Konu ‘asgari ücret’

Almanya Gündemi

Geçen hafta, CDU Genel Başkanı Angela Merkel, SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel ve CSU Genel Başkanı Horst Seehofer yapacakları çalışmaları tartışmak ve görüş alışverişinde bulunmak üzere uzun bir aradan sonra tekrar bir araya geldi. Kırmızı-Siyah Koalisyon liderleri başbaşa yaptıkları görüşmelerde uzun zamandan bu yana tartışılan iki konuyu ele aldı. Bunlardan biri asgari ücret uygulaması, diğeri ise enerji dönüşümü konusuydu.
Almanya’da standart bir asgari ücret belirlenmesi tartışmaları, bu güne kadar iktidarı en çok zorlayan konular arasında yer alıyordu. Geçen Çarşamba yapılan görüşmelerde, Almanya genelini kapsayan 8,50 Euroluk "asgari ücret” konusunda anlaşma sağlandı. Zira bu 3 Partili koalisyon için "asgari ücret" bir sembol proje niteliğini taşıyordu. Zaten SPD’nin seçim öncesi en önemli propaganda argümanlarından biri de bu projeydi. Görüşmeler sonucunda netleşen bilgilere göre; saat başı 8.50 Euroluk asgari ücret, 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren Almanya genelinde yürürlüğe girecek.
Taslağın temel noktaları arasında; asgari ücrette branş ayrımına gidilmiyecek. Öğrenim kapsamlı meslek eğitimleri ve stajlar ile gönüllü çalışmalar bunun dışında tutulacak. Aynı zamanda, asgari ücret uygulamasında 18 yaş altında olanlar muaf tutulacak. 18 yaş sınırının mantığı ise SPD’li Çalışma Bakanı Andrea Nahles tarafından; gençlerin mesleki eğitimi bırakıp, başka işlerde çalışmalarını engellemek amacı olarak açıklandı. Tabii bu belirlemeye eleştiriler de geçikmedi. Özellikle CDU kanadından sert eleştiriler geldi. Almanya’da meslek eğitimine başlangıç yaşı genel itibarı ile 20 yaş üzeri. Bu nedenden dolayı bu sınırın 18 değilde, 21 olması gerekliliği savunuldu.
Öte yandan 8.50 ücretin yasalaşması halinde Alman Perakendeciler Birliği (HDE) küçük işletmelerin bundan zarar göreceğini ve hatta bir çoğunun kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını belirtti.
Aslında tartışmalar bununla da kalmıyor. Tartışmalardan bir tanesi de "asgari ücret" uygulamasına öyle hemen hop diye başlanmayacak olması. 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe girecek yasada, 2017 yılının başına kadar bazı istisnai durumlar göz önünde bulundurulacak. Yani bazı branşlar belirlenen miktardan daha düşük ücret alabilecek. 2017’de ise bütün branşlar, saat başı 8.50 Euro olan asgari ücret uygulamasına geçecek. Yasa tasarısı -planlanana göre- 2 Nisan’da parlamentoda görüşülüp, karara bağlanacak. Büyük ihtimalle de kabul edileceğe benziyor.
Koalisyon cephesinde bu tartışmalar yaşanırken, sendikalar da doğal olarak bu tartışmalara müdahil oldu. Hizmet sektörü çalışanlarını temsil eden Ver.di sendikası Başkanı Frank Bsirske, 8.50’lik ücretin 10 Euro’ya yükseltilmesi gerektiğini ifade etti. Bunun nedeni ise; belirlenen ücret aralığına yasal olarak geçilecek zaman dilimi. Neredeyse 3 yıllık bir zaman zarfında bu ücretin yeterli olmayacağını savunan Bsirske, kademeli olarak 10 Euro’luk fiyatın daha mantıklı olacağını düşünüyor. Burada aslında bir parantez açmakta fayda var. Hizmet sektörü çalışanlarının sendikası Ver.di, aslında bu aralar hareretli olarak "toplu iş sözleşmelerini" tartışıyor. Zira geçtiğimiz günlerde anlaşma sağlanamamış, Almanya’nın büyük bir kısmında kamu çalışanları bir gün iş bırakmıştı. Hatta toplu taşıma araçlarının bir günlük iş bırakması Almanya’da kaosa neden oldu.
Bu görüşmeler 2 milyon dolayında kamu çalışanını ilgilendiriyor. Maaş fiyatlarının artışı konusunda sendikaların dayattığı miktar ise 100 Euro, artı yüzde 3,5 artış. Yapılan 2 görüşmenin sonucunda netlik sağlanamayınca, 31 Mart’ta 3. bir görüşme daha yapılacak. Görüşmeler sonuçsuz kalınca, cefasını da halk çekiyor doğal olarak. Yalnız, Ver.di’nin çağrısıyla yapılan grevlere de halk saygı gösteriyor.
Almanya’da 2013 Şubat ve 2014 Şubat ayı aralığında 3.14 milyon kişi kendisini işsiz olarak kaydetmiş. Bu sayı geçen birkaç yıla oranla fazla görünüyor. (kaynak: http://de.statista.com/) Bu tabloda "asgari ücret" düzenlemelerinin yaşama nasıl yansıyacağını göreceğiz. Ücrette eşitliği mi getirecek, yoksa yeniden bir kaosa mı neden olacak? Zira bu proje SPD’nin, prestij projesi olarak nitelendiriliyor. Aslında bu projeyle birlikte, SPD Edathy olayında kaybedilen güven bunalımını biraz olsun aşmak istiyor. Bakalım, göreceğiz…

Yazarın diğer yazıları