Kürdistan-Ulus-Ulusal Kongre

Erdoğan "karektersiz olmadığını" söyledi.

Son çeyrek yüzyılın seçkin "dönek" yazarı Ahmet Hakan: "Ne güzel konuştu Reis" ile bir "karekter pozu" vermiş oldu. 

Binali Almanya’ya geldi.

İstenmeyen adam ilan edildi. Siyasi kulislerde Binali’nin Oberhausen’deki konuşmasının yasaklanması bile tartışıldı.

Bu da oyunun başka bir sahnesi.

Aynı döneme denk düşüyor: Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen Güney Kürdistan’ı kastederek: "Eğer bağımsızlık konusunda karar verirlerse, destekleriz" diyerek, Ortadoğu politikasına aktif müdahale eden Almanya’nın bir seçeneğini de ortaya koymuş oldu.

Aynı soru Kuzey Kürdistan bağlamında sorulmuş olsaydı, böylesi bir cevap vermezdi Bayan Leyen. 

Bu tabloyu "Parçalanmış Kürdistan"ın politikaya izdüşümü olarak mı algılamak gerekiyor?

Bana göre hayır. Kuzey Kürdistan’ın aktif politik bölgeleriyle Süleymaniye arasındaki fark, Süleymaniye ile Hewler arasındaki farktan daha büyük. Duhok başlı başına bir Cumhuriyet gibi.

Kuzey Kürdistan’da, Botan ile Erzurum veya Elazığ arasındaki siyasi ve toplumsal ayrım, Kuzey ve Güney Kürdistan arasındakinden daha derin bir uçuruma işaret ediyor. 

Viranşehir, Şırnak, Kızıltepe ile Malatya’daki toplumsal ve politik yapı arasında politik yabancılık; Hewler ve Diyarbekir arasındaki politik akrabalık, birbirlerini tamamlayan Kürdistanî gerçekler oluyorlar. 

Rojava her yerden daha başka bir siyasi çehrenin adı. Dünyada hiçbir sosyalist, anarşist Hewler’deki egemen güce dahil olmazken, Rojava’da tugayları olmazsa da, küçük enternasyonalist sosyalist/anarşist hücreler birlik olma yolunda. 

Hewler toplumsal açıdan, Erzurum kadar geride duruyorken, Süleymaniye’ye başka bir toplumsal doku hakim. Hewler’de "kadın sünneti" "normal", Süleymaniye’de değil.

Ulusal Kongre’nin yapılmasının önündeki "engel"i, Kürdistan’ın her parçasının kendisine özgü gelişimiyle gerekçelendirmek, zamanı geçmiş bir "kurgu bilim" projesi.

Çünkü ulus, tesadüfler sonucu değil, tarihsel ve toplumsal geçmişten süzülüp gelen ve diyalektik gelişmelerin aktifleştirdiği "politik bir topluluğun" adı olmaktadır.

Ve Kürdistan’daki bu ulus oluşum aşamasında, içinde iki ayrı "politik hücre" taşıyarak büyüyor.

Gerilla ve Peşmergeye dayanan örgütlenmelerin oluşturduğu bu politik hücreler, birbirlerine tahammül ederek ve politik bir çatışmanın eşiğinde büyüyorlar.

Peşmerge’ye dayalı örgütlenmeler, Molla Mustafa Barzani’nin 1958 yılında Moskova’yı terk ettikten sonra Bağdat’a dönmesinden sonraki yıllarda, Kürdistan’ın tüm parçalarında oluştu. Gerillaya dayalı örgütlenmelerin Kürdistan’ın diğer parçalarında örgütlenmesi, 80’li yılların ikinci yarısında Bekaa Vadisinde yapılanan Mahsum Korkmaz Akademisi, sonrasına dayanmaktadır.

Böylece bu iki güç, Kürdistan’da biçimlenen "Ulus"un formasyonunun şimdiki adresleridirler. Ulusal Kongre ise dünyaya yansıyacak "Birlik Formatı" olmaktadır. Bağımsızlık, Kantonlar, Konseyler, Özyönetim ve oluşacak diğer yönetim formlarının uluslararası grantörlüğünü yapacak organ "Ulusal Kongre" olabilir. 

Sonuçta: Kürdistan’ın her parçasında, her bölgesindeki halkın et tırnakla elde ettiği her yönetim biçimi ertelenemez kadar değerli olmaktadır. Ulusal Kongre ertelenemez olduğu gibi!

Yazarın diğer yazıları