Kozmik oda görüşmesi

Kanallar “tarihi görüşme“ olarak adlandırılan İmamoğlu/Yıldırım görüşmesine kitlendi.

Türkiye’nin “en tarafsızı“ olduğu için de görüşmeyi CHP ve AKP’nin hemfikir olduğu moderatör İsmail Küçükkaya yönetti.

“Tarihi karşılaşma“nın yapıldığı salon, ‘kozmik bir oda’ya dönüştü.

MİT’in hazırladığını söylemek istemiyorum.

Talimatla, bir kozmik oda oluşturulduğunu da belirtmiyorum.

Ve yine de kozmik bir oda vardı ve iki aday da buna katti uydular.

Bekaa sorunu yoktu.

Ancak Türkiye’nin naratif’i (hikaye) ve bu naratif‘in vücut dili, moderatörü, iki adayı da dışarıda silkeleyip, arındırarak bu odadaki steril masanın etrafına yerleştirmişti.

Beka sorunu konuşulmadı.

Öyle olmasına rağmen, havada bir demoklesin kılıcı duruyordu.

Sihirli bir değneğin iki adaya da kanıtsattığı “Beka sorunu“, tabu konuları kapsam dışı bıraktı.

Ekrem İmamoğlu çerçeveye biat ettiğini teyit etti:

“Bizim terörün hiçbirisi ile zerre kadar ilişkimiz olmaz.”

Ve…

Roboskî’den Paris katliamına kadar devlet terörü yüklü son TC iktidarının temsilcilerinden Binali Yıldırım, devam etti:

“Memnun oldum FETÖ’ye yönelik beyanatından.“

Sterilize edilmiş bu odada iki konuya yer bırakılmadı.

Sorun seçmen sorunu muydu?

Değil.

Kürt sorunundan;

Ayaklanmalara karşı tedbiren devam eden sistematik işkenceden;

Gündemden düşmeyen kadın tecavüzünden;

Tutuklanan çocuklardan;

Hiç bahsedilmedi.

Küçükkkaya, İstanbul’da yaşayan “Kürt kardeşiniz“ derken, özenerek, devletine biat eden Kürde vurgu yaptı.

Adaylar ne yaptı?

Botan’da, Serhat’da, Garzan’da köyleri yakılmış, sürgün edilmiş Kürdistanlıların yaşadığı İstanbul’daki Kürtlerin sorunlarının bu kozmik odada konuşulmasını yasaklayan güce biat ettiler.

İmamoğlu, tedirgindi ve o naratif’e uydu: “Yoksuldan, sosyal politikalardan bahsettim. Türk kökenli, Kürt kökenli demiyorum. 16 milyon İstanbullu diyorum.“

Diyarbekir’de Kürtçe konuşan Binali, hızını almayan bir Leopard tankının havaya savurduğu bir havai fişek gibiydi.

Vakur bir Türk ırkçısı gibi yeni bir katliamın kapıda olduğunu ilan etti. Bu da İstanbul’daki Kürtler’e vaadi (!?) mi oldu?

Öncesinde Êfrîn’e yapılan işgalin zaferine işaret ettikten sonra, bir Belediye Başkanı adayı gibi değil, Genelkurmay eksenine kilitlenmiş, ayarı bozuk bir Sedat Peker pozu vererek:

“500 bine yakın Suriyeli gitti. Fırat’ın doğusunu temizleyip diğerlerini de göndereceğiz”i ilan etti.

Bahçeli’nin “Kürt kökenli kardeşlerimiz bizim canımızdır, ciğer parelerimizdir”i politikaya tercüme eden Binali oldu.

İmamoğlu, beyhude bir Demirtaş pozu takındı…

Erdoğan ve Bahçeli’nin tahdiş politikalarının yüklü olduğu bir atmosferde gerçekleşen bu buluşma kelimenin tam anlamıyla, kadim devletin kozmik odasında gerçekleştirildi.

İmamoğlu’na kanıksatılanı, halk kanıksamamalı.

23 Haziran’ın Binali şahsında, özel savaşın son perdesinin Fail’i Erdoğan’ın Son’u için start olması umuduyla…

Yazarın diğer yazıları