Kürdistan konteksinde anti emperyalizm

Dünyada Trump dışında, emperyalizm taraftarı kim var ki?

Trump’a karşı olmayan kimse var mı sorusunu yanıltmama hiç gerek yok…

Ortalama dünya nüfusu ilerici, liberal.

Türkiye’de okumuşlar, aydın olduğunu iddia edenlerin büyük bir kesimi, az sosyalist ve birazı da komünist.

Böyle olunca da, egemen medya haberlerine biat edenler, ABD’nin Rojava’daki manevralarını gerekçe göstererek, PYD’ye bağlı Gerilla güçlerini, bir anda ABD işbirlikçisi ilan ettiler.

Bu konuda aktif rol oynayanlar, Türk sosyal şovenizmine abartılı derecede akrabalıkta ısrar eden, eskilerde “sosyalist“ olarak kabul gören, bir düzine revizyonist.

Özellikle de Belçika Yargıtayı’nın “PKK terörist değil savaşan taraftır” saptamasını teyit etmesinden sonra, AB’nin Başkenti’ndeki bu kararın emperyalizm “torpidörü” olduğunu ileri sürecekler de olacak, bundan eminim.

Ancak, Kürdistan’de onyılları alan, yüzde doksanı siyasi mücadeleyi kapsayan, silahlı ve politik mücadelenin yol açtığı kazanımlardan uzak durmakta ısrar edenler için, bir tanımlama yapmaktan feragat ediyorum.

Bunun yerine… Kürdistan’dan optimist bir görüntü:

Kendisini Kürt olarak tanımlayan ve Gerilla’yı sevmeyen yok gibi.

Gerilla ismi, şimdilerde Kürtler’in gizli kimliği…

Daha 2007’lerdeydik;

Hewler’de “Basarê Qeyseri”de, birlikte sohbet ettiğimiz onlarca kişi, Kandil dağlarına yerleşen o gizemli insanları merak ediyordu.”

Birlikte olduğumuz YNK’li Parlamenter kadın, gururla defalarca Kandil’e gittiğini anlatmıştı.

Sonra: “Kürtler‘in bir statüye sahip olmamasını doğuran“ (A. Türk) nedenleri ortadan kaldırabilecek adımlardan birine, Rojava’daki devrimci hamle eşlik etti.

Bu hamle Türkiye’yi dünya düzeyinde sarstı.

Aynı gelişme, Diyarbekir’de 9 Kürt Parti ve örgütünü, “Ulusal Birlik“ platformunda biraraya getirdi.

Bu platformun bir açıklamasından not alıyorum: “Eğer biz Kürdistanlı partiler birlik olsaydık, Erdoğan Rojava’yı işgal edemezdi! Ulusal birlik dışında Kürdün önünde başka bir yol kalmamıştır”…

Anti emperyalizme gelince, 2020’nin ilk ayında, yorumsuz Komutan Mazlum Ebdî’den aktarıyorum: “Hiçbir güce taraf olmayacağız… Şüphesiz her güç bölgedeki çıkarlarını gözeterek hareket ediyor. Bizim de bu dönemde Rojava ve tüm Kuzey-Doğu Suriye halklarının çıkarlarını korumak için, Amerika ve Jeffrey ile yaptığımız görüşmeler oldu… Türk devletinin bu bölgeye saldırmaya cesaret etmesinde Amerika’nın sürdürdüğü siyaset temel nedenlerden biri oldu… Artık tüm dünyada dostlarımızın olduğunu belirtebiliriz. Kürt halkına yönelik imha ve inkar siyasetine karşı dünya sessiz kalmayacak. Dünyadaki resmi güçler sessiz kalsa da, dünya kamuoyu sessiz kalmayacak. Bunun da Kürt halkı için büyük ve yeni bir kazanım olduğunu belirtebiliriz… Amerika’nın Kürtleri petrol bölgelerine süreceği hikayesi doğru değil. Bu bilinçli olarak kamuoyunun gündemine konuluyor. Ne Amerika’nın bizi petrol bölgelerine götürecek bir siyaseti var, ne Kürtler bunu kabul ediyor ne de kimse bunu yaptırabilir… Esas olarak halkımızın, tüm Suriye halkının çıkarlarını dikkate alarak tüm taraflarla görüşmelerimiz devam edecek“…

Tüm bunlardan çıkardığım birinci sonuç: güçler dengesinin en dengesiz olduğu bir bölgede Komutan Mazlum ile Trump’a bağlı General, aynı satranç karesinde poz verebiliyorlar. Satrançta kaybetmek de var. Stefan Zweig’in Satranç romanındaki gibi, dünya şampiyonu Czentovic her zaman ki gibi kazanmaz. Günün birinde karşısına, özgürlüğü Gestapo/(MİT) tarafından gaspedilen bir Dr. B. çıkabilir/çıkar ve oyun beklenmedik sonuçlanabilir.

Böylece, kurtlar sofrasında oturan Gerilla siyasetinin farkında olmadığını daha iyi bilenlere tek not düşmekten imtina etmiyor, öneriyorum: Analiz için, saklı tutulanı görmeme tembelliğine son verseniz, haberleri kaynaklarından okusanız ve aksesuara hiç mi hiç aldanmasanız?

Yazarın diğer yazıları