Korunmanın yolu örgütlenmek

Türkiye’de kadınlara yönelik şiddet ve kazanımlarına yönelik saldırılar her geçen gün artıyor. Yılın ilk ayında 27 kadın erkekler tarafından katledildi, Dersim’de 5 Ocak’ta kaybolan Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin ise bir haber yok. HDP yönetimindeki birçok belediyeye kayyum atanmasıyla birlikte eşbaşkanlık sistemi ortadan kaldırılırken kadın kurumlarına da erkek müdürler atanmaya devam ediyor. Tüm bu gelişmelerin yaşandığı süreçte 700 kadın, Özgür Kadın Hareketi’nin (TJA) organizasyonuyla, “Kadınız, özgürlüğümüz için varız, değişim için ayaktayız” sloganıyla bir araya geldi. Konferansta TJA sözcülüğüne seçilen Ayşe Gökkan, kadınlara yönelik saldırılara ve Kürt kadınlarının mücadelesine ilişkin Mezopotamya Ajansı’nın(MA) sorularını yanıtladı.

Gökkan, AKP/MHP dikta rejimiyle yönetilen Türkiye’de Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) kriminalize edilmeye çalışılmasını, “Devlet zihniyeti;”kadınlar bağımsız olarak örgütlenemez” diyor. Onların zihniyetine göre kadınlar, erkekler olmadan yaşayamaz, olmadığı kurumlarda örgütlenemez, özgürlük ilke ve yollarını kendisi kuramaz” şeklinde değerlendirdi.

TJA tarihi Sakine Cansız’la başladı

TJA’nın kimliğine değinen Gökkan, şunları belirtti: “Biz ilan ettiğimiz bütün yaşam sözleşmelerinde tüm demokratik, aydın, ekolojist gibi birçok kurumun üye ve yöneticisinin kadın olması gerektiğini ifade ettik. Ama bu durum bizim bağımsız kimliğimizin yok sayılması anlamına gelmez. Bu toplantıda da; ilk kimliğimiz kadındır, ikinci kimliğimiz ise içinde olduğumuz karma örgütlerdir dedik.

Temel stratejimiz demokrasi, doğa yaşamını koruma ve kadın özgürlüğüdür. Neoliberal politikalara, kapitalizme, doğa talanına, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe, mezhepçiliğe karşı olan herkes TJA’lıdır. TJA kimliği artık öyle terörize edilebilecek bir kimlik değildir. Çünkü TJA tarihi, Sakine Cansız’ın Diyarbakır Zindanı’nda militarizme karşı mücadelesiyle başladı.”

Açığa çıkarılmayan olayların içinde devlet vardır

Son dönemlerde Dersim’de yaşanan ve açığa çıkarılmayan kaybolma ve tecavüz vakalarının altında devletin olduğuna dikkat çeken Gökkan, şu örnekleri verdi: “Eğer bir olay açığa kavuşturulmuyorsa bilin ki devlet içinde demektir. Turgut Özal’ın, 2015 yılında savaşın başlamasına gerekçe gösterilen Ceylanpınar’da 2 polisin, konsolosluğa giren ve cenazesi parçalanmış olarak çıkan Cemal Kaşıkçı’nın katilleri ortaya çıkmadı. Türkiye’de 17 bin kayıp insanın failleri hala açığa çıkartılmadı. Sakine Cansızların katledilmesi aydınlatılmadı çünkü devlet içindeydi. Devlet, mahkeme süreçlerinde erkeğe benim kontrolümde şiddet uygula diyor. Devletin kontrolü altında taciz, tecavüz ve ölüm oluyor. Katil yok, delil yok çünkü devlet içinde. Tam da bu nedenle kadınların sloganları “Erkek öldürüyor, devlet koruyor” oluyor. Biz yüksek sesle söylüyoruz; eğer bir olay açığa kavuşturulmuyorsa içinde devlet vardır.

Bir kez daha Dersim’de kadın katliamı yapmak istiyorlar. Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüz olayları sıradan olaylar değil. Tamamı stratejiktir ve devletin kadına yönelik birincil politikasıdır.”

Kadınları sadece davalarda savunmak yetmez

Bu nedenle kadın birlikteliğinin elzem olduğunu söyleyen Gökkan, şunların altını çizdi: “Biz “kadınları kurtaracağız” gibi haddimizden büyük laflar söylemiyoruz. Ama birlikte olmazsak birbirimizi koruyamayız diyoruz. Birinci koruma yöntemi örgütlenmektir. Türkiye’deki kadın kurumları da şiddet ve tecavüze karşı tek tek korumadan ve davaları takip etmekten söz ediyor. Çok kıymetli ve saygıdeğer bir çalışmadır. Ancak sen ayda en fazla 20-30 kadının davasını takip edebilirsin. Ocak ayında 27 kadın katledildi, bir o kadar da taciz ve tecavüz yaşandı. Biz nasıl kadınları sadece davalarda savunacağız ki?

 Tüm bu cinayetler öyle sıradan şeyler değil çünkü bu devlet erkeğe cesaret veriyor. Biz o noktada büyük bir otokontrol yaratmıştık. Belediyelerde yapılan Toplu İş Sözleşmelerinde kadınlara ilişkin özel maddelerimiz vardı. Biz ‘şiddet uygularsan, küçük yaşta evliliğe onay verirsen, çok eşli olursan seni işten atarız, seni yaşamdan dışlarız’ diyorduk. Ve devlet de bunlara karşı saldırı başlattı, kadınların kazanımlarına saldırdı.

TJA buluşmasında “Biz kadınız özgürlük ve değişim için ayaktayız” dediklerini aktaran Ayşe Gökkan, “2019 yılında direnişi büyüttüklerini, 2020 yılında artık zafer istediklerini söyledi.

HABER MERKEZİ

Yazarın diğer yazıları

    None Found