Kördüğüm nasıl çözülür?

Erdoğan-Bahçeli çetesi kendi iktidarlarını korumak ve sürdürebilmek için toplumun bütün nefes borularını tıkayıp üstüne bir kördüğüm atmak istiyor. Kendi kanlı saltanatlarını sürdürebilmek için halka kan kusturmaktadırlar. İç çelişkileri bastırabilmek için de dış maceralara yönelmekte ve ülkeyi sürekli bir savaş hali ortamında tutmaktadırlar. Böylece kendileri bedavadan vatansever ve vatan kurtaran kahraman olurken, karşı çıkanlar ise dış güçlerin ajanı, hain, bölücü, terörist ve iç düşman olarak damgalanmaktadır.

Son dönemlerde bunu savunabilmek için bir “beka sorunu” çıkardılar. Beka sorunu dediniz mi akan sular durur ve bu diktanın yaptığı her şey haklı olur.

İşçi hakları, iş cinayetleri, grev-sendika, yoksulluk, işsizlik, pahalılık, yolsuzluk mu dediniz?

Aman haa, hiç sesini çıkarma, beka sorunu var, her şey normal, her şey vatan için!

İşkenceler, hukuk dışı zulüm, eziyet ve insan hakları mı dediniz?

Aman haa, hiç sesini çıkarma, beka sorunu var, her şey normal, her şey vatan için!

Kürt sorunu, yapılan katliamlar, Roboskî, Cizre, Şırnak, Sur, Efrîn, Şêladizê mi dediniz?

Aman haa, hiç sesini çıkarma, beka sorunu var, her şey normal, her şey vatan için!

Kadın cinayetleri, çocuk istismarları, din sömürüsü gibi konular zaten alışılmış, istisnalar dışında haber değeri bile kalmamış gibi.

Erdoğan-Bahçeli çetesinin ittifaklarının temeli Kürt düşmanlığıdır. İç ve dış bütün ilişkileri bu temele dayanır. Rojava’nın işgali, Fırat’ın doğusu derken Kerkük’e kadar uzanan senaryolar hep Kürt düşmanlığına dayanır.

Eski Ergenekoncu generaller, Perinçek vb. sahtekarlar, CHP’nin bir kanadı da bekacıdır ve bu nedenle Erdoğan-Bahçeli çetesiyle daimi işbirliği halindedir.

Erdoğan bu işin başında Suriye’yi işgal edip Şam’a yerleşecek, Emevi Camii’nde Cuma namazı kılıp halifeliğini ilan edecekti. Bütün bu senaryoların gölgesinde esas olan Kürdistan’ın işgali ve özgürlük özlemlerinin kanla bastırılarak mezara gömülmesiydi. Ağrı’daki gibi “Muhayyel Kürdistan burada medfundur” yazacaklardı.

Erdoğan, “Sınırlarımızda 700 Km’lik Kürt devleti istemiyoruz” diyerek hedefini açıkça ilan etmişti. Erdoğan-Bahçeli etrafında oluşan çamur ittifakının temeli budur.

Bu amaçla memleketin neyi varsa Kürtlerle savaşa yöneltiyorlar.

Ne emeklilerin çileleri, ne işsizlik ve açlık, ne öğretmensiz okullar, ne doktorsuz-hemşiresiz hastaneler, ne ilaçsız kalmış eczaneler ve hastalar onları ilgilendiriyor.

Bütün güçleriyle silahlanma ve savaş, asker-polis-korucu-ihbarcı-tetikçi çetelerini besleme derdine düştüler.

Kendi bölgesel çıkarları için süper devletler bu iktidarı ne kadar daha destekler belli değil ama bu çeteyi yıkacak olan özgürlük isteyen Türkiye ve Kürdistan halkları olacaktır.

Tüm halkların eşit ve özgür olarak barış içinde bir arada yaşaması için verdikleri mücadelenin önderi olan Sayın Öcalan yirmi senedir düşmanın elinde esir ve onun üzerine hukuk dışı, insanlık dışı, zulüm ve eziyetten başka bir şey olmayan ağır bir tecrit var.

Elbette halklarımızın birçok sorunu var ama hepsine Öcalan üzerindeki zulüm ile kördüğüm atılmak isteniyor. Bu kördüğüm çözülürse diğer sorunlar da hızla çözüm yoluna girecektir. Zaten faşist iktidar çetesinin tecrit uygulaması ve tecridi sürdürmek için bu kadar gözü kara inat etmesi de bundandır.

Yaklaşan seçimler, kayyımcıların da Tayyipçilerin de geri postalanması, işgale karşı başlayan direnişin başarılması tecridin sona erdirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.

İşte Sayın Leyla Güven’in zindanlarda başlattığı, dalga dalga diğer zindanlara, Kürdistan’ın diğer parçalarına ve bütün dünyaya yayılan direnişlerin anlamı ve önemi budur. Şimdi hep beraber, her yerde ve bütün mücadele alanlarında yükseltilen özgürlük çığlığı da budur. Bu mücadele bu kördüğümü çözecek ya da kesip atacaktır.

Erdoğan-Bahçeli çetesinin zulmüne hayır!

Zindanlar yıkılsın!

Öcalan’a özgürlük!

Yazarın diğer yazıları