Kürdistan üçüncü yolla ABD-İran savaşını önler

Irak yönetimi ABD’nin Kasım Süleymani’yi Irak topraklarında öldürmesini, “Irak’ın aşağılanması, egemenlik haklarının çiğnenmesi” olarak kınamış. Irak’a, özellikle Şii devlet yöneticilerine soralım:

Kürt siyasetçi Şengali ve Helmet Irak topraklarında Türk devleti tarafından, tıpkı Süleymani’ye yapılan suikast yöntemiyle şehit edildiğinde Irak devleti neden kendini “aşağılanmış” hissetmedi, “egemenlik haklarının çiğnendiğini” düşünmedi? Erdoğan’ın cinayetleri Trump cinayetine yol açmadı mı?

Ve Irak topraklarında hem ABD’nin, hem de Türkiye’nin askeri üsleri, yani işgali var. ABD-İran arasındaki tehlikeli gerginlik, Irak devletinin sonunu getirebilir. Şii nüfus, saflarındaki İran karşıtı eğilime rağmen, zora düştüğünde İran’a yönelebilir. Türkiye Bakur Kürdistan’ını işgal edebilir. Sünni Arap nüfus Suudilerin kollarına atılabilir.

Ama savaşın eşiğine gelen bu bölgede asıl gerçek şudur: Kürdistan’ın bütün parçaları topun ağzındadır. Trump Erdoğan’ı İran’la savaşa zorlayabilir. Bazı işaretler var:

Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Erdoğan yanlısı medya hiç gecikmeden “mezhepçi” içgüdüyle Şia düşmanı yayına başladı. Ahmet Kekeç, Yusuf Kaplan ve daha nicesi, Süleymani’yi Sünni düşmanı, Halep katili olarak ilan etti.

Bu arada tuhaf bir karışılık da oldu. İran’ın Ankara Elçiliği, Erdoğan’ın Süleymani’ye “şehit” dediğini açıkladı. Hemen ardından ismi meçhul bir Türk yetkili, hükümete bağlı bir internet sitesinde Erdoğan’ın “şehit” demediğini duyurdu.

İlk bakışta önemsiz gibi görünen bu olgular, sanılandan önemlidir. Çünkü Türk devleti şu anda ABD’nin yarattığı savaş ortamında köşeye sıkışmış durumdadır.

Şöyle ki:

Trump İran’ın elli küsur noktasını, İran da ABD’nin Ortadoğu’daki otuz küsur noktasını vurmaktan söz etti. Demek ki savaş tırmanacak. Böyle bir durumda NATO’nun ABD safında yer alacağı açık. Nitekim daha şimdiden Britanya donanması ABD donanmasıyla birlikte Hürmüz’e doğru yola çıktı. Gerisi gelecektir. Çünkü NATO ve İsrail’in acelesi var: Gerilim sürecinde İran’ın nükleer silah edinme ihtimali bu acelenin gerçek nedeni.

İşte bu ortamda ABD, Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak İran’a karşı harekete geçmesini dayatacaktır. Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı daha şimdiden rejim yanlısı kimselerin “biz zaten 2012 yılından beri İran’la savaş halindeyiz” dediğini dünkü yazısında aktardı.

O nedenle medyada “Şia karşıtı” yazılar ve “şehit dedi mi, demedi mi” tartışması,  Erdoğan’ın çıkmazdan kurtulmak için ABD’ye yönelme ihtimalini akla getiriyor.

Öcalan’ın yıllar önce, bölgedeki savaşın daha ilk adımında, bunun “Üçüncü Dünya Savaşı” olduğuna dair saptamasını hatırlayalım. Bu öngörü şimdi bir gerçek olmuştur.

Savaşın merkezi neresi?

Savaşın merkezi Kürdistan’ın dört parçasıdır.   Bugünkü “ulusal birlikten yoksunluk”, ABD ile İran arasında en küçük bir doğrudan çatışmayı, Kürdistan’ın bütünü için bir felakete çevirme potansiyeli taşıyor.

Krizin derinleşmesiyle birlikte Kürdistan parçalarının bulunduğu bütün devletlerin ilk işi, bilelim ki sınırları içindeki Kürdistan’ı yok etmek olacaktır. Bu ihtimal, savaşı hazırlayan krizlerin temel kanunu ile ilgili bir ihtimaldir: Savaşta ilk iş “cephe gerisini” potansiyel “düşmandan” temizlemektir. Osmanlı bunu Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni soykırımıyla yaptı. Kemalistlerin Yunanistan’la savaş öncesinde ilk işi Pontus soykırımı oldu. İkinci Dünya Savaşı’na bir yıl kala Cumhuriyet rejiminin ilk işi, Sovyet ordusunun işgali halinde Alevilerin bir “Şura Devleti” kurma “tehlikesine” karşı Dersim soykırımıdır. Kıbrıs krizi patlar patlamaz, muhtemel bir savaş öncesinde, Menderes’in de ilk adımı 6/7 Eylül pogromudur. Erdoğan rejimi ABD’yle ittifakının bozulmasıyla birlikte, 2014 MGK’sında “çöktürme planını” gündeme koydu ve Kürt soykırım sürecini başlattı.

Savaşlara bir kaide olarak devletler böyle hazırlanır. En iyi örnek Hitler’in Yahudilere karşı Holokost canavarlığıdır.

Buradan çıkan sonuç, ABD-İran geriliminde ilk hedefin tüm Kürdistan olacağıdır.

Ne yapmalı?

Bir gün bile kaybetmeden Kürdistan’ın bütün parçalarında ulusal birliği inşa etmek temel meseledir. Büyüklüğüne, küçüklüğüne bakmadan bütün parçaların ve parçalardaki nüfusun, bütün partilerin, bütün dinlerin ve mezheplerin eşitliği temelinde Kürt ulusal birliğini ve askeri-politik eşgüdümünü sağlamak, Kürdistan’ı fiilen tek bir strateji temelinde birleştirmek hayatidir.

Bu ortak strateji ne olabilir?

“Üçüncü yol”… Eşikteki savaşta “barışçıl, aktif tarafsızlık” ilan eden Kürdistan, dünyadaki tüm barış yanlısı güçlerin desteğini kazanır. Trump ve Erdoğan rejimlerinin savaş siyasetinden korkuya kapılan pek çok devlet Kürdistan’ın yanında yer alır. Felaketi birleşik Kürdistan önler.

Kriz hem ölümcül tehlikelere, hem de yaşamsal imkanlara gebedir.

Yazarın diğer yazıları