Korkunun ecele yok faydası

Türkçede “Korkunun ecele faydası yoktur” diye bir atasözü vardır. Yaşamsal bir tehdit karşısında korkup geri çekilmenin, geçici tedbirler almanın tehdidi ortadan kaldırmayacağı, önünde sonunda bu tehdidin tekrar var olacağını, bu tehditle esastan mücadele etmek gerektiğini anlatmak için kullanılan bir atasözüdür bu.

Aslında korkunun, ecele faydası vardır. Bütün canlılarda doğuştan gelen bir korku iç güdüsü vardır. Korku içgüdüsü canlının kendini koruması için refleks göstermesini sağlayan bir güdüdür. Korku, canlının kendini korumak için anlık refleks göstermesini sağladığı gibi analiz yetisine sahip canlılarda planlı bir tedbir alma olanağını da vermektedir. Aslandan korkan ceylan, aslanı fark ettiği anda devreye giren korku güdüsü ceylanı olağanüstü bir çabayla kaçmaya motive eder. Böcek saldırısı tehdidi yaşayan biber bitkisi, korku güdüsünün etkisiyle acı bir sıvı salgılar. Tabi insan daha komplike bir canlı olduğu için çok daha farklı korku güdüsü yaratan kaynaklardan etkilenmektedir. Yılandan korktuğu için yılanın olma ihtimali olan yerlerde dolaşmadığı gibi hapis cezası almaktan korktuğu için yasaların suç saydığı bir eylemi yapmaktan kaçınır. Yahut toplumun ayıp saydığı bir eylemi, toplumsal dışlanma korkusuyla yapmaz.

Atasözleri toplumsal deneyimler, birikimler sonucu ortaya çıkmış pek çok duruma uygulanabilecek genel yargılar ifade eden sözlerdir. Ve elbette ahlaki ve toplumsal yarar açısından sorunlu olan pek çok atasözü varken, toplumsal yararı gözeten atasözleri de az değildir. “Her koyun kendi bacağından asılır” atasözü bir kişinin kendini korumaya alması, başkasını korumak için kendini riske atmaması gerektiğini salık veren bir atasözüdür. Yani canlı kendini korumayı esas almalı prensibinden hareket eder, toplumsal tehlikeyi ve buna karşı tedbiri değil bireysel tehlikeyi esas alır.

“Korkunun ecele faydası yoktur” atasözü toplumsal ya da bireysel bir hareket noktasını esas almamasına rağmen sorunun kaynağına dönük bir tedbir almayı işaret ettiğinden önemlidir. Örneğin, patrona yalakalık yapan bir işçi sendikada yer alıp patrona karşı örgütlü bir mücadeleye katılmak yerine patronla arasını iyi tutarak aldığı tedbir geçici bir tedbirdir ve bir kriz ya da menfaat riski yaşandığında patron tarafından kapı önüne konmaktan kurtulamaz. Kürdistan’da halk iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atandığında, seçimlerde her türlü hile yapıldığında, yenilenen seçimde halkın iradesiyle kayyumlar def edilip yeniden başkan seçildiğinde KHK ile ihraç edildikleri için mazbataları iptal edilip çok aşağılarda oy almış bir iktidar adayına mazbata verildiğinde sesini çıkarmayanlar, İstanbul gibi devasa bir kentte kentin yarısının oyunu almış olsalar da iradelerinin gasp edilmesine engel olamazlar. Yani korkunun ecele faydası olmadığını deneyimlemiş olurlar. Deneyimlemiş olurlar olmasına da yine de bundan ders alırlar mı çok şüpheli. Eceli dayatan iktidara karşı örgütlü birleşik bir mücadeleyi mi esas alırlar, yoksa iktidarı ürkütmeyen ama sadece ecel vaktini birazcık öteleyen bir tedbire mi baş vururlar bekleyip göreceğiz.

İnsan denen varlık sadece fiziki değil aynı zamanda ruhsal ve toplumsal bir varlıktır. Dolayısıyla korku sadece fiziksel varlığını değil, ruhsal ve toplumsal varlığını da korumayı gerektirir. Fiziksel varlığı koruma adına feda edilen ruhsal ve toplumsal varlık çürümüş bir bireyciliği ortaya çıkarır ki böylesi bireylerden oluşan bir toplumda kimse mutlu ve huzurlu yaşayamaz. Devrimcileri ve onların eylemlerini değerli kılan şey fiziksel varlıklarına yönelmiş tehdide dair korkuyu yenmeleridir. Onları korkutan asıl şey onurlarına yönelmiş tehdide boyun eğmektir.

Kürt Özgürlük Hareketinin, tüm insanlık tarihi boyunca verilen devrimci mücadelelerden devraldığı en önemli miras, onursuz bir yaşam yerine onurlu bir ölümü göze alacak mücadeleyi yürütmektir. Bu ölüm korkusunu yenmenin çok ötesinde bir şeydir. Bu ölümün bizzat kendisini yenmektir.

Şimdi korku dağlarını, barikatlarını aşmanın, ölüm sessizliğini yenmenin, ölü toprağını silkelemenin ve bedenini açlığa yatıranların bedenlerine takat, zihinlerine zindelik olup akmanın zamanı. Sokak sokak korkuya barikat kurmanın zamanı. Korkunun ecele faydası yok. Tek başına kurtuluş hiç yok.

Yazarın diğer yazıları