlara düşmeyiz. Ortadoğu’da ne dar sınıfçılık, ne dar milliyetçilik, ne dar dincilik-mezhepçilik ne de dar aşiretçilik-ailecilik halkları özgürleştirir. Bunlar bütün halklara, hepimize kaybettirir. Ortadoğu’da tutarlı bir yurtseverlik ve en geniş demokrasi, bu çok önemli herkese en geniş demokrasi ancak ezilen halklara nefes aldırabilir.” Öcalan’ın tutsak olduğu İmralı’da söylediği “Ben onların dediklerine boyun eğseydim, onların dediklerini yapsaydım şimdi İmralı’da olmazdım” sözleri de komplocuları açıkça gösteriyor ve mahkum ediyor.
Komplo süreci, ilk adımda Kürt halkının ve özgürlük hareketinin muhteşem direnişiyle boşa çıkarıldı. Ama komplocular tekrar tekrar saldırıya geçiyorlar ve komplo tehlikeli biçimde sürüyor. Çünkü komplocuların hedefi Öcalan ve PKK şahsında direnen Kürt halkına boyun eğdirmektir. Özgür Kürt iradesini kırmak, teslim almak ve kendi yarattıkları uşak Kürtlerle kirli planlarını gerçekleştirmektir.
Her gün bunun için Qandil’e yağmur gibi bombalar yağıyor. Gerilla demeden, sivil demeden, çocuk-bebek demeden insanlar katlediliyor. Kürdistan’ın her köşesinde kanlı askeri operasyonlar sürüyor. ROJ TV’yi kapatmak için, Yeni Özgür Politika’yı kapatmak için açılan düzmece davalar, Avrupa’da Kürt siyasetçilerine yönelik olarak yapılan tutuklamalar, AKP devletinin azgınca sürdürdüğü siyasi soykırım operasyonları, sanıklara savunma hakkı tanımayan, kimlik tespiti bile yapılamadan sürdürülen hukuk dışı KCK davaları komplonun dört koldan devam ettiğini gösteriyor.
Psikolojik savaşın koç başı olan medyanın öncülüğü de sahte dinci-cemaatçilere geçmiş bulunuyor. Her gün baş sayfalarından yalan haberlerle Qandil’i bombalar gibi Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin beynini bombalıyorlar.
Söyledikleri gibi “geçmişte görülmemiş kapsamda bir imha operasyonu” yürütülüyor. Saldırgan komplocular bu amaçla bütün iç ve dış ittifakları yaptıklarını ilan ediyorlar. Böylece komployu başarıya ulaştırmak istiyorlar.
Öcalan’a uygulanan tecrit de bunun içindir. Halkın önderliğini, örgütlerini bölüp parçalamak ve imha etmek istiyorlar. Dağı taşı yakıp yıkanların, ormanları ateşe verenlerin esas amacı ise Kürt halkının özgürlük bilincini ve iradesini yakıp kül etmektir. Kürt halkı her imha saldırısından sonra Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmuş ve meydanı zalimlere bırakmamıştır. Bugün zalimlerin, ırkçı-sömürgecilerin ne yaparlarsa yapsınlar kirli amaçlarına ulaşmaları da olanaksızdır. İşledikleri her cinayet, yaptıkları her zulüm misliyle suç dosyalarına yazılacak ve bu günahları altında ezileceklerdir.
Komplonun 13. yılında komplocuları kesin olarak bozguna uğratarak özgür iradesini dosta düşmana kabul ettirecek olan Kürdistan halkı ve ezilenler kazanacaktır. Komplonun yıl dönümünde komploculara karşı meydanlarda birleşerek direnen halklarımızı selamlıyor, komplo sürecine karşı mücadelede kendisini yakıp can veren yoldaşlarımız başta olmak tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum.

Yazarın diğer yazıları