Korku’nun bilançosu

İhtimal ya, Barzani ile Erdoğan’ın arası bozulacak.

Çünkü, ABD ile Barzani’nin arası da bozuk.

Almanya’da “El-Nusra“ üyelerine, PYD’ye karşı savaştıkları için, “terörist bir birliğe üye olmaktan dolayı“ dava açılmaya başlandı.

Ve Almanya’da, İçişleri Bakanlığı’nın talimatına uygun, polis yürüyüş ve mitinglerde, PYD bayraklarının taşınmasını yasaklamış bulunuyor.

ABD’de aranan korumalarının, Hamburg kentine gelecek Erdoğan’a refakat etmeleri yasaklandı.

Erdoğan Akçakale’de Rojava’da kurulacak bir Kürt devletini kastederek, dünyaya seslendi:

“Diğer ülkelere de söyledik. Asla böyle bir şeye lütfen fırsat vermeyin, verirseniz oradaki mücadele farklı olur ve sizler terör devletleriyle anılırsınız“.

Ve hemen akabinde Barzani, Referandum ve paralelindeki gelişmelere dikkat çekerek:

“Eğer bir yerde savaş olacaksa, çok ölümcül bir savaş olacak” dedi.

Ve hemen akabinde, Erdoğan katıldığı Bayram namazında fenalık geçirdi.

Talimatla teşhis kondu: şekerden kaynaklı tansiyon yükselmesi.

Tansiyonu tetikleyen önemli bir emare, stres oluyor.

Günümüz dünyasında derin stres yaşayan iki “lider“ var.

Biri Türkiye’deki Reis;

Diğeri, Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Halife Al Sani.

Katar Emiri, ABD‘nin şartlarını yerine getirerek, makamını koruyabilir. Suudiler’de Körfez devletleri de buna uyarlar.

Ancak, Erdoğan’ın kurtuluşu mümkün gibi görünmüyor. 

Birinci nedeni, Rojava’da oluşabilecek bir Kürdistan oluşumunu kabul etmemesi olacak.

İkinci önemli nedeni, Türkiye’de on milyonlarla tarif edilebilecek bir halk kesimini, kendisine ve komşularına zarar verecek oranda bir korku tüneline hapsetmesi.

Kolay teslim olmayacaklarını söyledi Erdoğan: “Savunma alanında, her şeyimizi kendimiz yapmadan bize huzurlu bir uyku yok”.

Ve sonrasında…

Cumhurbaşkanlığı Arşiv Müdürü Muhammet Safi’nin “Her eve bir otomatik tüfek ve 1000 mermi projesi şart” açıklamasını sosyal medyaya yansıttı.

Bu şu anlama geliyor:

Erdoğan’ı korumak için yeni bir “Kuruculuk Sistemi“ oluşturulacak. Başına birşey gelirse, bu ordular O’nu kurtarmak için harekete geçirilecekler.

15 Temmuz’da “Başkomutan“ olduğunu ilan eden Erdoğan, İstanbul ve Ankara caddelerini, insan avına serbest olan alanlar olarak ilan etti. Histeriye uyanlar, istediklerini asıp kestiler. Bu vahşet, daha üst perdede bir korku perdesi araladı.

Ancak, toplumda yükselen korku, Erdoğan için de yeni bir trajedya sahnesi açtı.

Erdoğan denetlediği, Özel Tim’in tabancalarına geçici el koydu.

Çare olmadı; Uykusuz kaldı.

Sonunda, Namaz’da fenalık geçirdi?

Başdanışmanı’nın veya herhangi birine “Sen de mi Brütus“ dememek için, güvenlik çemberini daraltacak.

Ve sonunda en dar güvenlik birimi üyelerinden biri, O’na “sen de mi İbrahim (Kalın)“ dedikten sonra, sahne kapanacak.

Ya da sonu, 1953’de pratikte CIA ajanı Reza Pahlavi tarafından oranize edilen Ajax Operasyonu’yla, devrildikten sonra, vatan haini ilan edilen İran Başbakanı, Muhammad Mossadegh gibi olacak.

Unutulmamalı, Kürdistan’da yaşanan savaşa paralel bir savaş da, bu savaşa tanık olan Türk halkına yansıdı. Çaresizlikten her geçen gün, kendisine zarar veren bir toplum üretildi. Mahkemesiz infazlar gazete manşetlerinde. İslam adına tecavüz ve tacizlerin, sivil toplumun kendisine karşı açtığı savaşın, Cizre’de başlatılan savaşla büyük oranda ilintisi var.

Sonuçta, her eve değil bir tüfek ve 1000 mermi, birer F16 ve bir de Alman marka Leopard tankı verseniz bile, Erdoğan’ı kurtacağınızı mi zannediyorsunuz?

Nafile…

Yazarın diğer yazıları