Kürdistan’sız entel yıkıntı

Kişi adı vermeden yazacağım. Nedeni, bir topluluğa değinmem.

Gerilla Hareketi’nin başladığı günden bu yana, Kuzey Hareketi’nin hiçbir kazanımını, Kürdistan halkları için artı olarak görmemekte ısrar edenlerden bahsediyorum.

Kuzey Kürdistan bağımsızlıktan taraf mı, sorusuna cevap arayan anketler yaptılar. 

Bunları yaparken, "yapısal varolmayan" bir Kürdistan’dan bahsettiler.

Onlar için "Bağımsızlık”, birilerine karşı olmak için gerekliydi.

Yaşam’ın gri olmadığını biliyorlardı.

Gri teoriye sığındılar.

Gerekirse, Mesud Barzani’yi övdüler;

Kandil’siz, Barzani olamayacağını bile bile.

Bağımsız Kürdistan’dan "taraf" oldular;

Rojava’sız Güney Kürdistan’da "bağımsızlığın" mümkün olamayacağını göre göre.

Artık içiçe giren bir Kürdistan fenomenini özellikle görüntülemediler.

Ve Ortadoğu’da Kürdistan’a karşı duran güçlerin, hedefi Kürdistan’a mutlak karşı koymak olarak kaldı.

Esad’a karşı kabadayılık yapan Kasımpaşalı adam, Kürdistan karşıtı temelde, Esad ile aynı politikayı izliyor.

Türkiye, İran, ve Suriye’nin Kürdistan’a zıt ilahi koalisyonu hala devam ediyor.

Aksesuara aldanmayan, yeni bir Kürdistan politikası şekilleniyor.

Bundan dolayı da, Mesud Barzani’nin, Kobanê’de mücadele edenlerin ellerini öptüğünü belirtmesini, keskin bir viraj jesti olmadı.

Kader Birliği’ni kabul eden bir duruş ve Rojava’yı, Güney’e bağlamak üzere yapılan, tarihi bir manevra gibi algıladım.

Böyle olunca da, neden dargın, küskün ve kindar olduklarını pekala anladığım, düşüncede "entel yıkıntı" olarak gördüğüm bu topluluğun histerik çıkışlarını da anlıyorum.

Kuzey Kürdistan Hareketi, Kürdistan’ı "satsa" sevineceklermiş gibi bir poz resimliyorum.

Trajedik bir duruş!

Bağımsız olsa Güney Kürdistan?

Başkenti nerede olacak?

Barzan’da mı?

Soran’da mı?

Yaşam teorisini gerekli kılan soruların başında gelen anlaşmazlık bu.

Gerilla Hereketi’nin önerisi, Kanton sistemi.

Şengal, Barzan, Soran Kantonları.

Sonra, Botan, Serhat, Garzan, Dersim kantonları.

Tümünü biribirine bağlayan "Kürdistan Kantonlar Birliği".

Gelecekle ilgili revaçtaki teoriler bunlar.

Bu teorileri üretenler, varolmak için savaşanlar.

Yaşamaya muhtaçlar, teoriye daha da muhtaç; bunu Rojava deneyimi gösterdi.

Yüksek yoğunlukta bir çıkış!

Rojava sistemini emperyalist güçler istemeyecek.

Türkiye’deki Saray’ı sarsacak bir gelişme.

İran’daki kadınların kurtuluşu için bir manifesto gibi.

Suriye’deki kolonyalizmi asla kabul edemeyecek, özgür bir topluluk.

Son tablo, slogan dönemininin onlarca yıl geride kaldığını gösteriyor.

"Vur Gerilla vur Kürdistan’ı kur!"

Slogan‘ın yankısı şimdilerde başka bir perdede.

Çetin bir güzergah.

Boş konuşan "hoş konuşan"ları hayretler içinde bırakacak bir geleceğin hebercisi.

Üç yıl önce tahmini zor, yaşamak için direnen Rojava Devrimi gibi.

Yazarın diğer yazıları