Kürdistan’a karşı Türk ulusal birliği ve Barzani’nin tarih imtihanı

Bizim gençlik yıllarımızda, bana öyle geliyor, tarih sanki hızlı yürümezdi.

“Tarihten ders” almak bu bakımdan büyük gecikmelerle gerçekleşirdi.

Şimdi tarih hızlandı.

Şunun şurasında Rojava devriminin yaşı kaç? Topu topu beş. O esnada Türk devleti bu devrimi ezmek için DAİŞ çeteleriyle saldırıya geçtiği sırada, Güney Kürdistan’ın yönetimindeki KDP ve lideri Barzani, devrimin dersleri henüz hazmedilmiş değildi.

Örneğin “bütün parçaların” birbiriyle dayanışmasından söz edildiğinde, devrimin dersleri henüz bu dayanışmanın hayati bir mesele olduğunu Güney’in dershanelerinde Barzani yanlılarına öğretmekten uzaktı. Hele “ulusal birlik” hakkındaki çabaların önemi de devrimin ABD tarafından dikkate alınmasının yarattığı atmosferde, henüz anlaşılmamıştı.

Bizim deneyimize göre, devrimin derslerinin anlaşılması için en az bir kırk yıl geçmesi gerekiyordu. Nitekim Paris Komününün dersleri, 36 yıl sonra patlayan Ekim Devriminin ışığında netleşti.

Dedik ya, tarih treni hızlandı.

Şimdi Rojava devriminin beşinci yılında, Kürdistan parçaları için “birbiriyle dayanışmanın” ve “ulusal birliğin”, aynı zamanda dört parçadaki silahlı güçlerin “ortak komutanlığının” hayati önemi olanca çıplaklığı ile, her yerde, özellikle de Erbil ve Süleymaniye’de gözler önüne serildi. Beş yıl yetmişti.

Şu anda Barzani ve arkadaşları, uzunca bir süredir kol kola yürüdükleri Erdoğan rejiminin ne denli güvenilmez, ne denli tehlikeli bir “ortak” olduğunu, Türk medyasının manşetlerine bakarak dramatik bir şekilde anlıyor olmalıdırlar. Bu manşetlerin bir kısmını burada bir kere daha analım:

KDP’nin ortağı AKP’ye bağlı Yeni Şafak’ın manşeti “Barzani Kumpası” idi. Erdoğancı İslamcılar Barzani’nin karşısına dikilmişti.

Türk Batıcı sermayesinin gazetesi Hürriyet, Türkiye ile Güney Kürdistan sınırındaki tankları görüntülediği sayfasında, “Akıllı Ol Tatbikatı” diye Barzani’yi tehdit etmişti.

AKP’nin ortağı MHP’nin yayın organı “Sınırda Kerkük Tatbikatı” manşetiyle, MHP’nin Sultanahmet’te açtığı ve üzerinde “Haydi gidek usul usul, olsun bizim Kerkük Musul” yazılı pankartın devamını, “işgal” tehdidiyle sürdürmüştü.

AKP’li İslamcıların, sözde muhalif Batıcı liberallerin ve faşist MHP’lilerin bu “milli birliği”ne başkaları da katılmıştı:

Eski Maocu Perinçek’in Aydınlık Gazetesi, etekleri zil çalarcasına “Müdahale Kapıda” manşetiyle yayınlanmıştı.

Ve nihayet, Türklerin “laikçi, ulusalcı, Atatürkçü” gazetesi Sözcü, en bayağı manşetle okurlarının karşısına çıkmıştı: “Barzani’nin biti kanlandı.”

Ne olmuştu?

Ufukta henüz izi gözükmeyen “Kürt devleti”nin kurulması ihtimaline karşı, Türklerin, Kürt Özgürlük Hareketiyle ittifak halinde olan sosyalistlerinin dışındaki bütün eğilimleri, grupları, siyasi partileri bu gazete manşetlerinin gösterdiği Kürt düşmanlığı temelinde “ulusal birlik” kurmuşlardır.

Devrime karşı AKP’yle ve Türk devletiyle ittifak kurmanın hazin sonu işte böyledir. Rojava devriminin haklılığı ve Türk faşizmine ve faşizmin uzantılarına karşı mücadelede Kürtlerin bütün parçalardaki ulusal birliğinin hayati önemi işte böyle ortaya çıkmıştır.

Artık tarih hızlandı. Hakikat eskiden olduğu gibi yarım yüzyıl sonra değil, beş yıl içinde bir güneş gibi doğuyor.

Halk soruyor:

Türk devleti, Türk siyasi partileri, medyası Kürdistan’a karşı birleşirken, sınırlarına tankların yığıldığı, her bir parçada amansız bir savaşın sürdüğü Kürdistan’ın siyasi, toplumsal güçleri neden birleşemiyor?

Barzani bu soruya doğru bir yanıt veremezse, bilelim ki, “tarih dersinden” sınıfta kalacaktır.

Yazarın diğer yazıları