Kraliyette basın krizi

İngiltere Gündemi

İngiltere’nin Kraliyet ailesinin ününü duymayan kalmamıştır. Attıkları her adımın büyük olay olduğu bu aile için ayrılmış bütçe milyonları buluyor. Ailenin tüm kişisel harcamaları da aslında halkın parası. Tüm dünyanın bildiği ve takip ettiği bir aile olmaları bakımından da ülkeye getirdikleri turist getirisi de bir o kadar. Kraliyet ailesi zaten ülkenin en zengin ailesi aynı zamanda, hem de ezelden beri. 1066 yılında başlayan tahta oturan kraliyet ailesinin sembolik olduğu söylense de ellerinde bulundurdukları güç hiç de sembolik olmadıklarını gösteriyor.  Mesela Kanada ve Avusturalya’nın sahibi sayılırlar. Kanada ve Avusturalya’nın başbakanları vardır, ancak devlet başkanları kraliçedir. Kraliyet mülkü olarak geçen arazileri her seneye hazineye yaklaşık 211 milyon Sterlin kazandırıyor. 7 binden fazla tablo ve 40 bin dolaylarında çizim ve 150 bin kadar değerli objeleri içeren koleksiyonları, dünyanın en büyük ve değerli koleksiyonu olduğu düşünülüyor. Oturdukları sarayda  bile 1200 kişi çalışıyor. 

Bu kadar güç ve ihtişamın bir götürüsü de elbette ki olacak.  Her biri Avrupa’da birer magazin figüranı halindeler. Avrupa’nın tüm magazin dergileri ve siteleri kraliyet ailesini sıkı bir mercek altına almış durumdalar. Arz talep meselesi elbette ancak ailenin bu magazinsel kovalamacadan oldukça rahatsız. Bazen bu kovalamacaların kötü sonuçları da olabiliyor. Prens Charles’ın eski eşi Prenses Diana’da 1997’de paparazzilerin araçlarından kaçarken trafik kazası geçirmiş ve hayatını kaybetmişti. Gerçi Diana’nın ölümünün kraliyet ailesinin bir komplosu olduğunu düşünenler halen yok değil.  

Ancak basının ana hedefi ailenin 2 yaşındaki torunları Prens George. Bu hafta ailenin küçük prens George’un paparazziler tarafından tacize uğradığı yönündeki şikayetleri Başbakan Cameron’a bile dert oldu. Başbakan, bu konuyu meclise taşıdı. Saraydan tüm dünya basınına, prensin fotoğraflarının yayınlanmasına dair bir yasak geldi. Ebeveynden izinsiz bir şekilde çocukların resimlerini çekilmesinin etik olmaması meselesi konuşulurken en çok da fotoğrafçıların prens George’un karelerini elde etmek için giriştikleri teknikler konuşuldu. Ailenin avukatları bu teknikleri resmi olarak yayarak bütün dünya basınını uyardı. Bu tekniklerin hepsi de aslında özel hayat ihlalinden birer suç niteliğinde. 

Bu tekniklerden bazıları şöyle: Özel parklarda oynayan prens George’u kameraya almak için uzun menzilli lensler kullanılıyor. Fotoğrafçılar, prensin bakıcısını her yerde takip ediyor. Yine küçük George’un oynadığı oyun alanlarına başka çocuklar koyarak Prensin dikkatini çekmeye çalışıyorlar Aile her nerede kalıyor ise fotoğrafçılar oraya yuvalanıyor hem de gizlenerek. Ağaçlardan çıkmaktan tutun sahilde kumların içine girip saklanmaya kadar her deliğe sızmaya çalışıyorlar. 

Kraliyet ailesi detaylı bir açıklama yaparak izinsiz çekilen fotoğrafları yayınlamaması bakımından basını prensipli davranmaya davet etti de, prensip kimin umurunda? Küçük prensin fotoğraflarını satın almak için dünya kadar para vermeye hazır uluslararası bir basın güruhu varken prensibi kim takar. Aile bu yüzden de bazı önlemleri alma peşinde. 

Memleket yangın yerine dönüştürülmüşken kraliyet ailesi hakkında yazmak magazinsel bir haber niteliğinde gibi görülebilir ancak İngiltere’de siyasetin kraliyet ailesinin etrafında döndüğü düşünülürse ve Avrupa’da milyonların bu aileyi takip ettiği düşünülürse bence bu aileyi arada tanımak ve konuşmak gerekiyor. 

Yazarın diğer yazıları