Komplocular komploya sahip çıkmaz Öcalan’a özgürlük, PKK’ye legalite!..

PKK önderine karşı yapılan uluslararası komplonun bir uğursuz yıldönümünü daha karşılıyoruz.

Bizim, sizin, bizlerin ne düşündüğü belli.

Acaba dünya ne düşünüyor bu komplo hakkında.

Önce şu gerçeğin altını çizeyim: Uluslararası komplonun yapıldığı dünyada Türkiye, o sıralar hala NATO’nun güvenilir üyesi, ABD’nin ve Avrupa’nın sağlam bir müttefiği idi. Hükümetin başında, Batı dünyasının saydığı, güvendiği, takdir ettiği bir Başbakan bulunuyordu: Bülent Ecevit.

Uluslararası komplo NATO ittifakının bir gereği olarak örgütlendi.

Bugün bu tablonun yerinde yeller esiyor. Şimdi NATO’ya sorsanız ve deseniz ki, benzer bir komployu, örneğin Cemil Bayık’a ya da Murat Karayılan’a ya da Bese Hozat’a karşı yapar mısınız deseniz, NATO’cular size sadece güler. Yapacak olsalardı, “İki MİT şefinin” yakayı ele verdiği komplo belki de başarıya ulaşırdı.

Demek ki komplo “miadını” doldurdu. PKK Önderi’nin çoktan aşılmış, boşa çıkarılmış, eskimiş ve meşruiyetini kaybetmiş bu komplo nedeniyle İmralı’da tutulması yalnızca bir “takvim hatası”dır.

İkinci altı çizilecek husus şudur: O dönemde ne Türk devleti, ne NATO, hatta ne de biz o dönemin sosyalistleri PKK Önderi Abdullah Öcalan’ın “şahsiyeti”, “iradi direngenliği”, “zekası” ve “düşünsel donanımı” hakkında çok az şey biliyorduk. Şunu da hiç kimse düşünmedi: Şeyh Said’in ve Seyid Rıza’nın idamları sonrası durgun bir bataklık gibi etkisiz kalan Kürt kamuoyu komplo esnasında nasıl bir toplumdu? Kürdistan halkının Öcalan’la ilişkisi ile vaktiyle Şeyh Said ve Seyid Rıza ile olan ilişkisi aynı mıydı? Bu soruların yanıtını o sırada kimse bilmiyordu.

Komplocular bu “cehalet” nedeniyle, Öcalan’ın komplo sonucu “çözüleceğini”, PKK’nin tasfiye edilmesi amacıyla “kullanılacağını”, bu “çözülme” ve “kullanılma” sonucunda da, halkın devrimci kesimlerinin PKK’den hızla uzaklaşacağını, geri kalan kitlenin de Öcalan “efsanesine” inanmaz hale geleceğini, meydanın PKK içinde hazırlanan “ılımlı alternatife” kalacağını sandılar.

Öcalan’ı ve Öcalan’ın örgütlenmesinde, bilinçlenmesinde ve yepyeni bir kültürle donanmasında belirleyici katkısı olan Kürt halkını tanımayanlar, o günden bu güne kadar zaman içinde gerçeğin ve dünyanın kaç bucak olduğunu anladılar.

Komplo hiçbir amacına ulaşamadı. Abdullah Öcalan zindan hücresinde tek başına öyle bir taktiksel ve stratejik mücadele yürüttü ki, onu bu komplo ile yok etmek isteyenler, onunla masaya oturmak zorunda kaldı.

Kürt halkının PKK’den kopacağını sananlar, bu halkın yalnız Kuzey’de değil, dört parça Kürdistan’da Apocu dünya görüşüyle donan PKK’nin öncülüğünde Ortadoğu’nun biricik devrimci gücü haline gelişini hayretle seyrettiler.

Özetle komplodan bu yana dünya dengeleri değişti. NATO ülkelerinin halkları, şimdi, kendi devletlerinin Öcalan’a karşı örgütlediği uluslararası komplodan utanç duyuyor. Çünkü onlar kendi uygarlıklarını tehdit eden insanlık dışı dinci-faşist-terörist DAİŞ belasına karşı Apocu hareketin Ortadoğu’da biricik güvence olduğunu görüyorlar. Londra’da New York’ta, Paris’te patlayan her bomba, “terör örgütü” yaftası asılan PKK’nin bu bombalara karşı yegane kalkan olduğunu onlara anlatıyor.

Ve dünya PKK Önderi Öcalan’ın “kolay lokma” olmadığını anladı. Onunla satranç oyununa kalkışan en usta oyuncular, Öcalan’ın piyonlarını, fillerini, atlarını ve kalelerini birer birer düşürüp, tam mat yapacakları sırada, Öcalan onları elindeki tek bir Vezir ve  Şah’la mat etti. Buradaki “vezir” figürü Kürt halkını, “Şah” figürü de “Önderliği” simgeliyor.

Komplo günü, ortada ne şimdiki statüsüyle Güney Kürdistan vardı, ne Rojava… Kürt Özgürlük Hareketi hala Kuzey’de yoğunlaşıyordu ve hatta Barzani güçleriyle bile zaman zaman savaş hali yaşıyordu. Sonra komplonun çöküş süreci, PKK’nin bölgesel bir siyasi ve askeri güç haline gelmesi ve bölgesel bir devrimin tüm Ortadoğu’ya yayılması gerçekleşti.

Şu hale baksanıza: Komplonun baş mimarı ABD Ortadoğu’da Apocu güçlerle işbirliği yapmak zorunda kaldı.

Komplo’nun çöküşünü bundan daha iyi hiçbir şey anlatamaz.

Anlaşılması imkansız olan, çökmüş komplonun hedefindeki insanın hala komplonun gereği olarak İmralı’da esir tutulması.

Çökmüş komplonun yıldönümünde bir kere daha Öcalan’a özgürlük, PKK’ye legalite diyelim.

Yazarın diğer yazıları