KOMPLO

Uluslararası komplonun 15. yıldönümü. Bu süre içinde komplo özü itibarıyla deşifre edilmiş ve büyük ölçüde boşa çıkarılmıştır. Ne var ki bu durum komplocuların hain emellerinden vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. Tersine komployu sürdürebilmek için hala gayretkeşliklerini utanmazca sürdürüyorlar. Dikkat edilirse 15 sene önce komployu gerçekleştiren güçlerle, şimdi sürdürmek isteyenler de aynı güçlerdir.

Açıkça ortaya çıktı ki komplonun ilk amacı Sayın Öcalan ve PKK şahsında Kürdistan Özgürlük Hareketini tasfiye etmekti. Ama komplonun amacı sadece Kürdistan halkı üzerindeki sömürgeciliği sürdürmekle sınırlı değildi. Emperyal güçler Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederken, önlerindeki ilk engel olarak Kürdistan Özgürlük Hareketini görüyorlardı. Kürdistan Özgürlük Hareketi ideolojisi, politikası ve örgütlenmesiyle kapitalist moderniteye ciddi bir alternatif haline gelmişti.
1990’ların başında SSCB yıkıldıktan sonra Ortadoğu’da sular ısınmaya başlamıştı. Birinci körfez savaşı gündemdeydi. Öcalan o tarihlerde:
“Irak’tan başlayıp tüm Ortadoğu’yu Lübnanlaştırmak istiyorlar. Bizi de bu oyunların içine çekmek istiyorlar. Biz bunun farkındayız ve bu oyunlara düşmeyiz. Ortadoğu’da ne dar sınıfçılık, ne dar ulusçuluk, ne de dar dincilik, mezhepçilik, aşiretçilik-ailecilik vb. halklara yarar sağlar. Tersine hepimize felaket getirir. Tutarlı bir yurtseverlik ve en geniş demokrasi, herkese en geniş demokrasi… Bu çok önemli. Ancak o zaman hepimiz biraz nefes alabiliriz” diyordu.
Aradan geçen yıllarda Öcalan’ın öngörüleri açık olarak doğrulanmıştır. Bölge halklarının özgürlük istemleri Arap baharında ifadesini buldu. Ama uluslararası ve yerli gericilik halkların özlemlerini istismar edip saptırdı, kullandı. Bugün, Ortadoğu coğrafyası büyük ölçüde Lübnanlaştırılmış bulunuyor. Geri kalanları da barut fıçısı üzerinde oturuyor. Burnumuzun dibindeki Suriye kan içinde. Orada dökülen kanda Türkiye devletinin parmağı var ve Suriye’de dökülen kan Türkiye’ye de sıçrıyor. Suriye’nin göreceli olarak huzur içindeki tek bölgesi Rojava’dır. Türkiye, Suriye benzeri hatta daha kötü bir durumda değilse, bunu Öcalan ve PKK’nin demokratik çözüm politikasına borçludur. Ama bu gerçek, hala ne devlet ne de Türkiye politikalarında etkili olanlar tarafından layıkıyla anlaşılmış değil. Ya da emperyalizmin bölge politikalarına angaje olduklarından görmezden-anlamazdan geliyorlar. Perinçek ve şürekası da onların kirli tetikçisidir. Onlar Kürt halkının istemlerine sırt çevirirken, Türk halkını ve tüm bölge halklarını kandırmaya çabalıyorlar.
Bir yıla yaklaşan demokratik çözüm süreci bu nedenle tıkanmış gibi görünüyor. Ama uzun süre böyle süremez. “Araf”ta aylar ve yıllar boyu beklenemez. Bu tıkanmayı aşmak ve süreci ilerletmek, çözüme kavuşturmak ezilen halkların mücadelesine bağlıdır. Sorun ve seçenekler apaçık ortadadır: Ya demokratik, barışçı temelde herkese eşitlik-özgürlük diyen kalıcı bir çözüm bulunacak ya da Lübnanlaşmak, Iraklaşmak, Suriyeleşmek kaçınılmaz olacaktır. Birinci seçenek tüm ezilenlerin özgürlüğü, eşitliği, barış ve kardeşliği demektir. İkinci seçenek ise emperyalist komplonun şiddetlenerek sürmesi ve tüm halkların kana gözyaşına boğulması demektir.
Bu süreçte gündeme gelen seçimler çok önem kazanmıştır. Halkların eşitliği-özgürlüğü bayrağını yükselten HDP-BDP’nin en yüksek oy desteğini kazanması da önemlidir. Ama daha da önemli olan bu süreçte halka tüm gerçekleri anlatabilmektir. Komplonun amaçlarını ve bugünkü hedeflerini deşifre edebilmek, buna karşı halkları harekete geçirebilmek, altenatif örgütlenmeleri gerçekleştirmek gerekiyor.
15 sene önce komployu başlatan halk düşmanı gerici güçler, bu gün de çözüm sürecini sabote etmek ve halkların köleliğini-boğazlaşmasını sürdürmek istiyorlar.
Öcalan, İmralı’da “Onların istediğini yapsaydım şimdi burada olmazdım” demişti. Bütün mesele onların yani sömürgecilerin-emperyalistlerin istediğini değil, halkların özgürlük istemini temel almaktı. Bugün de öyledir.
Halkların eşitliğini, özgürlüğünü ve kardeşliğini savunanların güncel görevi komployu boşa çıkartmak ve kesin olarak bozguna uğratmaktır. Komplonun başından beri meydanlarda bedenini ateşe vererek, coplara-tomalara-gaz bombalarına-kurşunlara göğüs gererek direnen halklarımızın mücadelesi komploculara geçit vermeyecek ve özgürlüğü kazanacaktır.

Yazarın diğer yazıları