‘Kürdistan Devleti’ söylemini kılıf yapan provokatörlere dikkat!

Özgürlük Hareketi’ne saldırıyı neredeyse meslek edinmiş bir kesim var ki son dönemlerde “Kürdistan Devleti” söylemini art niyetli şekilde dillerine dolamışlar: “Anaları coplayan devlet değil devletsizliktir”, “Belediyeleri işgal eden devlet değil devletsizliktir”, “Kürdistan Devleti olsaydı bunlar olmazdı” diye bolca propaganda yapıyorlar.

Hem Kürdistan için devlet istemeleri hem de Türk devleti tarafından desteklenmeleri hiç tuhaf değil, çünkü bu kesim sadece Özgürlük Hareketine düşmanlık yapıyor.

Türk devletinin gerçek tavrı Güney Kürdistan’daki “bağımsızlık” referandumu sırasında açığa çıkmıştı. Halkın büyük çoğunluğunun onayladığı referandumu tehdit eden aynı Türk devleti değil miydi? Bu diğer kesime niye ses çıkarmıyor?

Türk polisinin saldırılarına maruz kalmıyorlar, işkence görmüyor, tutuklanmıyorlar, internet sayfaları bile engellenmiyor. İçlerinden bazılarının 12 Eylül döneminde hapishanede kalmış olması bugünkü duruşlarını ifade etmiyor.

Kürdistan devleti için samimiyetleri varsa hodri meydan; Kürdistan gerillası halkımızın boğazından kısarak sağladığı olanaklarla elde ettiği silah-cephaneden bir lokma ekmeğine dek her şeyini Kürdistan ve insanlık için mücadele edenlerle paylaşmaya hazırdır. Fakat o yürek bunlarda var mı gerçekten?

Gerilla Kürt soykırımına karşı halkın güvencesidir. Sömürgecileri, işgalcileri Kürdistan’dan kovmak için canla başla savaşan gerillanın inancı özgür bir Kürdistan yaratmaktır.

Özgür Kürdistan bir hayal olmaktan çıkarılmıştır; an be an inşa edilmekte, kurulmaktadır. KCK özgür Kürdistan’ı demokratik konfederal temelde örgütlüyor, inşa ediyor. Buna karşılık devlet isteyenler de samimilerse, istesinler ama devlet istemek işgalcilere karşı savaşmakla, onları ülkemizden kovmakla olur.

Belki de Kürt halkı devlet kurarak Türk sömürgeciliğine yanıt verecektir, bu da mümkündür. Halk adına her şey önceden kesinlikli şekilde belirlenemez ki!

Bizim çizgimiz nettir. Fakat devlet isteyenlerle de ulusal birlik esprisiyle bir kongre çatısı altında birlikte olabiliriz. Keşke gelseler diyeceğiz ama bu çağrımıza verecekleri tek yanıt vardır: Özgürlük Hareketine daha fazla saldırmak. Çünkü onları besleyen efendileri böyle istiyor.

Samimi olanları ayırıyoruz ki zaten onlar Özgürlük Hareketine saldırmıyor. Türk devletine yaranmaya çalışmıyor. Onları saygıyla karşılıyoruz.

Bu diğerlerine diyoruz ki birlikte olmasak da hiç olmasa sömürgeci işgalciliğe karşı kendi bildiğiniz yöntemlerle mücadele edin! Biz de inanalım ve destek verelim. Fakat Türk devletinin desteklediği kişiler olarak nasıl oluyor da Türk devletine karşı mücadele ettiğinizi iddia edebiliyorsunuz? Bu tamamen yalandır.

Böyle değilse ispatlasınlar: Mesela sömürgeciliğe, işgalciliğe karşı ne yaptıklarını ortaya koysunlar. Yok böyle bir şey. Yalanları gün gibi ortadadır.

Başurê Kurdistan’ı ve buradaki halkın yaptıklarını örnek vereceklerse hiç kusura bakmasınlar. Burada kastettiğimiz onlar değil, Türk devletine ve Avrupa’daki kapitalist merkezlere sırtını dayayan kesimlerdir. Başur halkımız sömürgeciliğe karşı uzun yıllar direnmiş, çok büyük bedeller ödemiştir. Şimdi bu bedeller üzerinde, hiç mücadele etmeden kendisini yaşatmaya kalkanlar Kürdistan adına söz söyleyemezler.

KDP başta olmak üzere buradaki örgütler de bu miras yedicilere zemin sunmamalı, basın-yayın organlarını kullanarak Özgürlük Hareketine düşmanlık yapmalarının önüne geçmelidir.

Ey “Kürdistan Devleti” isteyip de işi sadece PKK’ye saldırmak olan iki yüzlü yalancılar! Güney Kürdistan’da özgür basın mensuplarının tutuklanmasına ne diyorsunuz? Duhok Valiliği’nin Çıra TV’nin Laleş’e girmesini yasaklamasına ne diyorsunuz? Mexmûr mülteci kampında yaşayan Kürdistan sevdalısı kadın, çocuk on binlerce yurtsever halkın üzerinde aylardır uygulanan ambargoya ne diyorsunuz? Kürt Hükümetinin denetimindeki kontrol noktasında Mexmûr ambargosunu protesto eden Kürt analarının saçlarından tutulup sürüklenmesine ne diyorsunuz? Devlet olmak böyle bir şey midir yoksa?

O halde Kürdistan’da sizin gibi işbirlikçi, zorba, karanlık ruhlu kesimlere karşı sonuna dek canımızı siper yapacağımızdan ve demokrasi bayrağını yükselteceğimizden hiç kuşkunuz olmasın!

Bu arada halen bilimsellik kılıfıyla hiç değişmeyen dogmalara sarılan ve “proletarya diktatörlüğü” ve devletle sosyalizme gidileceğini iddia edenler var. Sayın Arif Çelebi bu konuda bize cevap yazmıştı. Savundukları proleter devletinin sonuçta diğer devletlerden farklı olmayacağını bunca deneyimden sonra fark etmemiş olmaları üzücüdür. Reel sosyalizmin neden çöktüğünü bile anlamış değiller.

Önderliğimizin belirttiği gibi “Sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrardır!” Fakat sosyalizm devlet eliyle kurulamaz! Sosyalizme evet, devletçiliğe, iktidarcılığa hayır!

Yazarın diğer yazıları