Krizin yaratıcıları çözüm olabilir mi?

Suriye krizinin baş aktörleri bu defa Viyana’da bir araya gelerek, artık bölgesel olmaktan çoktan çıkıp evrensel bir boyut kazanan savaşta sonuca gitmek için bir takvim belirlediler.

Rejimle muhalif gruplar arasında ateşkesin sağlanması, 6 ayda geçici hükümetin kurulması, 18 ayda ise seçimlere gidilmesi gibi kararların uygulanıp uygulanmayacağı veya nasıl bir sonuç ortaya çıkaracağı belli değil. Ancak toplantı bileşenleri ve izledikleri politikalara bakılacak olursa, birçok soru işareti de doğuyor. 

Suriye’de rejimin artık dayanılamaz baskı, inkar ve sömürü politikalarına karşı barışçıl bir şekilde başlayan gösteriler, söz konusu bu güçlerin müdahalesiyle yıkıma ve katliamlara yol açtı. Gelinen aşamada bölgesel ve uluslararası güçlerin çıkarları temelinde yürüttükleri politikalar nedeniyle Suriye toplumunda kutuplaşma son derece keskin boyutlara ulaşmış bulunmakta. 

Farklı farklı senaryoların çizildiği bu ortamda kullanılan piyonlar ise radikal gruplar olmakta. Baş aktörler olan ABD ve Rusya arasında kimi noktalarda uzlaşma yaşanıyor görünse de, başta Esad’ın geleceği olmak üzere, birçok ayrıntıda çelişki ve çatışmaların devam ettiği bilinmekte. Türkiye’de yapılan G20 zirvesinin ardından Obama ve Putin’in yaptıkları açıklamardan çıkarılacak bir sonuç ta bu olsa gerek.

Türkiye’nin özellikle Rojava Demokratik Özerklik Sistemi’ne karşı başından beri yürüttüğü inkarcı politika ve Suriye’de tutmadığı politikasını mülteci kriziyle uygulama hayali devam ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, artık tüm dünyada çözümün temel dinamiklerinden biri olarak gösterilen PYD’yi kendi tabiriyle "terörist" ilan etmesi ve tampon bölgedeki ısrarı bundandır. 

İran’ın ve Suudi Arabistan’ın da bölgede karşıt politikalar uyguladıkları, yine karşıt grupları destekledikleri bilinmekte.   

Viyana’da belirlenen takvim yılbaşından itibaren işlemeye başlayacak, dolayısıyla nasıl bir seyir izler bilinmez, fakat mevcut fotoğrafa bakıldığında pek de kolay olmayacağını kestirmekte zor değil. Başta Türkiye olmak üzere birçok güç sonu çıkmaz olan yollarında israr ediyor. 

Rejimle aralarında ateşkes sağlanması planlanan gruplara DAİŞ ve El-Nusra çeteleri dahil edilmedi. Dolayısıyla bu isimler çok öne çıkmasa da, yeni maskelerle çete gruplarına destek verileceği ve şimdiden bu yönlü çalışmaların yürütüldüğü belirtiliyor. Özellikle Halep’ten Kilis sınırına kadar olan ve Şehba Bölgesi adı verilen bölgede, Türk MİT’i tarafından örgütlendirilen Sultan Murat ve Ehrar El-Şam gibi grupların öne çıkarılacağı yerel kaynaklarca aktarılıyor. El-Nusra çetelerinden birçoğunun, yine "eğit donat" projesi kapsamında Türkiye’de eğitilen birçok kişinin Sultan Murat grubuna dahil olduğu basına yansımıştı. 

Yine İran’ın desteği ile Suriye’de Şam, Hama ve Lazkiye gibi bölgelerde bir Alevi, buna karşılık İdlıb ve Halep gibi bölgelerde de Sünni oluşumuna gidilmek istendiği de biliniyor. 

Peki bu durumda çözüm nasıl gelişebilir? Bahsini ettiğimiz güçlerin yanı sıra, Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülük ettiği, Rojava Demokratik Özerklik Sistemi biliniyor. Çok renkli, çok dilli, çok kültürlü bilenşenleri ile etnik yapı ve bir inançtan ziyade toplumun tümünü kapsaman bir sistem olması itibarıyle, giderek kabul gören ve bölgesel olmaya doğru giden bir model söz konusu. Özellikle Suriye genelinde katliam ve yıkımlar yaşanmaya devam ederken, Rojava kantonlarında savunmadan, siyasete, eğitimden, sağlık ve kültürel konulara kadar kalıcılaşan bir güven ortamı söz konusu. Nitekim başta Türkiye ve PDK’nin karşıt faaliyetlerine rağmen, bölgenin tüm etnik, kültürel ve inançsal yapılar sistem içindeki yerini almış durumda. 

Objektif olarak bakıldığında herkesin kabul edeceği bir nokta var ki, o da Suriye krizinin çözümü, sorunu yaşayan temel aktörleri ve onların çözüm projelerine bağlı. Bu aktörleri dışta tutacak dışarıdan dayatılacak çözümler ise sonuç vermeyecektir. Konuştuğumuz demokratik özerk yönetim yetkilileri de, bu yönlü görüşlerini paylaşırken, Viyana toplantısında alınan kararların ancak Suriye’nin öz güçleri dahil edilip muhatap alınırsa yaşam bulabileceğine dikkat çekiyor.

Yazarın diğer yazıları

    None Found