Kürdistan’ı tanımak!

Trump’ın dengesiz politika izlediğini iddia edenler yanılacaklar.

ABD’nin fiziki olarak alanı terketmesini, bölgedeki siyasi yetkisi ve gücünü yitirmesi olarak tercüme edenler de yanılacaklar.

Trump, kaotik ortamlarda, paradoks yaratarak, ABD’nin çıkarlarını dünyada sağlamakta başarılı ender ABD’li Başkan olarak tarihe geçecek.

Erdoğan, Rojava ve Kürdistan ile ilgili hedeflerini tek tek yitiren ve sonunda oturduğu koltuğu da dinamitleyen tüm zamanların en beceriksiz Türk devlet adamı olarak tarihe geçecek.

Özellikle bu son savımın altını çizmek istiyorum.

Emperyal bir bölüşüm savaşı tünelinden geçiyoruz.

Halkların direnişinin kazanacağından emin olun.

Rojava’daki kadınlar kazanacak.

Rojava halkları kazanacak!

Bunu biliyorum ve Nietzsche’den uyarlayarak aktarıyorum:

“Öğleden önceki ütopya, öğleden sonraki gerçekliktir.”

Beklenmedik, ortalama us sınırlarını dinamitleyecek, gelişmelerin eşiğindeyiz.

Rojava ile Güney Kürdistan arasındaki koridoru açacak gelişmeler olabilir.

Trump’ın her gün yeni bir açıklamasından “kaotik siyaset“ sonucu çıkarılmamalıdır.

Bununla Trump, Rusya, İran ve Türkiye üçgeninde, Rojava ve İrak/Güney Kürdistan’daki manevra yönünü tayin edecek.

Asıl aktörler, ABD, Rusya ve İsrail ve inatla kaderini belirlemek için direnen Rojava halkları gündemi belirleyecekler.

Rojava’yı yakından takip ettiğimizde, kazanımları savunan, dünya kamuoyunun desteğini alan kıyasıya bir direniş gündemi belirlemekte.

Erdoğan’ı kimyasal silah ve napalm kullanmaya iten de buydu.

Ama Erdoğan’ın anti Kürt müttefiği Bağdadi’nin öldürülmesi, Türkiye gündemine düşen ilk dinamitlerden biri olarak kabul edilmeli.

Sersemledi Türk Savunma Bakanı ve Bağdadi’nin öldürülmesiyle Türkiye ilişkisini ima etmekle, Erdoğan’ın başına bir bela daha açtı (mı?).

Trump’ın Kürtler’e teşekkürü, Erdoğan’ı yasa boğan yeni bir atak gibiydi.

Komutan Mazlum‘un Twitter hesabından, Bağdadi operasyonuyla ilgili: “Amerika Birleşik Devletleri ile ortak bir istihbarat çalışmasının sonucu olan başarılı ve tarihi bir operasyondu” açıklaması, Erdoğan’ın silahlarının geri teptiğinin önemli işaretlerinden biriydi.

Erdoğan’ın son can simidi Almanya Dışişleri Bakanı Maas’ın ziyaretiydi, düşük doğum olduğunu CDU Milletvekili Röttgen “Alman dış politikasının utanç verici anı” olarak açıkladı ve bu tablo çöpe düştü.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Ceza Hukuku Mahkemesi eski Başsavcısı Carla del Ponte’nin Erdoğan’ın, Suriye’de düzenlenen askeri harekat nedeniyle savaş suçlusu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılıp Uluslararası Mahkemede yargılanması gerektiğini öne sürmesi, O’nun yargılanabileceğinin garantisi değil.

Erdoğan savaş suçlusu olarak yargılanmalı. Bunun garantisini yaratacak güç, dünya kamuoyunun BM’yi göreve çağırması sonucunda sağlanabilir.

Önermek istiyorum: “Savaş suçlusu Erdoğan yargılansın!“ talebiyle 500 Milyon imza sağlayacak acil bir kampanya başlatılmalı. Başlatıldıktan sonra 1 Milyar imza toplanırsa, dünyanın yakın tarihine imza atacak bir dünya kadınları ve halkları projesi “Rojava” kazanacak.

Ve Kürdistan tanınacak!

Yazarın diğer yazıları